-
Işık Doğudan Gelir
Işık Doğudan Gelir, siyasî, felsefî, dogmatik herhangi bir inancın peşinde olmayan, başka milletlere, başka fikirlere, başka düşünce ve duyma tarzlarına sonsuz bir tecessüs besleyen bir Cemil Meriç klasiği, tüm diğer eserleri gibi. Medeniyetlerin “defter-i âmâli” olan ansiklopedilerden İslâm’ın kozmolojik dok-trinlerine; İbrani edebiyatından Kitab-ı Mukaddes’e; Herbelot’nun “muhteşem abidesi” Doğu Kütüphanesi’nden, oryantalizmlerin aydınlattığı yeni medeniyetlere; Michelet’nin ve Schuré’nin “her türlü yobazlıktan uzak”, İnsanlığın Kitab-ı Mukaddesi ve Doğu Mabetleri adlı eserlerinden, Erasmus’un Cinnete Methiye’sine, başka bir deyişle Akıl’dan Cinnet’e; hermetizmden “çağdaş düşüncenin kutuplarından biri” olan İbn Haldun’a... kanatlanan ve kanatlandıran emsalsiz bir düşünce serüveni.
279.00 ₺ -
Bir Dünyanın Eşiğinde
İlk telif eseri olan Bir Dünyanın Eşiğinde o, zamana kadar "coğrafyasında tek kıta, kafasında tek yarım küre" olan Meriç'in Asya'yı özellikle "Hint"i keşfidir. Olemp'i ararken Himalaya çıkmıştır karşısına 48 yılını gömdüğünü söylediği bu kitapta, düşüncesi ve şiiriyle, dini, felsefesi, masalıyla Hint edebiyatını ve uygarlığını inceleyen Meriç'e göre, "Çağdaş Avrupa, en aydınlık taraflarıyla Hint'in bir devamıdır."
400.50 ₺ -
Umrandan Uygarlığa
Cemil Meriç'in 21. yüzyıla taşıyacağı anlaşılan batılılaşma çağdaşlaşma uygarlık tartışmalarına çok yıllar öncesinden katkı sağlayan ufuk açan denemeleri, makaleleri iki yol var insanlık için kendi kendini imha veya gerçekten insanlaşmak insanlık tek merkeze yönelen bir tür öteki türler gibi dağılıcı değil. Bu biricik düşünen türün sonu, çözülmüş olamaz. Mekan ve zamanı aşacak insan.
324.00 ₺ -
Mağaradakiler
Aydın mı dersiniz, entelektüel mi dersiniz? İki kavrama farklı anlamlar mı yüklersiniz? Aydınlardan entellektüellerden çok şeyler mi beklersiniz, hiçbir şey beklemez misiniz? Öyle ya da böyle, kültürle derinlemesine alışveriş kaygınız arsa zaman eksenine düşünce mesaisi düşünebiliyorsanız bu kavramlar üzerine kafa yorarsanız bu sorulara cevap ararsınız ufuk ararsınız. Cemil Meriç'in hakikatte içi de, dışı da bir mağarayı anlattığı kitap Mağaradakiler bir geniş ufuk kitabı.
283.50 ₺ -
Bu Ülke
Bu ülkede, Cemil Meriç'in "aynı kaynaktan fışkırdılar" dediği eserler dizisinin önemli bir halkası. "Bir çağın, daha doğrusu bir ülkenin vicdanı olmak, idrakimize vurulan zincirleri kırmak, yalanları yok etmek, Türk insanını Türk insanından ayıran bütün duvarları yıkmak" isteği Cemil Meriç'in düşünme ve yazma çabasına her zaman yön vermiştir. Elinizdeki kitap bir isteğin belki de en fazla berraklaştığı eseri: "Bu sayfalarda, hayatımın bütünü, yani bütün sevgilerim, bütün tecrübelerim var. Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülakata bu kitabı yazmak için geldim:
315.00 ₺ -
Gazi Mustafa Kemale Cevaplar
Milli Mücadele kumandanlarımızdan Kazım Karabekir'in en önemli iddialarını kaleme aldığı bu kitabı, ilk yayınlanma hikayesinden başlayarak tarihî bir vesika gibidir. Yayınlanması engellenen, ilk baskıları yakılan bu kitapta Karabekir, Mustafa Kemal Paşa hakkında radikal suçlamalarda bulunur. Gazi Mustafa Kemal'in Milli Mücadele için istekli olmadığını, Sultan Vahdettin'i başta tutmak için çalıştığını, O'nu Anadolu'ya gönderenin de İngilizler olduğunu yazar. Sonraki yıllarda cereyan eden birçok tartışmanın temelinde bu kitapta yazılan suçlamalar ve yorumlar vardır. Kitap, Karabekir'in yayınladığı belgeler sebebiyle sıradan bir hatıra kitabının ötesinde belgeli bir tarih metnine dönüşmüştür. Ne var ki ortaya atılan iddialar da yine kitabın içindeki bazı metinlerle kendini sorgulamamıza yol açar. Fevzi Paşa'nın Mustafa Kemal Paşa'yı tutuklamak üzere Karabekir'den yardım talep ettiği, Mustafa Kemal'in Fevzi Paşa'ya suikast girişimi, Mustafa Kemal ve çevresinin Bolşeviklik hevesleri gibi iddialara karşılık kitabın son kısmında Mustafa Kemal Atatürk'ün el yazısıyla bu kitaba düştüğü notları da yayınlıyoruz. Ayrıca tarihçi Enver Ziya Karal ile bir araya gelen Kazım Karabekir'in, Nutuk'ta yanlış yazılan kısımlara dair verdiği bilgilere karşılık, Karal'ın Karabekir'e yazdığı cevabı da kitapta okuyabiliyoruz.
26.60 ₺ -
Bir Devrin Bittiği Yer Çanakkale
Etrafında ihtilafsız ittifak edebileceğimiz ortak değerleri öne çıkarmamızı gerektiren günler yaşıyoruz… Tarih ortak değerlerimizden biridir… Özellikle Çanakkale Zaferi, yakın tarih içindeki yeri bakımından, son derece anlamlıdır. Anlamlıdır, çünkü “Osmanlı bitti, bir daha dirilemeyecek şekilde yere serildi” denilen bir zamanda kazanılmıştır. Mahiyeti itibariyle bir diriliş cehdi, aynı zamanda da birlik-beraberlik sembolüdür. Bu itibarla Çanakkale mücadelesini kazanan ruhu keşfetmeye ve kavramaya muhtacız. Hatırlayalım ki, Çanakkale Zaferi, Avrupa’nın “Hasta Adam” damgasını vurduğu bir milletin varlık mücadelesidir. Mücadele kaybedilseydi her şey biter, o moral çöküntüsü içinde İstiklâl Savaşı bile verilemezdi. Ama kazanıldı. Tarihin yolu ve yönü değişti. Bir millet ateşle imtihan olundu Çanakkale’de, tarihle hesaplaştı ve kendi varoluş tarihini yeniden yazdı.
105.00 ₺ -
Siyonizm Ve Filistin Sorunu
Milliyetçi Yahudiler, Siyon Dağı’nın eteklerinde bir Musevi devleti kurmak istediklerinden beri Siyonizm ve Filistin Sorunu sadece Ortadoğu’nun değil, bütün dünyanın gündeminde. Theodor Herzl’in fikir babalığını yaptığı 19. yüzyılın sonlarından bu yana Avrupa ve pek tabi Osmanlı’nın politikasını etkilediği ‘siyasi Siyonizm’, bugünlerin reel politiğine uzanıyor. Çünkü ABD Başkanı Donald Trump’ın Balfour Deklarasyonu’nun 100. yılında Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması, bütün dünyayı ayağa kaldırdı. Peki, nasıl oluyor da üç dinin kutsal kabul ettiği bir şehir, bütün kıtaları harekete geçirmeyi başarıyor? Prof. Dr. Mim Kemâl Öke’nin kaleme aldığı ve mazisi doktora yıllarına dayanan Siyonizm ve Filistin Sorunu (1800-1923) adlı eser, meselenin tarihsel kökenlerini inceliyor. Gelişmeleri, son derece objektif, soğukkanlı ve ‘olması gerektiği gibi’ aktarıyor. Günümüzde sıklıkla karşımıza çıkan Abdülhamid Han, İttihatçılar ve Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili de çarpıcı tespitlerde bulunuyor. Kitaptan Alıntılar İttihatçılar, II. Abdülhamid'in Siyonizm’e karşı tutum ve politikasını devam ettirdiğini bir kez daha gösterdi. II. Abdülhamid Herzl’e Mezopotamya petrolü de dâhil olmak üzere tüm Türkiye madenlerinin işletilmesini Musevi teşekküllerine verebileceğini söylemişti. II. Abdülhamid, Siyonizm’i siyasi bir mesele olarak görmüş ve Musevilerin kitlesel olarak Filistin'e yerleştirilmelerine karşı çıkmıştı. Vatan şairi Namık Kemal Bey'in oğlu Ali Ekrem Bey Filistin'e tayin olur olmaz Siyonizm’le mücadele etmiştir. Unutmamak gerekir ki İttihatçıların İslamcılığı, çağdaş koşullara uygun, hatta çağdaşlaştırıcı bir İslamcılık olacaktı. Bu İslamcılık, Hıristiyan Batı'nın sömürgeciliğine karşı bir savunma mekanizması ya da isyan bayrağı niteliğinde bir hareket olacaktı. Arap aydınlar, Balkan Savaşı sonrası, “Musevi göçüne evet; Türk göçüne hayır!” demişlerdir. İttihatçılar, 1913 Babıâli Baskınıyla Kamil Paşa hükümetini değil, İngiltere’yi devirmişlerdi. I. Dünya Savaşının ilk üç yılı Osmanlı Devleti için zaferler dönemidir. Cemal Paşa’ya göre İslamiyet'in en büyük düşmanı İngilizlerdir. Cemal Paşa, insaniyet adına Musevilerin savaştan zarar görmelerine ne kadar karşıysa siyasi boyutu olduğunu düşündüğü Siyonizm’in de harp gailesinden yararlanıp; Filistin'de bir ayrılıkçı harekete dönüşmesine ve gelişmesine o kadar karşıdır. Mekke şerifi Şerif Hüseyin, “Bizim üzerine titrediğimiz bu manevi zenginlikler Turan ırkı tarafından hayâsızca çalınmaktadır.” diye haberler yaptırıyordu. Filistin Meselesini en az Sultan Hamid kadar, İttihatçılar da savunmuştur. İngiliz Allenby Kudüs’e girdiğinde, “Haçlı Seferleri bugün bitti.” demiştir. Yahudi aydınlara göre Lawrence, ‘gizli bir siyonist’tir. Lawrence’ın amaçlarından biri de Siyonistlerle Arap milliyetçileri uzlaştırmaktır. Sebil-ür-Reşad, Hüseyin'in yolsuzluk ve entrikalarını kapsayan geniş bir yayın yapmış, onun bu özelliğini delillerle vurgulamıştır. Lozan’ın hiçbir yerinde gizli madde yoktur! Filistin'in ‘mesele’ olarak dünya politikasına girişi, Siyonizm’in ürünüdür. Abdülhamid Herzl’le Siyonistlerin lideri olarak değil, Neue Freie Presse gazetesinin yazarı olarak görüşmüştür.
314.50 ₺ -
Babam Sultan Abdülhamid
“Otuz üç sene millet ve devletim için, memleketimin selâmeti için çalıştım. Elimden geldiği kadar hizmet ettim. Hâkimim Allah ve beni muhakeme edecek de Resûlullah’tır.” “Günün birinde umumî bir harbin çıkacağına hiç şüphe yoktu. Fakat bizim bu işe atılmamız büyük bir cehalet ve tedbirsizlikti. Selâmetimiz tarafsız kalmaktaydı.” Sultan Abdülhamid Meşrutiyet’le başlayan, 31 Mart ile devam eden ve tahttan azille son bulan çalkantılı bir devrin padişahı: Sultan II. Abdülhamid. İstanbul’da Yıldız Sarayı’nda başlayan, Selânik’te Alâtini Köşkü’ne uzanan ve yine İstanbul’da Beylerbeyi Sarayı’nda sona eren bir ömrün hikâyesi… Osmanlı Devleti’nin ve dahası dünyanın talihini değiştiren bu devrin en yakın şahitlerinden biri: Sultan II. Abdülhamid’in kızı Ayşe Osmanoğlu. Sultan olarak sarayda doğan, özenle yetiştirilen, sonra ülkesinden kovulan, gurbette hayata tutunmaya çalışan bir kadının, unutulmasın diye yazdığı ve Türk milletine yadigâr bıraktığı hatıraları… Elinizdeki bu hatırat, Abdülhamid’i sadece padişah olarak değil; bir oğul, eş ve baba olarak okuyucuyla buluşturuyor. Unutulmuş saray âdetlerinden bayram sofralarına; Abdülhamid’in kişisel yaşamından, döneme dair başka hiçbir yerde bulunamayacak bilgilere yer veren eserde dedikodu ve rivayetler üzerinden aktarılan bir dönem, o zamanları bizatihi yaşamış birinin kalemiyle aydınlatılıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemleriyle ilgilenen okurlar, hakikatin peşine düşen tarihçiler ve tarihseveler için bir başucu eseri!
218.30 ₺ -
Türklerin Tarihi 2
“Türkler tarihin her safhasında görünen, tarihi inşa eden kavimlerden biridir. Bugünkü medeni dünyada hiçbir eski dünya kavmi ve ülke yoktur ki Türkler olmadan tarihini yazabilsin. Mutlaka, Türkleri ve Türk tarihini bilmek zorundadır ki kendi tarihini anlayabilsin.” İLBER ORTAYLI Türklerin Tarihi kitabında Marmara’da küçük bir beylik olarak doğan, gelişen ve kuruluşunun üzerinden 150 yıl geçmeden Balkanlar’da ve Ege’de hâkimiyet tesis eden, Akdeniz dünyasının son muhteşem imparatorluğu olan Türk İmparatorluğu’nun üç kıtaya yayılmasına şahitlik edeceksiniz. Sultanü’l-Berreyn ve Hakanü’l-Bahreyn (İki Karanın ve İki Denizin Hükümdarı) olan Fatih Sultan Mehmed gibi bir Rönesans hükümdarının dünyasına eşlik ederek; Türk tarihinin büyük asrı, dünya tarihinde birçok değişime neden olan 15. yüzyılın bilinmeyenlerini öğreneceksiniz… Bugün Avrupa, Balkanlar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da, sayıları yirmiyi aşan çeşitli dil, din, ırk ve siyasal rejime sahip ülkenin ortak tarihini okuyacaksınız… Hepsi birbirinden değerli Türk sultanların başarılarını görecek; harp teknikleri Rönesans kadar Asyai Türk tekniklerine de dayanan dünyanın en güçlü ordusunu tanıyacak ve kısa sürede Üçüncü ve son Roma İmparatorluğu’nun nasıl kurulduğuna şahitlik edeceksiniz. Anadolu’nun bozkırlarından Avrupa’nın içlerine, İlber Ortaylı’nın satırları arasında dolaşmak isteyen her yaştan okurun zevkle okuyacağı bir başucu kitabı…
51.80 ₺ -
Osmanlıyı Kuran Şehir
Hepimizin içinde ara sıra sebebini bilemediğimiz bir ‘Bursa’nın daveti’ çınlar. ‘Kalkıp Bursa’ya gitsem, onun diriltici çeşmesinden kana kana içsem ve yenilensem’ deriz sıkıntılı anlarımızda. Aslında hatırlanması bile başlı başına bir kurtuluş reçetesi olarak boy veren boşluğunu hissettiğimiz bir şehirdir o. Daha doğrusu, içimizdeki şehir hasretinin belli başlı parçalarının yeryüzüne hünerle nakşedilmiş bir suretidir Bursa’da aradığımız. Kendi yüzümüzdür. Kaybettiğimiz yüz.. Aslında Abdülaziz döneminden itibaren Osmanlılar da bu ‘kayıp yüzü’ aramışlar ve onu Bursa’da bulmuşlardı. Bursa onlar için Osmanlı kudretinin sırrını muhafaza eden bir ‘kara kutu’ydu; kuruluş devrinin saflığını, enerjisini, heyecan ve coşkusunu kubbe ve minarelerine içirmiş bir ‘iç deniz’ gibiydi o. Bu kaynağa ulaşmak ve onun diriltici atmosferinde yıkanmak, 1,5 asırdır rüyamız olmuş. Bu "rüya" devam ediyor olmalı ki, içinde Bursa fokurdayan nesiller onda hâlâ bir şeyler (ne acaba?) bulmak için bir sabah uyanıp ‘Ben Bursa’ya gitmeliyim’ diyebiliyorlar. Bursa, tarihte mühürlediği mektupları onların önüne açacakmış gibi bir tutku ile gidiyorlar. Çanakkale gibi tıpkı... Mustafa Armağan da Bursa’nın cazip davetine koşanlardan biri. Onun için Bursa, tüketilecek ve eskitilecek turistik bir gezi objesi olmaktan fersahlarca uzakta gülümseyen keşfedilmeyi bekleyen bir kıta. Bursa’yı ‘Osmanlıların ilk başkenti’ olarak değil, ‘Osmanlı’yı kuran şehir’ olarak dünyamıza dikmeye çabalaması bu yüzden. Osmanlı’nın 3 kıtada çınlayan görkeminin sırları, Bursa’nın önüne diktiğimiz asırlık surların arkasında, bizi sabırla bekliyor diyor yazar ve ekliyor: Osmanlı’ya bir de Osmanlı’yı kuran şehrin penceresinden bakın!
62.90 ₺ -
Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler
Eserin tarihte incelenmesi gereken pek çok konuya dikkat çekmesi ve araştırmacıları bu alanlara teşvik etmesi, yazarın tarihi tahlil etmedeki “üçüncü göz” yaklaşımı ve olayları değerlendirirken takındığı “tarihe doğru soruları sorma” tutumu elbetteki övgüyü hak ediyor. Üstelik Osmanlı toplumunda Zındıklar ve Mülhidler kendi alanında önemli bir boşluğu doldurduğu gibi şimdiden klasik bir eser niteliğinde. Tufan Gündüz, Virgül, 56- 1999 Bu esaslı ve zihin açıcı çalışma gösteriyor ki zındıklık ve mülhidlik ile itham olunan çok az kişi kendilerine yöneltilen suçlamalarla hayatlarından olmuşlardır. Yine de ortaçağ Hıristiyan dünyasında ortadan kaldırılan heretiklerin veya engizisyon kurbanlarının sayısı ile karşılaştırıldığında ölüm miktarlarının ne kadar küçük olduğu dikkat çekicidir. Ocak birçok açıdan imparatorluğun imajını sergileyen önemli bir kitap yazmıştır ve ümit ediyorum ki bu kitap, Osmanlı İslamı alanında yeni çalışmalara ilham kaynağı olacaktır. Gottfried Hagen, (Archivum Ottomanicum 18- 2000) Yazar bir defa daha, orijinal araştırmalarla ve kitabın ekinde ilk defa yayınlanan veya tercüme edilen muhtelif anahtar belgelerle alana ciddi bir katkıda bulunmuştur. Her şeyden önce, Zındıklar ve Mülhidler, Ocak’ın çoğu zaman birbirleriyle ilişkisiz veya türdeş olmayan Osmanlıca, Arapça ve Farsça kaynaklar üzerindeki etkileyici hâkimiyetinin sağladığı avantajdan tam olarak faydalanmaktadır. Aynı şekilde eser, yazarın hem çağdaş Türklerin çalışmaları hem de oryantalist literatür ile kurduğu eleştirel ilişkiyi de sergilemektedir. Profesör Ocak Osmanlı toplumunda herezinin sosyal tarihinin ustaca ve zihin açıcı bir sentezini ortaya koymaktadır ki yakın zamanda bu nitelikte bir çalışma görülmeyecektir. Stefan Winter, University of Chicago (The Turkish Studies Association Bulletin, 242-2000)
370.00 ₺ -
Tarih Konuşuyor Seti 8 Kitap
Geçmişimizi ayakta tutan manevi dinamikleri bilmek, onları güçlü yapan unsurları göz önünde bulundurmak bugünkü başarımızın yegâne sebebidir. Onları en iyi şekilde anlamak hem tarih kitaplarını okumaktan hem de yaşadıkları ve mücadele verdikleri yerleri ziyaret etmekten geçer. Televizyon ve gezi programlarıyla 7’den 70’e herkese tarihi sevdiren Talha Uğurluel’in kaleminden, bilinmeyen birçok bilgiyle dolu, yüzlerce fotoğraf, minyatür ve harita eşliğinde, Osmanlı Tarihi’ne muhteşem bir yolculuk… Dünyaya Hükmeden Sultan Kanuni Kanuni’nin Akıl Oyunları Tarih Tıbbı Konuşturdu-1 Tarih Tıbbı Konuşturdu-2 Sarayın Kutsalları Çanakkale Savaşları Ve Gezi Rehberi Mekânlar ve Olaylarıyla Hz. Muhammed’in(sas) Hayatı Osmanlı’nın Kalbini Bekleyenler
137.04 ₺ -
Vurun Osmanlıya
“Hükümet-i mutlaka devrine ait tuğralar ve halkını tutsak eden hükümdarların methedilmelerini havi levhalar bulunmaktadır. Ekserisi en hasis bir çıkar amacıyla yazılmış ve kazdırılmış olan bu levha ve tuğraların bu haliyle bırakılması ve mesela Cumhuriyet fikriyle beslenen bir okulun kapısının üzerinde bir padişahın armasının ve methiyesinin bulunması kadar garip bir manzaraya, Cumhuriyetle idare olunan başka ülkelerin hemen hiçbirisinde tesadüf edilemez. Yetişecek neslin fikirlerinde istibdadın en ufak bir eserini bile bırakmamak azminde bulunduğumuza nazaran bu gibi methiyelerin hâlâ mebânî-i resmiye ve milliyede kalması kabul edilemez.” TBMM II. Dönem Rize Mebusu Ekrem Rize Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünün hemen ardından Cumhuriyet Türkiyesi’nin ilk Büyük Millet Meclisi tutanaklarında millet olarak mazimize ve atalarımız olan Osmanlı İmparatorluğu’na karşı kin ve nefretini kusan bazı mebusların hitaplarına rastlanır. Bu olaylar arasında en utanç verici olanı; II. Dönem Milletvekilliği yapmış olan Ekrem Rize’nin hazırlayıp, muhtelif celselerde savunduğu ve yasalaşmasını sağladığı 1057 sayılı: “Türkiye Cumhuriyeti dahilinde bulunan bilumum mebânî-i resmiyye ve milliyye üzerindeki tuğra ve methiyelerin kaldırılarak yerine Cumhuriyet armasıyla Cumhuriyetin tarih-i kabulünün hakkettirilmesine dair” kanun olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun Türklüğü yok ettiğine inanan Ekrem Rize’nin, resmen uygulamaya girmesine neden olduğu bu yasa ile,Türkiye’de Osmanlı İmparatorluğu’ndan intikal eden tüm millî ve resmî binalardaki tuğra ve kitâbeler ağır tahribata maruz kalmış, kazınıp yok edilmiştir. Osman Öndeş, Vurun Osmanlı’ya kitabıyla hâlâ yürürlükte bulunan, benzeri hiçbir medeniyette görülmemiş bu kanunun tarihî sürecini, sonuçlarını ve örneklerini pek çok fotoğrafla birlikte ilk defa anlatıyor.
20.35 ₺ -
Malta Kuşatması Kanuninin Amirali Turgut Reisi
Malta Kuşatması sırasında Büyük Üstad Jean Parisot de la Valette katedrale toplanan şövalyelere şöyle seslenmişti: “Yaklaşan istila tehdidi, Haçile Hilal’in amansız boğuşması olacaktır. Bu savaş Haç ve Hilal’in ölüm kalım mücadelesidir.” “Akdeniz’de Hristiyanlık Âleminin Başbelası”, “Sultanların Amirali”, “İslâm’ın Kılıcı”…Turgut Reis adına yazılmış Batı kaynaklı eserlerde hemen hemen her tarihçi aynı kanaati ortaya koyar. Onu anlatan satırlar, yiğit bir düşmana, zeki ve cesur bir korsana armağan edilmiş gerçek övgülerdir. Batılı tarihçilerin kaleminde Turgut Reis, Kapudân-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa’ya denk, ünlü Venedik Amirali Andrea Doria’dan üstün, Timurlenk kadar usta, Fatih Sultan Mehmed kadar zeki ve ünlü, kendini beğenmiş Şarlken’in en büyük komutanlarını perişan edecek kadar askerî dehası olan bir kişilik şeklinde tanımlanmıştır. Kanuni Sultan Süleyman zamanında, 1565 yılında Akdeniz’de hakimiyet sağlamak üzere Türk levendleriyle Malta üzerine sefere çıkan Turgut Reis, diğer bir deyişle Osmanlı filosu, Haçlı şövalyeleriyle karşı karşıya gelmiştir. Osmanlı İmparatorluğu ile Hıristiyan Birliği arasındaki rekabetin doruk noktasını teşkil eden bu sefer Osmanlı Tarihi için çok önemli ama maalesef detayları göz ardı edilmiş bir kuşatmadır. Genç yaşta levend olarak korsanlığa başlayan, kısa sürede Kapudân-ı Derya olan Turgut Reis’in şehid olduğu Malta Kuşatması, aile geleneği ve kökeni bahriye zabitliğinden gelen araştırmacı yazar Osman Öndeş’in kaleminden okurlarla buluşuyor.Belli bir süre Malta’da yaşayan ve kuşatmanın geçtiği yerleri tek tek gezerek notlar alan, yeni bilgilere ulaşan Öndeş, bu büyük Türk denizcisini ve Malta Kuşatması’nı birçoğu ilk defa yayınlanan belge ve fotoğraflarla okuyucusuna sunuyor.
14.80 ₺ -
Abdülhamidi Deviren Kurşun
"Hakan Özdemir ilk defa gün yüzüne çıkan kaynaklarla sadece Şemsi Paşa suikastı değil, Jön Türk ‘İhtilâli’ hakkında bildiklerimizi de ustaca hesaba çekmiş ve tarihimizin bu önemli kesitinin sorunlu kronolojisini düzeltmiştir. Bunu yaparken olağanüstü çalışkanlığı ve titizliğiyle mühendis kökenli tarihçi olmanın kendisine sağladığı avantajlardan yararlanmıştır. Ezberleri bozacak bir kitap!" Doç. Dr. Abdülhamit Kırmızı Fransız İhtilâli’nin “hürriyet”, “eşitlik” ve “kardeşlik” sloganlarına “vatan” ve “adalet”i de ekleyen 1908 İhtilâli kuşkusuz, Osmanlı tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Reval Buluşması’yla başlayıp Meşrutiyet’in ilanı ile sonuçlanan ihtilâl süreci, Abdülhamid rejiminin çöküşünün en önemli sebeplerinden olduğu için büyük öneme sahiptir. Resneli Niyazi isyanını bastırmak için görevlendirilen Şemsi Paşa, Teğmen Atıf’ın düzenlediği suikast ile Manastır’da öldürülürken, Enver Paşa’nın da içinde olduğu İttihatçıları yok etmek amacıyla Firzovik’te topladığı Arnavut birlikler kısa bir süre sonra isyancıların safına geçmiştir. Bu kitap, dünya tarihinin belki de en sıkıntılı döneminde, otuz üç yıl gibi oldukça uzun bir süre Osmanlı Devleti’ni yönetme başarısını gösteren Sultan II. Abdülhamid’in fiilî olarak devrilişini incelemektedir. Hakan Özdemir, Şemsi suikastını dedektif titizliğiyle araştırmış; suikastla ilgili belgeleri, soruşturma raporlarını ve resmî yazışmaları sistematik bir analize tabi tutmuştur. Arşiv belgelerinin yanında, dönemin canlı tanıklarının hatıratları ve çok sayıda araştırmadan faydalanmıştır. Ayrıca Rumeli Genel Müfettişi Hüseyin Hilmi Paşa’nın özel evrakını ilk defa, ihtilâl sürecindeki olayları ortaya çıkarmak için detaylı bir şekilde kullanmıştır. Şemsi Paşa’nın ölürken dilinden dökülen, “Beni zabitler bitirdi” sözü, sadece kendisinin değil; âdeta Abdülhamid’in de son sözü olmuştur… Drahor kıyısında Atıf’ın tabancasından çıkan kurşun, Manastır’da Şemsi Paşa’yı; İstanbul’da ise son imparator Sultan II. Abdülhamid’i devirmiştir.
203.50 ₺ -
Denizler Fatihi Piyale Paşa
Kanunî Sultan Süleyman dönemi Osmanlı’nın denizdeki başarılarının zirvesini teşkil eder. Bu dönemde Barbaros Hayreddin Paşa’dan Turgut Reis’e, Oruç Reis’ten Piyale Paşa’ya kadar birçok denizci yetişmiş ve bunlar, Osmanlı donanmasını deryalarda tek söz sahibi haline getirmişlerdir. Denizler Fatihi Piyale Paşa adlı bu eser, Kanunî döneminin Barbaros Hayreddin Paşa’dan sonra en büyük Kaptan-ı deryası Piyale Paşa’yı ve onun en önemli seferlerinden biri olan ve Akdeniz’deki Osmanlı hâkimiyetini sağlamlaştıran Cerbe Zaferi’ni anlatmaktadır. Bu çalışmanın bir kısmı, dönemin önemli âlimlerinden Şaban Nidâî’nin, orijinal nüshası Londra’daki British Library’de bulunan Cerbe Kalesi Fetihnâmesi adlı eserinin Osmanlı Türkçesine çevirisinden oluşmaktadır. “Kayı” dizisiyle Osmanlı Tarihi’ni herkese sevdiren Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil ile İbrahim Pazan’ın hazırladığı bu eserde, nefis bir hatla yazılmış fetihnamenin tıpkıbasımı da yer almaktadır. Eser bu özelliği ile Osmanlı Türkçesini öğrenmek isteyenlerin başucu kitaplarından biri olacağı gibi, pek az çalışmanın yapıldığı Osmanlı Deniz Tarihi alanında da büyük bir boşluğu dolduracaktır.
229.40 ₺ -
Tapınak Şövalyelerinden 15 Temmuza Kumpas Tarihi
Tarihin ilk siyasi suikastçısı Hasan Sabbah’ın başarısının ardındaki sebepler nelerdi? Karmatîler’in, yüzyıllar sonra komünistlere ilham veren fikirlerinin kaynağı neydi? Sultan II. Abdülhamid’e düzenlenen suikastın arka planında nasıl bir kumpas vardı? Osmanlı’daki paralel devlet yapılanması nasıl sonuçlanmıştı? Halaskâr-ı Zabitan darbesinden, FETÖ darbesine değişen ne olmuştu? Cumhuriyet dönemi darbelerinde medyanın rolü neydi? Tarih kadar eski olan devlet içi illegal yapılanmalar, ortaya çıktıkları devletler için başlıca problemlerden biri olmuştur. Büyük Selçuklu Devleti’ne karşı Haşhaşiler ve Tapınakçılar, Osmanlı’da isyan ve baskınlar, Türkiye Cumhuriyeti’nde 1960, 1971, 1980 darbeleri ve son olarak 15 Temmuz darbe girişimi… “Tarihi Sevdiren Adam” Yavuz Bahadıroğlu, Tapınak Şövalyeleri’nden 15 Temmuz’a Kumpas Tarihi kitabıyla, bu yapılanmaların ardındaki sebepleri irdeliyor. Kumpasların tarihsel sebepleri, perde arkası, toplumsal etkileri gibi pek çok konuda merak edilen sorulara tarihsel perspektifte cevap veriyor.
150.00 ₺ -
Padişahların Akıl Hocaları
İnsan nasıl ki beden ve ruhsa, akıl ve kalpse, görünenin ardında bir görünmeyen yani ki gönlü varsa, devlet dediğimiz dahi öyledir. Ecdat cihana hükmetmeden önce gönüllere hükmetmeyi, şehirlere girmeden önce gönüllere girmeyi şiar edinmiştir. Ve bilmiştir ki gönüllere girilmeden şehirlere girilemez! Bu yolda devleti idare edenler, evvela gönüllerini terbiye etmiş ve gönüllerine hükmetmiş, kul olmayı bilmişlerdir. Ve bu maksadı kendilerine her daim anlatacak ve unuttuklarında hatırlatacak bir hocanın hemen yanında bulunmayı şeref farz etmişlerdir. Yoksa “Evliya ve enbiyaya intisabım var” demeleri, “Sultanlık bir kuru kavga imiş” deyip de gönüllerindekini bu denli söylemeleri başka bir sebepten değildir. Ecdadın kurduğu bu gönül medeniyetinin görünen yüzü, sureti padişahlar ise bunun bir de ardında olanı, sireti ve bu bedenin bir gönlü ve aklı olması gerek. İşte bu kitapta görünenin ardında olanı, gönül medeniyetinin esas mimarlarını ve sultanların sultanlarını okuyacaksınız…
180.00 ₺ -
Kayıp Cennet 12 Adalar
12 Adalar, yüzyıllardır pek çok devlet tarafından fethedilmiş, uğruna savaşlar yapılmış, jeopolitik olarak önemli yere sahip bir konumdadır. Osmanlı İmparatorluğu da bu öneme binaen Adalar’a pek çok sefer düzenlemiş, bölgeyi fethetmiştir. Fakat daha sonra Batılı devletlerin türlü planlarıyla önce İtalya’ya sonra ise Yunanistan’a verilmiştir. Tarihçi-Yazar Yılmaz Altunsoy, belgeler ışığında 12 Adalar’ın tarihini ve günümüzdeki siyasi önemini inceliyor, barış eksenli bir çözüm reçetesi sunuyor.
120.00 ₺ -
Harp Sanatı Muallimi Fatih Sultan Mehmed
Namık Kemal, Tanzimat Dönemi’nde düşünce, sanat ve siyaset alanlarında oldukça önemli bir konuma sahiptir. Namık Kemal’in bu dönemde yapmış olduğu çalışmalar ve vermiş olduğu eserler Türk edebi ve fikir dünyasına yeni boyutlar kazandırmıştır. Namık Kemal’in kaleme aldığı önemli eserleri arasında, Fatih Sultan Mehmed Dönemi’nin siyasi tarihini irdelediği ve nihayetinde nitelikli bir ‘Fatih Sultan Mehmed’ okuması sağlayan çalışması da yer alıyor. Bir Harp Muallimi Fatih Sultan Mehmed kitabında: II. Mehmed’in şehzadeliği sırasındaki eğitim süreci, Sahip olduğu ince zekâsı, Tahta çıkış süreci, Fatih’i fatih eden hâllerinin inceliği, Fatih’in İstanbul’a niyet etmesi ve bunu başarmak için bütün imkânlarını seferber etmesi, Harp sanatında bir deha olduğunu ispat edercesine İstanbul’un fethi esnasında geliştirdiği askerî icatları değerlendirilip aktarılıyor.
22.50 ₺ -
Bir Osmanlı Var İmiş
Koray Şerbetçi’nin kaleme aldığı Bir Osmanlı Var İmiş kitabı Nesil Yayınları’ndan çıktı. Koray Şerbetçi bu kitabında Doğulu fikir ve kültür yapısıyla Batılı fikir ve kültür yapısını kıyaslıyor. Yani, Batı Avrupa kültürü ile Osmanlı kültür yapısını mukayeseli olarak ortaya seriyor. Böylece Osmanlı’yı derinlemesine anlayacak, 600 yıllık bir devlet yapısı ve tecrübesini anlarken bu yapının ardındaki ruh hâllerini de yakalama fırsatını bulacaksınız. Bir Osmanlı Var İmiş kitabında: Osmanlı’nın yalnızca bir devlet olmadığını, Osmanlı’nın bir hayat tarzı, bir insanlık modeli olduğunu bulacaksınız. Aynı zamanda: Osmanlı insanının; devlet kurucu pratik aklını, savaş meydanındaki coşkusunu, ölüm gerçeği karşısındaki kayıtsızlığını, keyiften ne anladığını, diplomasideki kendinden eminliğini, neye iman ettiğini, ekonomide kazanmak ve kaybetmekten ne anladığını, felaket ve neşe karşısında nasıl bir tutum takındığını anlayacaksınız.
105.00 ₺ -
Kayı Seti 11 Kitap
11 Cilt Kayı Bayrağı Hediyeli, BAŞINDAN SONUNA DEVLET-İ ALİYYE TARİHİ Bazı devletler tarih sahnesinden çekilmiş görünür ama izleri ve tesirleri, hatta ruhu kolay kolay silinmez. Zaten tarihin vazifesi de insanlığın ölümsüz romanını ortaya sermektir. İşte etkisi ve ruhu halen devam eden ender tarihi varlıklardan biri de Osmanlı İmparatorluğu ve onun ruhudur. Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil KAYI/ Bir İmparatorluk Tarihi setinde Söğüt’te kurulan devletin adım adım bir cihan imparatorluğuna dönüşümünü, zirve noktasında yaşamaya başladığı sorunları ve son yüzyılına damga vuran çatışmaları, toparlanma çalışmalarını ve akıl oyunlarını kendine has akıcı üslubu ile anlatıyor, Kayı boyunun ölümsüz hikayesini okura adeta yaşatıyor. KAYI I / Ertuğrul’un Ocağı KAYI II / Cihan Devleti KAYI III / Haremeyn Hizmetinde KAYI IV / Ufukların Padişahı: Kanuni KAYI V / Kudret ve Azamet Yılları KAYI VI / İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş KAYI VII / Kutsal İttifaka Karşı KAYI VIII / Islahat, Darbe ve Devlet KAYI IX / Sonun Başlangıcı KAYI X/ II. Abdülhamid Han KAYI XI/ Elveda
2299.50 ₺ -
Çanakkale Ruhu
Artık tükendiği, tarihten silineceği düşünülen Osmanlı Devleti’nin, üzerindeki tozları silkerek ayağa kalkışından bugüne tam 100 yıl geride kaldı. Ancak tarihte bu kadar kritik bir rolü olan Çanakkale Savaşı’na son yıllarda gösterilen ilgiye rağmen hâlâ savaşın kıymeti, nedeni ve niçini tam anlamıyla anlaşılamamıştır. Öyle ki savaşla ilgili tartışmalar hep kabuğa takılmış, bir türlü öze inememiştir. Ardından küllerinden doğan yeni Türkiye ve yeni neslin de Çanakkale Zaferi’nin 100. yılında bu zaferi ne kadar anlayabildiği de tartışmalı bir mevzudur. Halil Ersin Avcı bu çalışmasıyla; savaşla imha olma aşamasına gelen milletin gençliğini, şimdi aynı savaşı anlamaya ve burada hayatlarını verenleri yaşatma azmine bir miras gibi sahip çıkmaya davet ederek; Çanakkale Savaşı tarihini kısaca hatırlattıktan sonra, örnek yaşam hikâyelerine de değiniyor ve en önemlisi herkesi Çanakkale Cephesi’nde ortaya çıkan birlik ve beraberlik ruhu olan Çanakkale Ruhu’nu hissetmeye çağırıyor. Çanakkale Savaşı’nın ve orada canlarını veren şehitlerimizin neler için fedakârlıkta bulunduklarının tam olarak anlaşılmasının; ortaya konan birlik ve beraberlik ruhunu, yani Çanakkale Ruhu’nu milletimize anlatmanın tam zamanı!
148.00 ₺ -
Valide Sultanlar ve Harem
“Çeşitli yabancı gezginlerin, bir kısmı dilimize de çevrilmiş olan fantastik tasvirine inanılacak olursa, sarayın büyülü bir yer olmadığını hayal etmemek güçtür. Fakat sarayın asıl güzelliği içindeki düzende ve burada yaşayan güçlü kişilerin hizmetine bakacak olanların eğitiminde yatar.” Petis de la Croix Onlar, yedi iklime hükmetmiş bir cihan imparatorluğu olan Osmanlı Devleti hükümdarlarının en değerli varlıkları, analarıydılar. Onlar, padişah evinin en yetkili ismi; valide sultandılar! Onlar, yaptırdıkları camii, medrese, hastane, külliye, han, hamam ve çeşme gibi hayır eserleriyle Osmanlı Coğrafyası’na mühürlerini vurdular. Onlar, milletin, dinin ve devletin bekâsı uğruna, ciğerpâreleri çocukları feda edilirken sabrın timsali oldular. Onlar, Enderun’daki devlet adamlarının eşlerini yetiştirmek suretiyle imparatorluğun her yerine İslâm ahlakının yayılmasını sağladılar. Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Hayme Ana’dan Gülbahar Hatun’a; Ayşe Hafsa Sultan’dan Hurrem Sultan’a; Safiye Sultan’dan Kösem Sultan’a; Bezmiâlem Valide Sultan’dan Fatma Gülistu Sultan’a kadar Osmanlı İmparatorluğu’na her anlamda “analık” yapan tüm valide sultanların hayatını, dönemin padişahı oğullarıyla olan münasebetlerini, tüm insanlığa mâl olan hayır eserlerini ve vefatlarını, herkesin anlayabileceği roman tadındaki üslubuyla anlatıyor. Şimşirgil, Osmanlı Tarihi’nin en merak edilen ve hakkında en çok konuşulan konusu olan; yüzyıllar boyu birçok padişaha ev sahipliği yapmış ve onların tüm sırlarına şahitlik etmiş Harem’in sessizliğini Valide Sultanlar ve Harem kitabıyla bozuyor.
166.50 ₺ -
Otağ 1 Büyük Doğuş
Yıllardır birçok tarihçi yetiştiren, yaptığı televizyon programlarıyla ve yazdığı kitaplarla tarihi yediden yetmişe herkese sevdiren Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in kaleminden yepyeni bir seri: OTAĞ! Osmanoğullarının bir cihan devletine dönüşme macerasını anlattığı KAYI serisiyle yüz binlere ulaşan Prof. Dr. Şimşirgil, tarih okunun yayını bu defa daha geriye çekiyor ve İslâmlaşma sonrası Türk tarihini, kurulan devletleri, tarihe yön veren hükümdarları anlatıyor. Herkesin anlayabileceği, akıcı bir üslupla kaleme alınmış OTAĞ serisinin ilk kitabı Büyük Doğuş Türkler ve İslâmiyet ile alakalı merak edilen pek çok meseleyi aydınlatıyor. • Türkler, gerçekten Şaman mıydı? • Peygamber Efendimiz’in Türklerle alakalı Hadis-i Şerifleri nelerdi? • Tarihi değiştiren Talas Savaşı’nda neler yaşandı? • Türkler, kılıç zoruyla mı Müslüman oldu? • Türklerin Müslüman oluşunda tasavvuf erbabının rolü neydi? • Türk ülkelerindeki sahabeler kimlerdi? • Tarihteki ilk Müslüman Türk devleti hangisiydi? • İlk Müslüman Türk hükümdarı kimdi? • Ruslar Müslüman olmaktan neden vazgeçti? Ahmet Şimşirgil’in OTAĞ -I- Büyük Doğuş kitabını okudukça, geçmiş yeniden yazılacak!
148.00 ₺ -
Otağ 2 Emir Timur
Ahmet Şimşirgil, Osmanlı Devleti’nin bütün safhalarını anlattığı KAYI serisinden sonra, şimdi de OTAĞ serisi ile eski Türklerin tarihî maceralarını aydınlatıyor. Orta Asya’nın derinliklerindeki Türk imgesi, ezber bozan bilgiler ışığında bir kez daha parlıyor. Osmanlı hafızası onu Yıldırım Bayezid ile yaptığı Ankara Muharebesi’nden ötürü “Timurlenk” yani “Aksak Timur” diye anar. Ancak o, Yıldırım’ı mağlup edip Osmanlı ülkesinde Fetret Devri’nin yaşanmasına yol açmışsa da Türk tarihinin kahramanlarından biridir. O, Oğuz Han, Bilge Kağan, Alparslan, Fatih ve Yavuz gibi Türk hâkimiyeti mefkûresi idealindeki hakanlardan biridir… 17 büyük savaşı kazanan, 27 ülkeye boyun eğdiren, hiç yenilmeyen bir strateji dehası… Semerkand merkezli Buhara, Şehrisebz ve Maveraünnehr’de yaptırdığı ölümsüz eserlerle bir devre “Timur Rönesansı” damgası vuran bir devlet adamı… Hocası Mir Seyyid Bereke’nin ayakucuna defnedilmek isteyecek kadar âlimlere saygı duyan, tevazu sahibi bir insan… • Emir Timur, Türk müydü, yoksa Moğol mu? • Tüzükât’ında anlattığı liderlik sırları nelerdi? • “Rusya’yı Rusya yapan Timur’du!” iddiası doğru mu? • Ankara Muharebesi’nde Yıldırım Bayezid ile neden karşı karşıya geldi? • Emir Timur, Yıldırım Bayezid’in hanımına nasıl davrandı? • Anadolu’da neden anlaşılamadı ve zulüm ile anıldı? • Sivas’ta katliam yaptı mı? Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, bugüne kadar oluşturulmuş Timur imajını yeniden inşa ediyor. Emir Timur hakkında merak edilen şimdiye kadar söylenmemiş her şeyi bu kitapta bulacaksınız. Timur’da büyük Türk coğrafyasının lejantları saklı…
229.40 ₺ -
Topkapı Sarayı
Topkapı Sarayı “Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in bu çalışması, Topkapı Sarayı’nın ilmî tetkikleri için önemli eserlerden biridir. Esasen kitâbeler, Târih-i Enderûnî gibi kronikler ve bilhassa sarayın arşivleri araştırıldıkça; çarpıcı bilgiler, mevcut bilgi, yorum ve mütearifeleri değiştiren gerçekler ortaya çıkmaktadır. Şimşirgil’in Topkapı Sarayı adlı eserinin bilhassa kitâbeler açısından da yararlı olacağını ve ilgi çekeceğini umuyorum.” İLBER ORTAYLI Topkapı Sarayı, sadece hayret nidaları içerisinde hasret yüklü bakışlarla gezilecek bir binalar manzumesinden ibaret değildir. Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in Bir Müstakil Dünya Topkapı Sarayı adlı eseriyle birlikte sarayın serüveninde Osmanlı Devleti’nin yetmiş iki milleti idare eden vakar ve ağırbaşlılığını tanıyacak, dünyanın dört bir yanındaki eyaletlerinin idarecilerini yetiştiren Enderun mektebindeki eğitim sırlarını keşfedecek, yazının insanı mest eden çizgilerini görecek, mekânlarındaki erişilmez sanat gücüne şahit olacak, sonsuzluğa doğru açılma hissi veren kapılarının haşmetini seyredecek, yüzlerce insanın barındığı Harem kısmındaki derin ve anlamlı sükûtu bulacak ve insana yaşama zevki veren doyumsuz güzelliği bir bir tadacaksınız. Kısacası bu eser, sarayın sadece bir yönünü değil, hemen her fonksiyonunu iç içe yansıtan, okurken gezdiren ve yaşatan bir üslup içerisinde Osmanlı Devleti’nin yaklaşık 400 yıllık çok yönlü idare merkezini gözler önüne serecektir. Tarihimizi yediden yetmişe herkese sevdiren Şimşirgil’in, prestij eser özelliğine sahip özel baskısıyla göz kamaştıran bu eseri, Devlet-i Ebed-Müddet’in evi Topkapı Sarayı’nı kütüphanenize taşıyacaktır.
81.40 ₺