-
Sahih-i Buhari Muhtasarı 4 Cilt
Buhârî, halk arasında Sahîh-i Buhârî diye şöhret bulan el-Cami'u's-Sahih adlı eseri 600.000 kadar hadis arasından seçerek 16 yılda meydana getirdiğini, her bir hadisi (veya babı) yazmadan önce mutlaka boy abdesti alarak iki rekât namaz kıldığını söylemiştir. Eserini tamamladıktan sonra onu devrin en büyük hadis otoriteleri olan Ahmed b. Hanbel, Yahya b. Main ve Ali b. el-Medini'ye göstermiştir. Bu âlimlerin hepsi es-Sahih'i beğenmiş, dört hadis hariç içindekilerin sahih olduğuna şehadet etmiştir. Ukayli bu dört hadis hakkında; ‘Son söz Buhârî'nindir. Onlar da sahihtir.’ Demiştir. Buhârî, el-Cami'u's-Sahih'te bir hadisi çeşitli yerlerde değişik isnadlarla tekrar ettiğinden, eserdeki hadislerin yerlerinin eksiksiz tesbit edilmesi kolay olmadığı gibi sahabe ve tâbiin sözleri hariç muallak, mütabi' ve mükerrerlerle birlikte kitapta 9082 rivayetin ve 25.000'den fazla isnad zincirinin bulunması eserden yararlanmayı güçleştirmektedir. Bu güçlüğü gidermek amacıyla erken dönemlerden itibaren muhtelif çalışmalar yapılmış, bunlardan bazılarında tekrarlar ve isnadlar gibi sadece hadis uzmanlarını ilgilendiren hususlar ayıklanmıştır. Bu çalışmaların en önemlilerinden biri de Zebidî’nin et-Tecridü’s-Sarih’i, Sahîh-î Buhârî’nin en meşhur muhtasarlarındandır.
900.00 ₺ -
Kelam İlmine Giriş Tenhikul Kelam
Abdullatif Harputi (1842-1916), dirayetli bir kelâm âlimidir. İlk derslerini, Harput Müftüsü Ömer Naimi Efendi 'den almıştır. Sonra Istanbul'a giderek Fatih medre-selerine devam etmiş, devrin müderris ve âlimlerin huzurunda icazet almak sure-tiyle erken bir yaşta "Beyazıt Medresesi " dersiamlığına atanmıştır. Onun bu ilmi otoritesi, Medresetü'l Vaizin ve Osmanlı Dârül Fünfın gibi devrin önemli ilim merkezlerinde müderrislik yapmasına imkân sağlamıştır. Hayatı 19. Asrın sonu ile 20. asrın başına tekabül eden Harputi , yenilikçi bir anla-yışla "Yeni Devir İlm-i Kelâm" öncülerinin arasına girmiştir. Nitekim "Tenkıhu'l Kelâm F'i Akâid-i Ehli'l- İslâm" adlı eserini telif ederken dönemin itikad, ahlak, felsefe, sosyal ve kültürel yapısına dikkat çekerek şöyle demiştir: "Daru'l-Fünğn-ı Osmaniye'de Kelâm İlmini tedrisle görevlendirildiğimde, dinin esas inançlarını içeren, inatçı ve çağdaş dinsizlere karşı koyan bir kitap arayışına girdim. Geçmiş Ehl-i Sünnet kelamcılarına ait böyle bir kitaba rastlamadım. Kelâm ilmi duruma ve konuma göre tedvin edilmelidir. İşte bunlar, beni tedris ve müzakere ortamında böyle bir kitabı yazmaya sevk etti. Bunu hak olan dinimizi ve doğru olan kitabı-mız', hile ve saptırma yoluyla savaşanların saldırısına karşı savunmak için yaptım. İslam inanç esaslarımızı, sahih kelâm kitaplarından derleme yoluna gittim. Sonuçta kitap, içerdiği konular bakımından çağdaş dinsizleri tenkit konusunda akıl sahiplerine örnek olabilecek bir şekle geldi."
210.00 ₺ -
Hiperaktif Çocukların Sosyal Teşhis ve Tedavileri
Dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik yani hiperaktivite çocuk, genç ve erişkinde görülen psikiyatrik bir sorundur. Bu hastalığın çocukluk döneminde keşfedilmesi ve tedavi edilmesi lazımdır. Böyle olmaz ise aynı hal, genç ve erişkinlik dönemlerinde var olabilmektedir. Bunun için doğru zamanda, doğru teşhis ve tedavi yapılabilmelidir. Tedavide geniş kapsamlı psikiyatrik hizmetlere ihtiyaç vardır. Bilindiği gibi psikiyatride 1) Medikal Psikiyatri. 2) Sosyal Psikiyatri temel çalışma alanlarındandır. Yurdumuz bugün için yeter düzeyde sosyal tıp, sosyal psikiyatri, sosyal pediatri çağına, tüm toplumuna hizmet verebilecek çapta girmiş değildir. Elbette devlet ve üniversite büyüklerimiz bunun için büyük çalışmalar yapmaktadır. Herkesin bu alanda kendisine, ailesine, toplumuna hizmet etmesi lazımdır. Bunun birinci yolu insan sağlığının üç yönlü olduğunun iyice bilinmesinden geçmektedir. İşte burada sözünü ettiğimiz Dikkat eksikliği ve Aşırı Hareketlilik hastalığının bio-pisiko-sosyal yönü mevcuttur. Medikal tedaviye ek olarak sosyal psikiyatri hizmetlerinin de devreye girmesi gerekmektedir. Böylece geniş kapsamlı tıbbi hizmetler (Comprehensive Medicine) modern tıbbın gerçek bir ihtiyacıdır. Bu kitabımızda ele almış olduğumuz konu, halk sağlık eğitimi prensip ve hizmetleri doğrultusunda hazırlanmıştır. Amacımız yurdumuzda çok önemli bir sağlık sorunu olan dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik hastalığının sosyal tanısına bir hizmettir. Bu çalışmamız Bilim, Sanat ve Meslek olan Sosyal Çalışma (Social Work) A.B.D.nın, Psikiyatrik Sosyal Çalışma ihtisası, bilgisi, görgü ve deneyimlerine göre özellikle anne, baba, öğretmen, hekim ve diğer ilgilililer için hazırlanmış müracaat kitabıdır.
120.00 ₺ -
Enver Paşa ve Naciye Sultan
Yazarın işi, bir ideoloji hastalığıyla idrakine deli gömleği giydirip hâdiseleri olduğundan farklı göstermek değildir. Ona düşen olup bitenleri tarafsız olarak ortaya koyup nihaî karan okuyucuya bırakınakhr. Fakat Enver'i yazmak zor bir iştir... Çünkü onun yaşadığı dünya gülünç trajediyle acıklı komedinin harman olduğu büyük ve kanlı bir sahnedir. Öyle ki burada gözü pek ve katı kalpli zalimler, beceriksiz ahmaklar, kazanma hırsıyla dünyayı ateşe veren ihtiras sahipleri birer gerçek ve tehlikeli rol almışlardır. Ancak işler aksi de gitmiş ve hâkim olduğunu sanan şeytanlar ahmak zannettikleri karşısında egilebilmişlerdir. Enver sahnesinde milyonlarca figüran gerçek birer rol sahibi olarak kan ve ateşin içindedir. Bu yüzden de o kıssadan hisse vermenin ötesinde deli bir maceradır. Baş kahraman bu sahnede hep gücünden fazlasını ister ve rakipsizdir. Herkes tükendi derken o bir elmas kılıç gibi kuundan sıyrılıp önüne çıkan merdi-venleri birer basamak gibi atlamaya kalkar ve o Makedonya'da bir silah gibi patlayıp nihayet Pamir tepelerinde mitralyözle vurularak perdeyi indirir. Enver zihinlerde Kelile ve Dimne'yi Köroğlu havasında yaşatır. Bu macerada Don Kişot, Robinson Kruzo, Gulliver ve Giyom Tell hep susmak zorunda kahrlar. Zira Enver öyle bir Kerem'dir ki; Züleyha, Belkıs, Asli ve Şirin Nâciye'sinin şahsmda Binbir Gece Masallan'yla harmanlarur. Onunki, ateşle sudan mâmul bâdeyi içme zevki veren ataldık hikâyesinirı tâ kendisidir.
210.00 ₺ -
Hatice Tarhan Valide Sultan
Hatice Tarhan Valide Sultan yaşadığı çağda Osmanlı'nın en sağlam direği olmuştur. O, Hanedanı yok olup gitmekten kurtaran çilekeş bir Padişah anasıdır. Devletin zor zamanında imdada yetişmiş, kucağında Dördüncü Mehmed'ini büyütmüş bir saltanat nâibesidir. Çağdaşları onu ikinci bir Rabiatü'l-Adeviye, bir iffet abidesi olarak tanımıştır. Onun insana hizmet eden hayrâtını hesaplamak mümkün değildir. Çanakkale istihkamlarını inşa ederek Istanbul'un namusunu kurtaran da yine odur. Ayrıca Kâbe yolundaki hayır eserleri, Istanbul'daki eşsiz câmii ortadadır. Tarihte kendisine bu kadar büyüklüğün nasip olduğu başka bir Valide Sultan olmamıştır.
210.00 ₺ -
Yaşamın Dört Kritik Dönemi
Yaşamın Dört Kritik Dönemi Çocukluk- Gençlik- Yetişkinlik- Yaşlılık Ömür bize doğum günümüzde verilen bir hediyedir. Bu hayatta insanoğlunun kaderi; dört kritik dönemi yaşamaktadır: Çocukluk, Gençlik, Yetişkinlik, Yaşlılık. Her bir aşama, kendi benzersiz karmaşıklığını gereksinimlerini ve potansiyelini içerir. Hayat senin dört mevsimine benzer. Çocukluk ilkbahardır. Çiçekler tomurcuklanır çeşit çeşit. Gençlik yazdır. Zakkumlar açar renk renk. Yetişkinlik sonbahardır. Dallardan olgunlaşmış ayvalar sarkar sarı sarı. Yaşlılık kıştır. Toprağı kar kucaklar bembeyaz.
102.00 ₺ -
Vermeyince Mabud
Bu hikâyeler şimdiye kadar yazılmış olanlardan birçok yönden farklıdır: İçlerinde gerçek hayata ışık tutan ve bir bakıma şarkın binlerce yıllık tecrübesini ortaya koyan hikâyeler bulunmaktadır. Yine tarihte hayatın içinde yaşanmış ve bundan sonra da benzerleri yaşanacak olan ibret levhaları gözler önüne serilmiştir. Yine bizzat yazarımızın içinde bulunduğu ve kısmen de kahramanı olduğu hatıralar da bu çalışmada yer almaktadır… Burada anlatılanların bir kısmı da belgesi gösterilemeyen gerçek bir tarihi ifade etmektedir. Hem tatlı bir akıcılıkla hayatı anlatan manzaraları âdeta seyretmek ve hem de tarihe ve toplum hayatına nüfuz etmede bu nüktelerin birer kılavuz rolü oynayacağına inanıyoruz. Yazarımız buradaki birçok hikâye cemiyet hayatının herkesçe fazla bilinmeyen noktalarına da dokunmaktadır. Bunları okurken bazen öteki âlemlere ve bazen de mahallemize evimize birer ziyarette bulunacağız.
168.00 ₺ -
Uzlet
İnsanlar, uzlet ya da insanlardan ayrılarak tek başına yaşama konusunda farklı farklı görüşler sergilemişlerdir. Kimi uzleti savunurken, kimi insanlarla bir arada olmayı savunmuşlardır. Kimi yalnız yaşamanın faziletinden söz ederlerken, kimileri de toplum ile bir arada bulunmanın değerlerinden ve üstünlüklerinden söz etmişlerdir. Ancak her iki hususun da hem iyi, hem de yanlış tarafları bulunmaktadır. Ancak abidlerin ve zahidlerin çoğu, hep uzlet tarafını, yalnızlığı tercih etmişlerdir. Bunlar halkla bir arada olmaktan ziyade tek olarak yaşama yolunu üstün görmüşlerdir.
60.00 ₺ -
Uçurumun Çağrısı
Orhan, yatağında dönüp durdu, yanıp durdu… Sonunda huzursuz bir uykuya daldı… Bu kez düşlerindeydi Suzan ve düşlerine de hükmedemiyordu artık. Suzan, düşte bile o düş güzelliğiyle karşısındaydı Orhan’ın. Sarı saçlarını bir yele gibi savurup, çağla yeşili gözlerinin içi gülerek; ‘’Sarı çiçeği ben kopardım Orhan!.. Senin için kopardım sarıçiçeği…’’ diyordu, sarıçiçeği Orhan’a uzatırken… Orhan, Suzan Hanım’ın elindeki sarıçiçeğe uzanıyor; birer keklik gagası gibi kan kırmızılığındaki sivri tırnakları arasında beliren sarıçiçeğe tam dokunacağı sırada, sarıçiçek sarı bir akrep olup parmağından sokuyordu… Acısını ta ciğerlerinde duyan Orhan, bağırmamak için kendini zor tutuyordu. Bağırsa, Suzan Hanım’a karşı ayıp olurdu… Birden, Suzan Hanım’ın yüzündeki o füsun ve o eşsiz güzellik bir anda kayboluyordu… Suzan Hanım’ın o lepiska saçları, kirpi dikenleri gibi dikeliyor, çağla yeşili gözleri temreni kanlı birer mızrak gibi uzanıyor, kanlı ağzından alevler saçarak; uçurumun boşluğunda yankılanan vahşi bir kahkahayla Orhan’a saldırıyordu.
96.00 ₺ -
Teşvik Eden ve Sakındıran Hadisler
“et-Terğib ve’t-Terhib”, günümüzde, birçok Müslüman’ın evinde bulunması ve çeşitli yerlerde ders kitabı olarak okutulması sebebiyle Müslümanların nezdinde hakkıyla yerini bulmuş olan bir eserdir. Ülkemizde çok ciddi bir bilgilenme açığı olduğu, insanımızın en temel konularda bile İslâmî bilgilerden yoksun olduğu gerçeğinden hareketle insanımızı doğrudan doğruya Kur’an ve hadislerle muhatap kılmak, bu sorunu çözmenin en iyi yöntemlerinden biridir. Bu nedenle “et-Terğib ve’t-Terhib”, ayet ve hadislerle İslâmî bir hayat ölçütü ve yaygın bir ümmet eğitimini hedeflemiş bir eserdir. Bu durumun ülkemiz insanları açısından ne kadar önemli olduğu aşikârdır. Bu eserde; ihlas, ilim, namaz, alım satım, edep, zühd, cennet ve cehennem gibi konularda dinin yapılmasını ve yapılmamasını istediği şeylere dair hadisler derlenmiştir. Bu eserdeki hadisler genellikle Kütüb-i Sitte, İmam Malik’in “el- Muvatta”ı, İbn Hibban ile İbn Huzeyme’nin “es-Sahih”leri, Ahmed b. Hanbel ile Ebu Ya’la el-Mevsıli’nin “el-Müsned”leri, yine Bezzar’ın “el- Müsned”i, Taberani’nin üç “Mu’cem”i, Hâkim en-Nisaburi’nin “el- Müstedrek”i, İbn Ebi’d-Dünya’nın kitapları, Beyhaki’nin “Şu’abu’l İman” ile “Kitabu’z-Zühd”ü ve Ebu’l-Kasım el-Isbahani’nin “et-Terğib ve’t-Terhib” gibi hadis kaynaklarından seçilerek konularına göre giriş bölümü ve yirmi dört bölüm halinde sıralanmasıyla meydana gelmiştir.
270.00 ₺ -
Tehlikeli Tuzaklar
Kim dünyanın sonunu düşünürse ondan sakınır. Kim yolun uzun olduğunu idrak ederse o yolculuk için hazırlık yapar. Bunları bilip de unutan kişinin hali ne tuhaftır! Bunun zararını görüp de üzerini örten ne ilginçtir! “Oysa asıl korkmana lâyık olan Allah’tır.” (Ahzab, 37) Sadece zannettiğin hususta nefsin sana galip gelirken, sen emin olduğun konuda nefsine galip gelemedin. En ilginç şey de; mutluluğun seni aldatan şeylerde, hataların seni eğlendiren şeylerde gizlenmiş olmasıdır. Sağlığınla aldandın, hastalığını unuttun. Afiyette olmana sevinmen, yaklaşan acıdan seni gafil kıldı...
15.00 ₺ -
Tecvid Uygulamalı Kuran Okumayı Öğrenme Rehberi
Tecvid, harflerin mahrec ve sıfatlarına uymak suretiyle, Kur'an-ı Kerim'i hatasız okumayı öğreten ilimdir. Müzzemmil suresinin 4. ayetinde "Kur'an'ı tertil ile (açık açık, tane tane) oku." buyrulurken tertil kelimesi, tecvid ve vakfı bilmek şeklinde yorumlanmıştır. Kur'an-ı Kerim okuma arzusu içinde olan bazı kişilerin Kur'an öğrenmeyi zor zannederek okumaya yaklaşmadığı bilinmekte, bu yüzden de Kur'an okumaktan mahrum olduklarına zaman zaman rastlanmaktadır. İşte bu endişeyi ortadan kaldırmak için, küçük-büyük isteyen herkesin kolayca Kur'an okumasını sağlamak, hatta Kur'an okumasını bilen bazı kişilerin daha düzgün okumalarına yardımcı olmak amacıyla bu çalışmayı yapmayı lüzum gördük. Farklı bir metod kullandığımız bu çalışmamızla bu sahada yapılan çalışmalara küçük bir ilave, Kur'an okumak isteyenlere de birazcık katkımız olsun istedik. Kur'an-ı Kerim'in kısa zamanda kolay ve doğru okunmasını hedeflediğimiz bu eserde hem okuma kaideleri hem de tecvid kuralları yer almaktadır.
90.00 ₺ -
-
Şehzadenin Şehrazatı
"Bir dil mi kaldı ey sevgili aşkınla hayran olmamış" Enrika... Çile... Gurbet... Aşk,zulüm... Ve şiir... "Başıma bin yıl gam yağmuru yağsa,yine yârimden yüzümü çevirmeyecegim", diye çağlayan,istikrarlı ve sırlarla dolu büyük bir aşk... Sultan Cem ,hayatı en trajikolan Osmanlı şehzadelerinden biridir. Sultan Bayezidin uzattığı kardaşlık elini tutamadı. Taht ve taç hırsıyla Rodos şövalyalerin kapanına yakalamdı. Yıllarca kulalerde esir kaldı. Çan sesleri altında ezan okudu. Frenk kızlarıyla yaşadığı iddia edilen aşklar çok konuşuldu. Ama onların hepsi asılsızdı. Asıl olan sevdasının adı,Şehrazât'tı... Şükrü Altın'ın kalemiyle yazılan bu eşsiz roman Sultan Cem'in feryadnamesidir.
174.00 ₺ -
Şahidim Kılıcımdır
“Bora Beğ, Elif Kız’ı omuzlarından tutmak istedi. Ama titreyerek ona doğru uzanan kollarını hızla geri çekti: ‘Bak Elif Kız’ dedi. ‘Sen bu duyguyu bilemezsin… Biz kılıcımızla nişanlıyız. Düğünümüz at sırtında olacak. Damatlık kıyafetimiz kefenimizdir. Bir gün, kahpe bir ok veya hain bir hançer darbesiyle düşeceğimiz yerde kazılacak olan mezarımız; haclegahımız olacaktır…’ Bu son söz, o umutsuz sevdanın can evine zehirli bir hançer gibi saplandı…” Onlar ki; zalimin tepesinde bir gök gibi gürledikleri halde, mazlumun karşısında bir bulut gibi ağlardı… Onlar ki; “İ’la-yı Kelimetullah” uğrunda can verip canandan geçtiler; kılıçlarını şahit bırakıp, şehadet şerbeti içtiler… Devir, Muhteşem Süleyman devridir… Osmanlı akıncıları, Tuna boylarında akından akına koşmakta, şanlı tarihimize her gün yeni bir altın sayfa yazmaktalar… Kanuni Sultan Süleyman’ın cülusundan vefatına kadar geçen süreyi kapsayan bu roman, tarihin içindeki tarihin hikayesidir…
90.00 ₺ -
Sürgündeki Son Halife Abdülmecid Efendi
Son Halife Abdülmecid Efendi hüzünlü bir yolculuk içinde vatanından sürüldü ama ülkesi aleyhinde tek bir söz söylemedi. Baskı, ıstırap, özlem, yokluklar ve yaşadığı bütün bu olumsuzluklara rağmen geri dönme umudunu hiçbir zaman yitirmedi. İstanbul’dan gelen dostlarına bir avuç vatan toprağı sipariş etmişti. Beyaz bir bez torba içinde getirilen toprağı başucunda saklıyor, arada bir özlemle derin bir nefes alarak kokluyordu. Abdülmecid Efendi pasaportsuz, yurtsuz kaldı ama yastığının altında sakladığı bayrağını unutmadı… Şükrü Altın hocamızın romansı bir lezzette yazdığı kitabı okuduğunuzda saklı tarihimizi öğrenerek hayretler içinde kalacaksınız… Ahmed Günbay Yıldız Son Halife… İyi ki yazmış… Çünkü “Son Halife” deyince, yine “yasak”larla iç içe “saklı” bir tarih çıkıyordu. Sanırım yazar, kolay okunması ve akılda kalması için roman üslubunu tercih etmiş, yoksa bu tam anlamıyla araştırmaya dayalı belgesel bir çalışma, “roman” denilip geçilemeyecek bir eser… Yüreğinize ve kaleminize sağlık Şükrü Bey… Yeni çalışmalarınızı artık daha büyük bir sabırsızlıkla bekleyeceğim. Yavuz Bahadıroğlu Eski eğitimcilerden Şükrü Altın’ın “SÜRGÜNDEKİ SON HALİFE ABDÜLMECİD EFENDİ” isimli kitabını dikkatle ve hüzünle okudum. Son halife Abdülmecid Efendi’ye karşı, Cumhuriyet Hükümeti’nin takındığı tavır, yüreğimi kanattı. Şükrü Altın, çok dikkat çekici tespitlerde bulunmuş… Yapılan yeminlere rağmen büyük Osmanlı hanedanına katiyen yakışmayacak bir kabalıkla hareket edildiğini ortaya koymuş. Nitekim Cumhuriyetimizi kuranlar Osmanlı’nın yetiştirdiği paşalardı. Vefasızlığımıza ve tarih şuurundan kopuşumuza bir kere daha yandım! Yavuz Bülent Bakiler
138.00 ₺ -
Sultan IV Murad Han
Murad Han şişmanca, kemik yapısı fil gibi sağlam ve aynı zamanda ateşîn bir ruha sahipti. Koşmakta olan bir attan diğerine atlıyor, attığı cirit yaydan boşanan ok gibi gidiyordu. Okları ise tüfek mermisinden daha uzağa düşüyor, okuyla demir levhaları deldiği söyleniyordu. Hind Şâhı Hurrem ona fil kulağından ve gergedan postuyla kaplı bir kalkan göndermişti. Elçisi: “Sultanım, buna tüfek ve kılıç kâr etmez” dediğinde mızrağını vurup temrenini arkadan çıkarmıştı. Mert Pâdişah o kalkanın içine beş yüz altın koyup elçiye verdi. O da onu Hind Pâdişahının saray kapısına asmak üzere geldiği yere götürdü. İran’a Sultan Süleyman’ın sınırını kabul ettirmiş ve devleti hep zirvede görmek istemişti. Akıncıları ise Bavyera’ya kadar girip buranın taht şehri Ratisbon’u ateşlere yakmışlardı. O, Süleyman Han’dan sonra ordusunun başında sefere çıkarak parlak zaferle dönen ilk Pâdişah’tı. Onun ölümü de hayatı gibi muhteşemdi: binip gazaya gittiği meşhur atları tersine eyerlenip tabutunun önünde yürütüldü. Yani o sadece tütün yasağıyla anılacak kadar sıradan bir cihangir değildi...
270.00 ₺ -
Siyeri Ali
Bu kitapta kronolojik olarak tarihte bir gezi yapacağız. Önce “Hazret-i Ali kimdir? Neler yapmıştır? İlmî derecesi nedir? Tarihe nasıl not düşmüştür?” vb. gibi meseleleri tahkik edip inceledikten sonra analizini yapmaya çalışacağız İnşallah. Şunu da belirtelim ki; insanların dini inançları, düşünceleri, fikir ve yorumları, siyasî duruşları bizi fazla da ilgilendirmemektedir. Herkesin fikrine (ifrat yoksa) saygı göstermek görevimizdir. Ancak Hz. Ali’nin (ra) hayatı Resûl-i Zi’şan Hazretleri’yle (sav) iç içe olduğundan biz bu eserimizi yazarken birbirinden ayırmadan bu yüce iki zatın yolculuğuna şahitlik etmeye çalışacağız. Allah’ın koyduğu temel prensipler, Resûlullah’ın çizmiş olduğu sırat-ı müstakim yolundan çıkmış, gayesi din olmayan, tamamen din-i mübin-i İslâm’ı tahribe çalışanlara karşı da ne dilimiz, ne de kalemimiz susmayacak, ihkak-ı hak için elimizden gelen irşad görevini sonuna kadar yapmaya çalışacağız. Bunu yaparken de 1400 yıldan bu tarafa gelen sahih nakiller, kaynaklar temel başvurumuz olacaktır. Bu eserde olduğu gibi -165 kaynağın ışığında bu eser yazıldı- şüphe dahi duyduğumuz hiçbir eser, hiç bir kaynak ve ilmî olmayan yapıtlara tevessül etmeden büyük bir gayret ve araştırma sonucu bu çalışmamızı inşaallah tamamladık.
210.00 ₺ -
Sevgililer Sevgilisi Hz. Peygamber sav
Kainat'ın Sevgilisi, Peygamberin Sultanı, Allah'ın Habibi Muhammed Mustafa Salla'llahu aleyhi ve Sellem'e aşık olmayan var mı? Rehberimiz, Önderimiz, Sevgili Peygamberimizi tanımak O'nu sevmek sevginin en üst noktasıdır. O, tanındıkça daha çok sevilmiş ve sevildikçe de sevenlerin kurtulmasına vesile olmuştur. O'nun sevgisi dünya hayatına güzel bir nizam verdiği gibi ahiret mutluluğuna da ayrı bir lezzet bahşedecektir. Peygamberimiz sevmek insanı kurtaracaktır. Bu sevgi insanı ayrı bir insan haline getirecek adeta melekleştirecektir. O'nu sevenler, herkes tarafından sevilmiş, O'na bağlananlar herkes tarafından hürmetler görmüştür. Sevgili Peygamberimizin adını ananların dilleri ve gönülleri nurlandığı gibi, şemailini hayaline alanların da dünyaları aydınlanmıştır.
72.00 ₺ -
Semira
Aşk Levent´in gönül toprağına ansızın düşmüştü, sevmişti Semira´yı. Kimde o lisan vardı ki aşkın sırlarını sözlere döksün. Kader Levent´in karşısına asla sevmemesi gereken birini çıkarmıştı, bir nişanlı kızı... Gözlerinde bir hayal, kalbinde bir şarkı kalacak ve Semira bembeyaz duvağını yerlerde sürüyerek gidecekti hayatından.
108.00 ₺ -
Salavatı Kübra Tercüme ve Şerhi
Salavat-ı şerife, Hz. Peygamberimiz ile, her an ve her mekânda iletişim üzere olmaktır. Resülullah üzerine Salât ve Selam getirmek, ona yakınlıktır ve duaların kabûlüne delildir. Bu münasebetle Allah (c.c.)'a yakınlığa sebeptir. Bunun için "salânın huzurlu kalp ile okunması gerekir. Huzur-u kalp ise, salât ve selâmın yerinin ve manasının tam anlaşılması ve açıklığa kavuşmasıyla mümkündür ki; İlahî sırlara vakıf Kutb-u Rabbani Abdülkadir Geylâni Hazretleri'nin evrad-ı şerifesini ve "Salat-ı Kübra" isimli "Delâil-i Hayrat'ını sevenlerin, salihlerin ve din kardeşlerimizin, din-i mübini okurken mânâ ve ışıklarını tefekkür etmesi için huzurlu kalp üzere olması gereklidir. İyi biliniz ki, salavat-ı şerifenin fazilet ve faydaları, mükafatı ve sevapları, hasıl ettiği manevi meyveleri sayılamayacak kadar çoktur. Aklın bunları kavraması zordur. Anlamaya akıl kafi gelmez. Hatta otorite sahibi araştırmacılar ve büyük müfessirlerin bazıları: "Cenab-ı Fahr-i Resül üzerine salât, "efdal ibadetlerdendır," demişlerdir. Zira, Hz. Muhammed'in üzerine bizzat Allahı.) Teala hazretleri salât selam getirmiş melâike-i kırâmın ve insanların salât ve selam getirmelerini de emretmiştir.
180.00 ₺ -
Sahihi Buhari Muhtasarı
Buharî, halk arasında Sahih-i Buhari diye şöhret bulan el-Cami‘u’s-Sahih adlı eseri 600.000 kadar hadis arasından seçerek 16 yılda meydana getirdiğini, her bir hadisi (veya babı) yazmadan önce mutlaka boy abdesti alarak iki rekât namaz kıldığını söylemiştir. Eserini tamamladıktan sonra onu devrin en büyük hadis otoriteleri olan Ahmed b. Hanbel, Yahya b. Main ve Ali b. el-Medini’ye göstermiştir. Bu âlimlerin hepsi es-Sahih’i beğenmiş, dört hadis hariç içindekilerin sahih olduğuna şehadet etmiştir. Ukayli, “Bu dört hadis hakkında son söz Buharî’nindir. Onlar da sahihtir” demiştir. Buharî, el-Cami‘u’s-Sahih’te bir hadisi çeşitli yerlerde değişik isnadlarla tekrar ettiğinden, eserdeki hadislerin yerlerinin eksiksiz tesbit edilmesi kolay olmadığı gibi sahabe ve tâbiin sözleri hariç muallak, mütabi‘ ve mükerrerlerle birlikte kitapta 9082 rivayetin ve 25.000’den fazla isnad zincirinin bulunması eserden yararlanmayı güçleştirmektedir. Bu güçlüğü gidermek amacıyla erken dönemlerden itibaren muhtelif çalışmalar yapılmış, bunlardan bazılarında tekrarlar ve isnadlar gibi sadece hadis uzmanlarını ilgilendiren hususlar ayıklanmıştır. Bu çalışmaların en önemlilerinden biri de Zebidî’nin et-Tecridü’s-Sarih’i, Sahih-i Buharî’nin en meşhur muhtasarlarındandır.Yazıldığı günden günümüze kadar gerek Sahih-i Buharî ve gerekse Tecrid-i Sarih adlı eser, İslâm dünyasının her yerinde alimlerin, ilim talebelerinin, vaizlerin, hatiplerin, özellikle de hadis okumak isteyen hemen her Müslüman’ın âdeta bir el kitabı olmuştur.
294.00 ₺ -
Riyazüs Salihin Karton Kapak
Buhranlı bir çağda yaşıyoruz. Problemlerimizi çözebilmek için en doğru yolun İslâm olduğunda hemfikiriz. İslâm'ı en doğru şekilde anlamanın yolu ise okumaktan geçer. İnsana en doğru yolu gösterecek birinci kaynağın Kur'an, ikinci kaynağın ise Hadis olduğunun bilincine vararak okumak. İnsanların en büyük felaketlere sürüklendiği asrımızda cehaletin her türlüsünden kurtulmak İslâm Kültürünün bu ana kaynaklarına sarılmakla ancak mümkündür. Bu vesile ile Yayınevimiz, hadis mecmualarının en önemlilerinden olan gerek tertibinin mükemmelliği, gerek içinde bulunan hadislerin sahihliği ve gerekse hacminin uygunluğu itibariyle İslâm aleminde yaygın bir şöhret kazanmış bulunan ilim çevrelerini aşarak geniş halk kitlelerine mal olmuş RİYÂZÜ'S SÂLİHÎN isimli eseri siz muhterem okuyucularımıza sunmaktan dolayı gururludur.
159.50 ₺ -
Riyazüs Salihin Salihler Bahçesi Büyük
Buhranlı bir çağda yaşıyoruz. Problemlerimizi çözebilmek için en doğru yolun İslâm olduğunda hemfikiriz. İslâm'ı en doğru şekilde anlamanın yolu ise okumaktan geçer. İnsana en doğru yolu gösterecek birinci kaynağın Kur'an, ikinci kaynağın ise Hadis olduğunun bilincine vararak okumak. İnsanların en büyük felaketlere sürüklendiği asrımızda cehaletin her türlüsünden kurtulmak İslâm Kültürünün bu ana kaynaklarına sarılmakla ancak mümkündür. Bu vesile ile Yayınevimiz, hadis mecmualarının en önemlilerinden olan gerek tertibinin mükemmelliği, gerek içinde bulunan hadislerin sahihliği ve gerekse hacminin uygunluğu itibariyle İslâm aleminde yaygın bir şöhret kazanmış bulunan ilim çevrelerini aşarak geniş halk kitlelerine mal olmuş RİYÂZÜ'S SÂLİHÎN isimli eseri siz muhterem okuyucularımıza sunmaktan dolayı gururludur.
390.00 ₺ -
Ayet ve Hadislerle Peygamberler Tarihi 2 Cilt
Ayet ve Hadislerle Peygamberler Tarihi 2 Cilt Hâfız İbn Kesîr, bu kitâbında Kur’ân’ı Kerim âyetleri ve hadisler ışığında peygamberlerin genel ve özel yaşamını, toplumlarına karşı verdikleri tevhid mücâdelesini, dâvet şeklini, karşılaştıkları sıkıntıları, başlarına gelen olaylar karşısında sergiledikleri dimdik duruşu, sabrı, metaneti, özveriyi, bağlılığı, ihlâsı, dürüstlüğü; başta her Müslüman olmak üzere herkesin bilmesi ve araştırması gereken konulardan, karşılaştığı olaylardan ve ele aldığı işlerden bazen detaylı ve bazen de kısa bir şekilde söz etmiştir. Ayrıca kaynak olarak verdiği tarihî olayları ve konuyla ilgili hadisleri sağlamlık bakımından bütün boyutlarıyla kuşatarak ele almıştır. Hâfız İbn Kesîr’in tarih, tefsir ve hadis kitaplarını dikkatlice ve titizlikle okuyan herkes, onun gerek konuyu ele alış tarzı ve gerekse anlayış yönünden Kur’ân, sünnet ve tarih ilimlerini şahsında toplamış bir âlim olduğunu hakkıyla anlar. Okuyucuya yeni ufuklar açacağına inandığımız Hâfız İbn Kesîr’in, “el-Kasasu’l-Enbiyâ” adlı bu eserin Türkçeye kazandırılması; insanlığa hidâyet rehberi olarak gönderilen peygamberlerin yolunu izlemek durumunda olan başta biz Müslümanlar olmak üzere herkesin, onları en doğru ve en güvenilir bir kaynaktan öğrenmeleri kaçınılmaz bir zaruret olmaktadır. İşte bu eser bu düşünceyle Türkçeye tercüme edilmiştir.
594.00 ₺ -
Peygamber Efendimizin Savaşları
Sevgili Peygamberimiz (a.s.m.) en güzel ahlak üzere yaratılmıştır. Güzel ahlakın başında ise “Şecâat-i Kudsiyye” gelir. Yani Allah rızası için yiğitlik ve kahramanlık göstermek, cihad etmek, Allah’ın ve Müslümanların düşmanlarına hadlerini bildirmek, Allah’ın dinini yeryüzüne hâkim kılmak için kılıç kuşanmak, savaşmak demektir. Peygamber Efendimiz (a.s.m.), hem “rahmet peygamberi”, hem de “cihad peygamberi”dir. Efendimiz (asm), bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Ben harp peygamberiyim, ben Rahmet peygamberiyim” Peygamber Efendimiz’in (a.s.m.) hayatının hicretten sonraki safhası hep cihadla geçmiştir. Ömrünün sonuna kadar elinden kılıç düşmemiştir. Mekke devresi, imanının tesis edildiği devredir. O devrede Müslümanlar azınlıktı, maddî mukabele edildiği takdirde o az tâifenin imhâ olması ihtimal dahilindeydi. Bu bakımdan önce îman sûrunun muhkem inşa edilmesinden sonra, hicreti müteâkip cihad emir farz olmuştur.
120.00 ₺