-
Cömertliğin Fazileti ve Cimrilik
İmam-ı Gazali’ nin en büyük eseri olan İhya-u Ulum’id-din, her dönem Müslümanlar için ilk akla gelen başvuru kaynağı olmuş ve bu esere büyük güven duyulmuştur. İhya-u Ulum’id-din içinde yer alan konuların her biri, eserin orjinal anlatımı asla bozulmadan, akıcı ve duru bir dil kullanılarak çevirisi yapıldı ve başlı başına birer kitap haline getirildi. İhya-u Ulum’id-din’ in üçüncü cildinde yer alan yedinci kitap Cömertliğin Fazileti ve Cimrilik’dir. Bu kitapda; özetle diyebiliriz ki, malın faydalı yönleri olduğu kadar, afet ve tehlikeli olan yönleri de bulunmaktadır. Bunun faydalı ve yararlı yönlerini yerine getirmenin sonucunda kurtuluş bulunmakla birlikte, kötülüğü de kişiye felaket ve tehlike getirir. Kaldı ki, bunun iyisini kötüsünden, hayrını şerrinden ayırmak da öyle pek kolay değildir. İşte bu konunun tek tek ele alınarak açıklanması gerçekten pek önemlidir.
96.00 ₺ -
Büyük Günahlar ve Kurtuluş Çareleri
Kul bir günah işlediği vakit, yer; Allahü Telaya sorar: —YA Rabbi! Yarılayım da bu günahldrı içime alayım mı? Gökyüzü de: —YA Rabbi! Bu günahkArın üzerine yıkılayım mı? der. Allahü TeAIA ise şöyle buyurur: —"Kulumdan çekilin! Ona müsaade edin, mühlet verin. Onu siz yaratmadınız! Eğer siz yaratmış olsaydınız ona merhamet ederdiniz. Bekleyin. Belki teybe eder, günahlarını bağışlarım. Belki tevbesine iyilikler ikiye eder de günahlannı hasenata çeviririm' Işte Yüce Yaratıcının merhameti. Işte Rabbimizin kullarına nimeti. 'Şüphesiz ki Allah gökleri ve yeri, nizamları bozulmasın diye tutuyor. Andolsun ki, onların nizamı eğer bir bozulursa, ondan sonra hiç kimse onları tutmaz. Muhakkak ki Allah halimdir (cezalandırmada aceleci değildir). Çok bağışlarcıdır."(Fatır süresi: 41)
132.00 ₺ -
Envarül Aşıkin Aşıkların Nurları
Dünyevî ve uhrevî kurtuluşumuzun ana maddeleri şunlardır: 1 - Tashih-i İ'tikad, yâni inançları düzeltmek. Bu da Ehl-i sünnet mezhebine bağlı olmakla olur. 2 - Namazın ikâmesi 5 vakit namaz (erkeklerce) dâima cemaatle kılınacaktır. 3 - İbadeti yaratılışının hikmet ve sebebi bilmek, en büyük vazifemiz yaratıcımız olan Hak Teâlâ'ya ibadet ve kulluktur. 4 - İhlâs, yâni katışıksızlık. Allah Teâlâ'ya karşı daimâ ihlâslı olacağız. Sırf O'nun yüce rızâsı için ibâdet edecek, hayırlarda bulunacağız. 5 - İslâm dâvasına Hizmet edeceğiz. Onu asla kendi şahsi veya siyasal menfaat veya nüfuzumuz uğrunda İstihdam ve İstismar etmiyeceğiz ve ettirmeyeceğiz. 6 - Nefsimizi Temizlemek, Ahlâkımızı Güzelleştirmek. Bu da din büyüklerimizin irşad ve nasihatlerini can kulağıyla dinleyip tatbik etmekle olur. Yukarıda kısaca temas ettiğim mevzûlarda derinleşmek isteyenler, büyük Ehl-i sünnet âlimlerinin te'lif ve tasnif ettikleri -bu kitap gibi- ahlak, öğüt, irşad ve mev'ize kitaplarına mürâcat etmelidirler.
330.00 ₺ -
Osmanlının Dağıstan Serdarı Ve Gizli Veziri İmam Şamil
“Ey General! Çar’ına şöyle haber ver ki; Kafkasya’nın bağrında daha binlerce Ahulgo gibi kaleler var ve on binlerce Surhay kule yerini almıştır. Bunların hepsi Rabbine baş kaldırıp eceline susamış olanları beklemektedir. Silahlarınızın vücûdumda açtığı üç yarayı şifalı Dağıstan otlarından kendi ellerimle yaptığım ilâçlarla şimdiden iyileştirdim ve size karşı harp etmek üzere hazırlandım. Kalbimde açtığınız evlâd ü ıyâl ve hemşiremden gelen ayrı ayrı dört yaranın hiçbir hükmü yoktur. Geri kalan evlâd ü ıyâlimi de daha şimdiden vatana ve Allah yoluna kurban olarak adadım. Size ve Çar’ınıza her şeyi bol bol vereceğiz, fakat vatanın hürriyet ve şerefini asla! Ahulgo’da aldığınız kanlı ders kâfi gelmediyse, zengin Çar’ınızın ordularını ve hazinelerini ortaya dökerek tekrar geliniz. Askerlik şerefini lekeleyerek yalan söyleyiniz, vaadlerinizi inkâr ediniz, ormanlarımıza kundak sokunuz, ekinlerimizi yakınız, meyva ağaçlarımızı, bahçelerimizi kavurunuz. Bütün bunlar Kafkas’ın ezelî hürriyet ve istiklâl aşkını körüklemekten başka hiçbir işe yaramayacaktır! Çarlar ölecektir, Petro’larınız ve Katerina’larınız gibi Nikolay da gözleri arkasında geçip gidecektir. Fakat Kafkasya mutlaka kurtulacak, hür ve mes’ud olacaktır. Allah, hak ve vatan uğrunda çarpışanların yardımcısı olsun!” (İmam Şamil'in hezimete uğrattığı, Kafkaslarda Ahulgo kalesini kuşatan Rus Çar'ı Nikolay'ın generaline gönderdiği mektup)
234.00 ₺ -
Hz Hasan Ve Hz Hüseyin
Varlığın sebebi olan Cenâb-ı Peygamber, mübarek torunları hakkında şöyle buyuruyorlar: “Hasan ve Hüseyin’i seven beni sevmiş ve onlara düşmanlık eden muhakkak bana düşmanlık etmiş olur!” Allah’ın Resûlü o solmaz çiçekleri böyle, bu muhabbetle sevmişlerdi. Hazret-i Ebu Bekir (radıyallahu anh), bir gün sahabilere şöyle seslendi: “Ey ahali! Allah’ın Sevgilisi Cenâb-ı Muhammed Mustafa’yı (sallallahu aleyhi ve sellem) ve Ehl-i Beyti’ni koruyunuz! Onlara sakın eziyet ve zulüm etmeyiniz. İyi biliniz ki, ben Hazret-i Peygamberin akrabasını ziyaret etmeyi kendi akrabamı ziyarete tercih eder ve onları bütün yakınlarımdan daha çok severim!..” Allah ve kemâl yolunun büyük kahramanı, velîlerin başbuğu Hazret-i Abdülkadir Geylânî de can ve gönülden haykırıyor: “Benim için pek muhterem, elimden tutacak öyle beş şahsiyetim var ki, bu hayatta veba ateşini, âhirette cehennem şiddetini onlarla söndürürüm. O yüce zatlar da: Allah’ın Resûlü Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem), Aliyyül-Murtazâ, Hasan, Hüseyin ve Fâtıma i Zehra’dır. Allah’ın salât ve selâmı onlara olsun!” Onlar ki, şanlı ve ebedi Peygamberimizin ilahi bakışlarının aydınlığı altında birer saadet incisi olarak yetiştiler ve en büyük mana kahramanı oldular.
144.00 ₺ -
Tefekkür Düşünmenin Fazileti
“Bir anlık/saatlik tefekkür, doğrusu bir yıllık nafile ibadetten üstündür.”(Hadis-i Şerif) Kaldı ki Yüce Rabbimizin Kitabında; tefekkür, düşünme, ibret alma, dikkatli ve titiz olarak incelemeyle ilgili olarak çok teşviklerde bulunulmuş ve buna ilişkin hükümler yer almıştır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Onlar ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın.”(Âl-i İmran, 3/191.) Rasulullah (sallallâhu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Allah’ın yarattığı varlıklar hakkında düşünün/ tefekküre dalın. Ancak Allah’ın zatı hakkında tefekküre dalmayın/düşünmeyin. Çünkü siz gerçekten gereğince Allah’ı takdir edemezsiniz.” Bu kitabımızda; tefekkürün önemini, değer ve faziletini gerek âyetler ve gerekse hadislerle açıklamaya gayret göstereceğiz.
90.00 ₺ -
Kıyamet ve Ahiret Ölüm ve Ölüm Ötesi Hayat
İmam-ı Gazâlî, yaşadığı döneme damgasını vurmuş bir din âlimidir. Gazâlî’nin eserleri günümüzde de değerini korumakta, en çok okunan ve başvurulan İslamî temel kaynak eserler arasında yer almaktadır. İmam-ı Gazâlî’nin en büyük eseri olan İhyâ-u Ulûm’id-din, İslam dünyasında son derece önemli ve müstesna bir değere sahiptir. Her dönem Müslümanlar için ilk akla gelen başvuru kaynağı olmuş ve bu esere büyük güven duyulmuştur. Yüzyıllar boyunca Müslümanların ellerinden düşmeyen ve kitaplıklarında baş köşede duran bu rehber nitelikli büyük eseri, şimdi yepyeni bir formatla size sunuyoruz. İhyâ-u Ulûm’id-din içinde yer alan konuların her biri, eserin orijinal anlatımı asla bozulmadan, akıcı ve duru bir dil kullanılarak sadeleştirilerek, başlı başına birer kitap haline getirildi. İhyâ-u Ulûm’id-din ciltleri içindeki konuların yer aldığı kitapları bundan böyle yanınızda taşıyarak okuyabilecek, kitaplığınızda şık ve müstesna bir yer tutacak olan İhyâ-u Ulûm’id-din kitaplarına sahip olabileceksiniz. İhyâ-u Ulûm’id-din içinde yer alan en önemli bölümlerinden biri de, “Ölüm ve Ölüm Ötesi Hayat”tır. “Ölüm ve Ölüm Ötesi Hayat” kitabını, İhyâ Kitaplığı dizisinin ilk kitabı olarak değerli okurlarımıza sunuyoruz.
144.00 ₺ -
Allahın Arslanı Hz Hamza
Mekke’nin o eşsiz saadet devrinin arifesinde sâkinleri içinde en heybetli yiğitlerinden biri şüphesiz Hamza idi. Tabiat olarak, avı ve macerayı, yiğitliği sever, durgun bir hayattan hiç hoşlanmazdı. Av dönüşü Kâbe’ye kavuşmak, onu tavaf etmek ayrı bir haz verirdi ona. Nedendir bilinmez, içinden bir şeyler kopar, yüreğindeki yağlar erirdi tavaf ederken. Hamza’nın bu avdan dönüşteki tavaf manzarası görmeğe değerdi, zira dağlara baş eğmeyen bir yiğit olan Hamza’nın bu mütevazı tavrı onun kadar yiğitliği olmayan başkalarına nispetle daha da değerli oluyordu. Çünkü hayatında zaten başı eğik gezenlerin Kâbe önünde baş eğmeleri o kadar dikkat çekici olmazdı, ama Hamza öyle değildi; böylesine dağları bile ensesinden bağlayıp assalar eğilmeyecek olan bu dik baş, Kâbe önünde nasıl da hürmetle eğiliyordu. Ancak bu defa başka bir şey olmuştu; Allah huzurunda eğilmeyi reddeden Ebû Cehil ve avanesi, Hamza’dan iyi bir tokat yiyerek eğilmez zannettikleri dik başlarını, Kâbe’nin Rabbi huzurunda başını eğen bir yiğidin kahramanlığı, cesareti ve hatta öfkesi karşısında eğmişlerdi; ne garip bir tecelli… Hamza’nın ırzı, namusu ve şerefi için bedel olarak veremeyeceği maddî ve mânevî hiçbir şeyi zaten yoktu. Ancak onun bunlardan da öte yüce bir gayesi, davası da olacaktı. Şimdi o; yaratılmış varlıkların tamamından üstün olan Peygambere ve onun tevhid davasına her şeyini adamaya hazır bulunuyordu.
132.00 ₺ -
Cihan Padişahı Yavuz Sultan Selim
Devraldığı imparatorluğu sekiz yılda tam iki buçuk kat büyüterek Osmanlı'yı üç kıtaya hakim muazzam bir güce kavuşturan yiğit ve cesur hükümdar... Akdenizi boydan boya Osmanlı sahili haline getiren "Yavuz" hükümdar...
35.40 ₺ -
Tarihin Dönüm Noktası Fatih Sultan Mehmet
Sultan Mehmet, Fâtih olmayı gerçekten kafasına koymuş bulunuyordu, esasen kendinden emin ve kararlı görünmeliydi. “Maçka ve Dolapdere taraflarındaki ağaçlar bu gece kesilsin, kızaklar yapılarak altmış yedi parçalık ince donanma bu gece Haliç’e indirilsin, havan ateşi hiç kesilmesin ki, düşman durumu fark edemesin!” “Gemiler karadan mı yürüyecek yani, sultanım?!” “Denizden yürüyerek zinciri kıramayınca, biz de karadan yürürüz.” Ertesi gün koca Osmanlı ince donanmasını Haliç’te gören Bizanslılar âdeta küçük dillerini yuttular. Bu sırada surlardan durumu seyreden Prens Dukas şöyle dedi: “Böyle bir harikayı kim gördü ve kim işitti. II. Mehmet karaları denize çevirdi ve gemileri dalgalar yerine dağlardan aşırdı. Böylece Kayser ve İskender’i gölgede bıraktı, Bizans’ı mahvetti ve dünyayı süsleyen bütün şehirlerin kraliçesi İstanbul’u fethetti.”
108.00 ₺ -
Ahirette Allahın Kulları İle Diyaloğu
Bu çalışmamızda; Rabbimizin yarın ahirette biz kullarıyla neleri konuşacağını açıklamak istedik. Kişi bu diyalogların yaşanacağını bilirse hayatındaki her günü daha dikkatli yaşamaya, insanlarla iyi geçinmeye, zamanını israf etmemeye, ibadetlerine özen göstermeye gayret eder. Böylece huzur-u ilahide en azından “Rabbim! Elimden gelen ancak bu kadar oldu” diyerek Rabbinin sonsuz rahmetine sığınır. Rabbimiz kullarına çok değer vermiştir. Onları dünyada iken peygambersiz ve kitapsız bırakmamış, rızıklarını kesmemiş, işlemiş oldukları günahlara rağmen tövbe etmeleri için onlara bir ömür zaman tanımıştır. Onun biz kullarına verdiği lütuflar sayılarla ifade edilecek türden de değildir. Tüm bunların karşılığında kullarından sadece ibadet etmelerini, şükretmelerini, haram ve helâllere dikkat etmelerini istemektedir. İşte ahirette kullarına lütfetmiş olduğu bu nimetler karşılığında neler yaptıklarını soracak ve onlara asla zulmetmeyecek, adaletiyle tecelli edecektir.
78.00 ₺ -
Peygamber Aşıkları
O, öyle bir güzel ki, âlemlerin Rabbinin Sevgilisi olacak kadar... Bütün kâinat O’nun hürmetine yaratıldı. Bütün Peygamberler peygamberlik nûrunu O’ndan aldı. Küfür ve vahşet zindanında körleşen kalbleri O’nun nûru aydınlattı... O, dünyada yegâne halâskârımız, âhirette en büyük şefaatçımız, mü’minleri Cennetle müjdeleyici, rahmete garkedici, Allah’a giden yolu gösterici. O, âlemlerin Rabbinin en sevgilisi... Bütün sıfatlarında... Güzellikte, olgunlukta, ilimde, hilmde, şefkat ve merhamette, beşerde bulunabilecek her şeyde tek ve eşsiz... Nasıl ki, âlemlerin Rabbi olan Allah bir ve benzersiz ise, O da benzerleri bütün insanlar ve peygamberler arasında bir ve yine benzersiz... İşte bu eser, O’nu lâyıkı vechile anlayıp nurunda pervâne olanların aşklarını dile getirmektedir. Sahabi aşkının muhteşem örneğini göreceğiz... O’nu sevenlerdeki aşk, iman, muhabbet ve heyecana şahit olacağız ve onun mucizelerinden nefes nefes gönlümüze dolduracağız... Allah’ın Sevgilisini sevmek... Onu nasıl seveceğiz? Sadece onu her şeyden üstün tutuyorum ve seviyorum demekle sevgimiz gerçekleşmez. Onu nasıl seveceğimizi yine o bize haber veriyor: Sünnetimi seven beni sevmiş olur. Beni seven kimse ise cennette benimle beraber olur. Mustafa Necati Bursalı - Peygamber Aşıkları - 978-605-5457-22-8
210.00 ₺ -
Hz Haticei Kübra
Gerçek şu ki, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimizin hanımlarının arasında en üstün dereceyi almak bahtiyarlığına erişen Hazret-i Hatice (r.anha) validemizdir. Çünkü ilk zevceleridir. Zât-ı Nebevîlerine altı çocuk hediye etmiştir. Nesl-i Pâk-i Nebî ve O’nun dünyaya getirdiği kızdan, Hazret-i Fâtıma (r.anha) validemizden devam etmiştir. Bu kitap, İslâm’ın ilk annesinin hayatından inciler sunmaktadır. O anne ki, İslâm kadınına en büyük bir örnektir. Hem öyle bir devirde ve zamanda yetişmiştir ki, o gün, dünya ateşler içinde yanıyordu. Çöl, susuz tencere, gözler kan sızan bir pencere idi. Dünyanın karar dereleri müşriklerle dolmuştu, günâh ve ahlâksızlık moda olmuştu. Kanlı ayaklar başlarda geziyor, mâsumlar inim inim inliyordu. Hz. Âdem ve Havvâ ile başlayan aile ocağı, kemalini Cenab-ı Muhammed ve Cenab-ı Hatice’de buldu. Hatice’nin Cennet’ten gül toplayan eli, efendisine bir ömür boyu sevgi ve sadakat buketleri sundu. İlk zevce ve ilk Müslümanın akıllara hayret verecek, dudakları ısırtacak hayatını okurken düşüneceksiniz… Düşündükçe ürpereceksiniz. Gönlünüze nice gaybi inciler dolacak ve nice zaman da gözleriniz yaşaracak… Bir göz ki yaşarmayı bilmez, onun taştan ne farkı olur ki? Bir gönül ki, aşk ve imanla bir alev gibi çırpınmaz, onun kan gölünden öteye nesi vardır ki? Ehli Beyt İlk Müslüman ve İlk Zevce Hz. Hatice Kübrâ - Mustafa Necati Bursalı - Çelik Yayınevi Isbn: 978-975-7161-18-9
138.00 ₺ -
Asrı Saadette İslama Koşan Yahudiler ve Hristiyanlar
Asrı Saadet'te İslam'a Koşan Yahudiler ve Hristiyanlar Bekleniyordu. Son Resul, Semavi dinlerin samimi yolcuları tarafından bekleniyordu... Bütün belirtileri Kitaplarında yazıyordu. İşaretleri takip ediyorlardı. Onu bekliyorlardı... Son demler yaklaştıkça heyecanları artıyordu. Kimileri onun zuhur edeceği şehri bildiğinden yıllar önce Medine'ye göç etmişti. Kimileri takip ediyordu... Resul geldiğinde mührü gözleriyle gördüler, kulaklarıyla işittiler, cesur olanlar şehadet etti, kendi kavimlerine gelmediği için gururlarına yediremeyenler inkar ediyorlardı ama o büyük nur bütün ihtişamıyla parlıyordu. Peygamber Efendimizi bekleyen şanslı din mensupları O'nu görür görmez şehadet ettiler, kavimlerinden korkmadılar, kim ne düşünecek diye kalplerini karartmadılar ve iman ettiler. Hilal-Abdullah Kara, akıcı bir üslupla kaleme aldıkları eserlerinde tebliğin ilk dönemlerinde Yahudi ve Hristiyanlardan İslam'ı kabul eden büyük kahramanları anlatıyorlar.
78.00 ₺ -
Savaşçıların Efendisi Alparslan
Malazgirt Ovası'nda kılınan Cuma namazından sonra bütün erler birbirleriyle helalleşmişti. Alparslan beyaz bir elbise giymişti. Askerlerine dönerek şöyle dedi: "Askerlerim; Burada Allah'tan başka bir sultan yoktur. Emir ve kader tamamıyla O'nun elindedir. Bu sebeple benimle birlikte savaşmakta veya savaşmamakta serbestsiniz. Ben de sizlerden biriyim ve sizinle birlikte savaşacağım. Eğer burada şehit düşecek olursam bu elbise kefenim olsun, beni vurulduğum yere gömün." Askerler bu konuşmanın ardından heyecanla; "Asla emrinden ayrılmayacağız!" diye haykırdılar. Ve kılıcı sıyıran Alparslan, "Bismillah diyerek atını şimşek gibi Bizans ordusunun üzerine sürdü.
132.00 ₺ -
Allahın Nuru ve Tecellileri
Allah Teâlâ’nın Zâtı’nın hakikatını kavramak beşerin aklının ulaşabileceği bir husus değildir. Ancak Allah Teâlâ kendisini isimleri, sıfatları, fiilleri ve hükmü ile bize tanıtmış ve bizim de kendisini bu çerçevede tanımamızı emir buyurmuştur. Bunun gibi Allah Teâlâ’ nın nurunun hakikatını anlamaktan da aciziz. Ancak NURUNUN tecelli ve yansımalarını Kur’ân-ı Kerîm ve hadis-i şerifler bize haber vermektedir. Ehl-i sünnet âlimleri Kur’ân-ı Kerîm ve hadis-i şerifler ışığında Allah Teâlâ’ nın nurunun tecelli ve yansımaları hakkında elde ettikleri bilgileri kıymetli eserlerinde açıklayarak bize miras bırakmışlardır.
66.00 ₺ -
Allahın Gölgesindeki 7 Zümre
Ebû Hüreyre (R.A.) rivâyet etmiştir: “Yedi bölük insan vardır ki, Allah onları hiçbir gölgenin bulunmadığı günde (kıyamet gününde), arşın gölgesinde gölgelendirir. O yedi bölük şunlardır: 1. Âdil devlet başkanı, 2. Allah’a ibâdet ederek büyüyen genç, 3. Kalbi mescidlere bağlı kimse, 4- Allah için birbirini seven ve bu sevgi ile buluşup ayrılan kişi, 5- Güzel bir kadın tarafından çağrıldığı halde ”Ben Allah’tan korkarım” diyerek bu teklifi reddeden kimse, 6- Sağ elinin verdiği sadakayı, sol eli bilmeyecek kadar verdiği sadakayı gizli tutan kimse, 7- Tenha yerde Allah’ı zikrederek gözleri yaşla dolan kimse... (Buhari; Ezan 36, Zekat 16, Rikak 24, Hudud 19, Müslim; Zekat 91, Nesaî; Adabül Kudat 2)
84.50 ₺ -
Allaha Yaklaştıran Ameller
İhlas dindeki en büyük rükündür. O, amellerin ve dürüst olmanın temelidir. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim dünyadan ayrılırken ihlas üzerine, Allah (c.c.)’a ortak koşmamış, namazını kılan, zekâtını veren kişi olarak ayrılırsa Allah (c.c.) bu kişiyi kendi rızasını elde etmiş olarak dünyadan ayırır.” (İbn Mace) İhlas, kalpte bir nur olup insanı salih bir niyete, temiz bir vicdana, amelleri Allah (c.c.) için yapmaya, yaptığı tüm hayırlı işleri onun rızasını kazanmak için yapmaya götürür. Her kim de ihlası kaybederse kalbi kararır, amelleri fesada uğrar, sevabı gider, yolunu şaşışır ve apaçık hüsrana uğrar.
132.00 ₺ -
Osmanlı Türkçesi Ve Tarihi Derinliği
Türk Dilinin en son, en mühim ve mükemmel eseri hiç şüphesiz bütün bir insanlığa mâl olmuş olan Osmanlı Türkçesi’dir. Nitekim bu şive sadece Türkler için değil, bütün bir Osmanlı coğrafyası ve Müslüman milletler için de vazgeçilmez bir hazinedir. Zira o sadece bir milletin değil, bir medeniyetin vazgeçilmezidir. Bu irfan hazînesi ve hayat damarı bugün ve bu haliyle artık bize kendisini feth etmeyi âdetâ dayatmaktadır. Mâlumdur ki, harf ve dolayısıyla kültür değişikliği bir din ve medeniyet değiştirmek gibi haklı ve mecburi bir sebebe dayanabilir. Ancak son iki-üç asırdır özellikle bizim coğrafyamızda bu hususlardaki garip değişiklikler ne yazık ki gücün kaybedildiği bir hengâma denk gelmiştir. Her ne kadar Batı, Rusya ve Çin birbirine uzak coğrafyalar gibi görünseler de, özellikle tesir sahalarına giren Türkler ve onlara bağlı diğer unsurlar üzerinde müşterek bir proje yürüttükleri bir gerçekliktir. Neticede koca bir milletin ve medeniyetin çocukları birbirlerini ve hayat kaynakları olan kültür varlıklarını anlamaz kavimler haline getirilmiştir. Bugün bizde mâziye sahip çıkma isteği, milletin köklerine olan bağlılığı ve ona olan şiddetli ihtiyacından ileri gelmektedir. Bu yolda yapılan çalışmaların gelecek hakkında ümit verici bir nüve teşkil etmesi artık bizim için zarurîdir. Yazık ki zaman içinde gelişmiş olan hadiseler bizi kendi kültürümüzün dilencisi durumuna düşürmüş ve Osmanlı Türkçesi bizim için bir yabancı dil halini almıştır. Halbuki Batılılar Roma eserlerine dönerek Rönesans’ı nasıl başardı iseler, biz de Osmanlı Türçesi’ne giderek mâziden benzer bir kuvveti almaya mecburuz. Bu yolda hem de gerçek bir planlama ve gayretle bütün dünyadaki arşiv ve kütüphanelere, müzelelere, hatta harabelere girmek ve onları anlamak zorundayız. Bu çalışmayı yapmakdaki gaye; dil ve kültür meselelerini derin bir tarih içinde ve geniş bir coğrafyada ele alarak, evvelâ tedâvi için hasbelkader bir teşhis ve hedef koymaktır. Bu mesele artık çok eskiden beri gelen ve bugün mutlaka halledilmesi gereken bir varoluş davasının mutlak bir parçasıdır. Bu çalışma işin başıdır, eldeki hazinelerin anahtarlarını ortaya koyma hususundaki gayretlerimiz devam edecektir.
210.00 ₺ -
İhyau Ulumid Din Çanta Boy 8 Cilt Takım
İmam-ı Gazâli, insanlık tarihinde nev’i şahsına münhasır büyük bir İslam mütefekkiridir. En mühim eseri de hiç şüphesiz ki İHYÂ-U ULÛMİ’D-DÎN’dir. Çünkü İslam tarihinde, ne şarkta ne de garpta bu mevzuda böyle bir eser yazılmamıştır. Gazâli hazretleri iki yönden yenilenmeye girişmiştir: a. Felsefeyi tenkid etmek, b. Kelam ilmini yeni bir tarzda arzetmek. Hazretin ikinci cephesini “İHYA” adlı eseri temsil etmektedir. Zira ‘İHYA’ müslümanların hayatını derinden etkileyen İslami kaynakların başında gelir. Alimler ve tedkikciler onu çokça övmektedir. Örneğin; hadis hafızı imam Zeyneddin Ebul-Fazl el-Irakî [806 Milad.] “İHYA” hakkında şunları söyler: “O İslâmî kitapların büyüklerindendir.” Gazâli’nin muâsırı ve İmamı Haremeyn’in talebesi Şeyh Abdul-Gafır El-Farisî: “İHYA, Gazâli’nin eşsiz eserlerindendir,” der. Şeyh Ebu-Muhammed el-Kâzerûnî: “Eğer bütün ilimler yok olsa, hepsi İHYA’dan çıkabilir.” der. İmam Nevevî hazretleri “İHYA” yı çok beğenir ve onu son derece takdir ederdi. Bu ve benzer sözlerin mübalağadan ibaret olduğunu farzetsek bile yine de bunlar en azından halkın bu kitabın tesirinde kaldığına delalet eder. Ayrıca alimlerin onu mütalaa ettiğinin delilidir.
1740.00 ₺ -
İslam Tarihi 2 Cilt Takım
Muhtasar İslâm Tarihi adı altında yazmış olduğum bu eser, İslâm dininin, ne suretle kurulduğunu, hangi prensiplere dayandığını ve ne gibi şartlar altında muhafaza edilmeye gayret sarfedildiğini içine almaktadır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile ortaya konan İslâm dininin esaslarını anlamak, tefsir ilminin gerektirdiği esbab-ı nüzûl’ ü bilmek ve olayların izahında gereken hakikatleri hadis-i şeriflerle öğrenmek; nihayet, insanın günlük hayatına giren bazı dinî meselelerin menşeini bilmek için Peygamberimizin hayatını iyi bilmek icap etmektedir. Bunu öğrenmeye çalışırken de önce İslâm Peygamberinin yaşadığı devri bir bütün halinde, yani o devri hazırlayan sebepleri, cahiliyye devrinin özelliklerini, geleneklerini ve âdetlerini bilmek; Arapların yaşayışlarını, düşünüşlerini ve sosyal durumlarını incelemek; Arabistan yarımadasının coğrafî, tarihî ve beşerî vaziyetini tetkik etmek ve nihayet Arabistan ve civarındaki dinleri gözden geçirmek icap eder. Bu itibarla, elinizdeki bu eser, Arabistan’ın cahiliyye devrinden başlayarak bugünkü İslâm devletlerine kadar olan bütün İslâm ülkelerinin geçirmiş oldukları tarihî evrimi huzurunuza sunmaktadır.
420.00 ₺ -
Son Kapı
Din kapısı er geç insanların çalacakları kapıdır. Her yolu denedikten sonra gelinecek, çalınacak kapıdır. İnsanlık aradığını bulamamanın sonucunda en son nokta olarak bu son kapıya yönelecektir. Ümit vaadeden, ebedî bir hayat hedefleyen kapı budur işte. Dünyaları, kâinatı yaratan Yüce Allah beyân buyurur: “Bilin ki dünya hayatı, ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda övünme ve daha çok mal ve evlâd sahibi olma yarışından ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibi ki, onun bitirdiği bitkiler çiftçilerin hoşuna gider. Sonra da kurumaya yüz tutar. Öyle ki, sen onun sapsarı olduğunu görürsün. En sonunda da çer-çöp olup gider.” (Hadid 20) Dünyaya gelen, kendisine ayrılmış olan rolünü oynar ve vakti gelince sahneden çekilir gider. Fâni dünya denir. Geçicidir. “Fâni cihana bakma geçer, ömrü sevme kim Ömrün zevâli var ve cihanın bekâsı yok.” Nesimi
120.00 ₺ -
Hz Ebubekir Mustafa Necati Bursalı
Bu kitabı Asr-ı Saâdete açılan bir pencere kabul edebilirsiniz. Saâdet asrından, asrımıza saâdet getirmek için açılmış bir mazgal da kabul edebilirsiniz. Yine kabul edebilirsiniz ki, bu kitap diğerleri gibi değildir. Zaman öldürmek için değil, gönül eğlemek için değil, iş olsun diye de değil. Hatta ve hatta birşeyler öğrenmek içinde bu kitabı okumayacaksınız. Bu kitabı okurken Kur’ân’ın nüzûl ettiği yıllara gidecek, İslâm dinini iki cihan serverinden öğrenen her şahsın şahsiyetinde dinimizin yaşanma tarzına dair birşeyler öğrenecek ve hemen bunu yaşamaya çalışacaksınız. Demek ki, her kitap kendi seviyesine göre insana birşeyler öğretir, amma hayatın saâdet sırlarını kesin çizgiler içinde veremez. Fakat bu kitap gibileri, bu kaidenin dışında tutulmalıdır. Evet Ebû Bekir (r.a.) isimli eseri okuyacağız. Okuyacağız amma, Ebû Bekir (r.a.)’e benzemek için, o ufka ulaşmak için koşacağız, bu hedef ve bu hedefte gizli saâdet ebediyen mesut edecektir. Bu eseri okuyarak Ebû Bekir (r.a.)’in insanlık dünyasındaki izlerini bulup o izleri takip edeceğiz. Evet, yollarında çoğaldığı şu devirde, istikametimizi tâyin edip, yolumuzu bulup, orada ilerlemeliyiz. Bunun için bu kitabı okuyoruz. Hekimoğlu İsmail
138.00 ₺ -
Cah ve Riya İnsanı Helaka Götüren Hal ve Davranışlar
Makam hırsı denince, insanın ün salması ve şöhret bulması anlaşılır. Bu, gerçekten kötüdür. Aksine övgüye değer olanı, şöhret bulmamak ve sessiz bir hayat sürdürmektir. Ancak bir kimse dinini yayma uğrunda, herhangi bir şöhret ve isim yapma arzusu olmaksızın bir ün yaparsa bu olabilir. Bunun herhangi bir sakıncası yoktur. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın kendilerini korudukları dışında, bir kimsenin dini ve dünyası bakımından parmakla gösterilir olması kendisine kötülük olarak yeter. Şüphesiz Allah sizin şekil ve sûretinize bakmaz, O ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.” Hz. Ali (radıyallâhu anh)’ de şöyle söylemiştir: “Dağınık bir hayat yaşamak, şöhret bulmaktan daha iyidir. Seni ansınlar diye yükselmeye çalışma. Bilgili ol, fakat ağzını tutmasını bil, susmayı bil ki, kurtulasın. İşte bu, iyi kimseleri mutlu kılar ve kötü kimseleri de çileden çıkarır”. İbrahim b. Edhem de şöyle söylemiştir: “Kim şöhret peşindeyse, o kimse, Allah’ı tasdik etmemiş demektir.” Eyyub Sahtiyanî de der ki: “Allah’a yemin ederim ki, bir kulun doğruluğu ve Allah’a imanı, ancak o kimsenin bulunduğu makamını gizli tutmasına bağlıdır.”
126.00 ₺ -
Haccın Sırları ve Hikmetleri
Hac ibadeti; İslam’ın rükünleri ve farzları arasında yer alan bir ibadettir. Ömürde bir defaya mahsus olmak üzere yerine getirilmesi istenen bir ibadet görevidir. Bu, ibadetlerin bir mührü/sonu, İslam’ın tamamlanması ve dinin de kemale ermesi demektir. Çünkü Yüce Allah aşağıdaki âyeti bununla ilgili olarak indirmiştir; “Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı beğendim.”(Maide, 5/3) Bu ibadetle ilgili olarak da Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: ”Gücü olmasına rağmen hac ibadetini yerine getirmeden ölen bir kimse, dilerse Yahudî, isterse Hıristiyan olarak ölsün.” (İbn Adiyy, Ebu Hureyre’den rivayet etmiştir.) Bu öylesine bir ibadettir ki, onun yerine getirilmemesi halinde, din kemal derecesini yitirmiş olmaktadır. Onu terk eden bir kimse de inançta adeta Yahudi ve Hristiyan ile denk tutulmaktadır. İşte önemi bu derece büyük olan bir ibadetin mutlaka açıklanması, farzlarının öğretilmesi, sünnet ve adabının, fazilet ve sırlarının bilinmesi gerekir. İşte biz bütün bu konuları üç bölüm içerisinde Allah’ın bizi muvaffak kılmasıyla anlatmaya ve açıklamaya gayret gösterdik. Şöyle ki: • Haccın, Mekke şehrinin ve Beyt-i Atîk (Kâbe’nin) faziletleri, rükünleri, vücub şartları. • Yolculuktan itibaren gidip gelinceye kadar izlenmesi gereken ameller. • İnce adabı, gizli sır ve hikmetleri ve bâtınî / manevî ameller. Haccın faziletleri, Beytullah’ın, Mekke ve Medine’nin faziletleri ve bu iki beldeyi Yüce Allah’ın tehlikelerden nasıl koruduğu, Mescid-i Haram ile Mescid-i Nebevi’yi ziyaret. Haccın vücubunun / farz oluşunun şartları, rükünlerinin sıhhati, vacibleri ve sakıncalı olan hususlar.
114.00 ₺ -
Hesaba Katmadığın Hesaplar
Hayat öyle sürprizlerle doludur ki her an ne olacağı neler yaşanacağı hiç belli olmuyor. zaten hayatın güzelliği de bu değil mi? Sürprizlerle dolu bir dünyada hiç umulmayan işlerle karşılaşan insan, tahmin etmediği durumlar karşısında hayretini gizle yememektedir. İnsanın bir hesabı vardır. Aklı ile her yapacağının hesabını düşünür, adımlarını bile hesaplı atmak ister. Plânlı hareket etmeyi aruzlar. Ama çoğu zamanda da hiç tahmin edemediği hesaplar ortaya çıkar. O zaman görür ki onun dediği değil, Allah’ın dediği olmuştur. Plânın istediği şekilde tutmaması karşısında insan yeni yeni plânlar programlar yapar. Yeni hesaplar düzenler. Ama bu arada da hiç de hesapta olmayan sürprizlerle karşılaşır. Bu dünya hayatında karşılaşılan sürprizler bazen acı olsa da bazen tatlı bir netice verir. İnsanı bazen kedere saldığı gibi bazen de sevince gark eder. Ya öteki âlemdekiler... Ya orada hiç hesap edilmeyen şeyler zuhur edince insanın hâli ne olacaktır?
108.00 ₺ -
Hz Veysel Karani
Veysel Karânî kimdi, Üveysîlik neydi, O nasıl bir aşk cevheriydi? İşte bütün cephesiyle ve bütün kaynaklarıyla bu eserde dile getirildi… Onun kıymet biçilmez güzelliği, öyle bir güzellikti ki; bu güzellikten rahmânî kokular saçılıyordu. Onun ağlayıp inleyişi sadece Hak içindi. O canını Cânânın eşiğine kadar götürüp vuslat sürahisinden bir damla inayet suyu içmeyi diledi. Ne var ki, Can Padişahı o gün tahtında değildi. O gün feleğin atlası siyahlara bürünmüştü... Cânânın eşiğinde durdu da şöyle dedi: – Yâ Rabbi, bana cisimle can gerekmez!.. Sevgilim yoksa cihan da gerekmez!.. O dem sanki candan da, cihandan da el yumuştu. Dertli dertli inledi ve dedi ki: – Ey güneşini Arş’a gölge eyleyen Peygamber, nazarının bir kerecik bereketini bana yoldaş eyle!..
120.00 ₺ -
İnsanlık Vazifelerimiz
Allah Teâlâ’nın yeryüzündeki halifesi olarak yaratılan insan, dünyaya açılan ilk canlıdır. İlk insan aynı zamanda ilk peygamberdir. Allah, insanı en güzel ve en mükerrem bir şekilde yaratmıştır. Yeryüzündeki bütün canlı ve cansız varlıkları insanın hizmeti için yaratan Allah (c.c.) insanı akıl, şuur ve gönül sahibi kılarak üstün olduğunu ispatlayacak nimetlere gark etmiştir. Bunun için insanın bedenî, maddî mükemmelliğinin yanında bir de ruhî mükemmelliği mevcuttur. İnsana bütün isimler öğretilmiştir. İnsan, Allah Teâlâ’nın lütfu ve inayeti sayesinde hâlini anlatan, ihtiyaçlarını görebilen, medenî yaşayışla huzur bulabilen bir ortama kavuşmuştur. İnsan olmak en büyük nimettir. İnsanın diğer canlılardan farklı olarak düzgün yaşayabilmesi, toplum hayatına, ilâhi şartlara uyabilmesi için bazı kurallar mevcuttur. İnsan başıboş bırakılmamıştır. İnsanı yaratan yüce Yaratıcı, onun nasıl hareket edeceğini öğreten rehberler ve planlar da lütfetmiştir. Allah Teâlâ insana o derece önem vermiştir ki; yüzyirmidörtbin peygamber, dört büyük kitap ve yüz suhuf hep insanlık için gönderilmiştir. Kutsal kitabında her âyetini, her sûresini değerli insanlığa yol gösteren bir kılavuz yapmıştır.
114.00 ₺