-
Hesaplaşma Yüzyılı
Ortadoğu’da başlayan yeni süreç, Sünni-Şii çatışmasını mı hedefliyor? ABD-İngiltere-İsrail, İslam Dünyası için tarihi bir trajedi olabilecek ayrışmayı nasıl planlıyor?İsrail, Kuzey Irak’ta kimlerle ortak çalışıyor? Ankara, Kürt meselesinin çözümü için hangi pazarlıkları yapıyor? Nükleer silahlanma bölgeyi nasıl bir sona yaklaştırıyor? Türkiye, nükleer güç olma yolunda ne tür adımlar atıyor? Refik Hariri’yi kimler öldürdü? Ahmet Şah Mesud ve Şeyh Yasin suikastı, Arafat’ın şüpheli ölümü... Gizli işkence merkezleri ve CIA uçakları... Türkiye fotoğrafın neresinde? Ortadoğu’da karanlık ilişkiler ağı ve 40 milyar dolarlık Stoffel skandalı. İbrahim Karagül’ün kaleminden...
8.23 ₺ -
Darbeli Demokrasi
Mahir Kaynak, Türkiye’deki darbelerin arka planını anlatıyor! “Askeri darbeler ülkeyi yönetenlere karşı yapılmaz, ülkeyi yönetenler tarafından yapılır. Ne zaman? Anarşi ve terörü, darbe olmasını isteyenler çıkarır. Nasıl? Ağca’yı hapishaneden kaçıranlar bellidir. Aynı kişiler, devletin içinden adam kaldırdılar. Kimler? Bu ülkede, bir gün evvel sağcı yatanlar, ertesi gün solcu kalktılar! Neden? Kürtlerin serbest bırakılması, tamamen Ortadoğu’daki gelişmelerle ilgilidir. Niçin?” Türkiye’de meydana gelen askerî darbeleri önceden rapor eden, 9 Mart cuntasını çökerten Prof. Dr. Mahir Kaynak yine ezberleri bozuyor... “Türkiye’deki askeri darbelerde müşahede ettiğim olgu şu oldu: Mesela 1960 darbesine bakıyoruz. Darbeden sonra Türkiye’de, iktidar veya güç odakları açısından değişen hiçbir şey olmadı. İş âlemi büyük ölçüde bu darbeyi destekledi, basın destekledi. Oysa bunun tersi olması gerekliydi. Menderes iktidarının liberal bir iktidar olduğu ve bu nedenle de iş âleminin onun bir darbeyle devrilmesinden rahatsız olacağı söylenmeliydi. Ama tam tersi oldu. Buradan şu sonucu çıkarıyoruz; darbeler zannedildiği gibi sisteme ve mevcut olan güç odaklarına karşı hareketler değildir, sistemin içinden gelenlerin yaptığı bir harekettir...”
5.82 ₺ -
Terör Kıskacında Türkiye
"Terör kıskacında Türkiye, isminden de anlaşılacağı üzere, Türkiye’nin yakın tarihine başka bir açıdan bakmayı amaçlıyor. Terörü, kendi doğallığı içerisinde ortaya çıkmış bir ifade biçimi olarak değil de bir ülkeyi istenen istikamete doğru çekiştirmenin bir yöntemi olarak görüyor. Ne zaman kendi kanatlarıyla uçmaya kalksa Türkiye, rengi-kokusu-ağırlığıyla temel özellikleri değişse bile karşısına hep terör çıkıyor. Bir ara ‘ideolojik’ amaçla yapılırken, ya da ‘mezhep çatışması’ biçiminde kendini gösterirken, daha sonra ‘etnik’ bir havaya bürünüyor terör; ASALA oluyor, PKK oluyor... Sonuç aynı: Türkiye karşısına çıkan terör yüzünden savruluyor..." Fehmi Koru HALİT ESENDİR′in kaleme aldığı bu kitap üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Osmanlı’dan günümüze siyasi yapı, Tek Parti dönemi, darbeler ve demokrasinin önünü tıkayan nedenler, ikinci bölümde son aylarda artan terör olayları, provokasyonlar, çeteler ve Derin Devlet ilişkisi ele alınıyor. Son bölümde ise deneyimli gazeteci Halit Esendir, Türkiye′nin içinde bulunduğu ateş çemberinden nasıl çıkabileceğine dair öneriler sunuyor.
6.85 ₺ -
Büyük Ortadoğu Projesi
Eğer Büyük Ortadoğu′da Avrupa etkili olursa, Avrupa dünyanın en etkili gücü olur. Eğer Rusya kontrol ederse, Rusya en büyük güç olur. Eğer Amerika bu bellgeleri kontrol edemezse bırakın büyümeyi küçülmek zorunda kalır ve dünya üzerindeki etkinliği azalır. Burada iki soru var. AB ve ABD′nin ilişkileri ne olacak? Başlangıçta bu proje sadece Amerika′nın projesiydi. Ancak ABD′ye bazı mukavemetler olunca devreye NATO girdi. NATO dünyanın en büyük askeri ittifakı. Ne var ki, ortaya çıkan sonuç NATO′nun sadece Batı′nın bir uzlaşması olduğunu gösteriyor. İkinci soru, Irak Savaşı sonrası BOP hangi aşamada? Dünyada artan Amerikan karşıtlığı acaba BOP′un bir sonucu olabilir mi? Her şeye rağmen ortada bulanık olan bir şeyler var. BOP′un dünü ve bugünü ile yarın ne olacağını bu kitaptan öğrenebilirsiniz... Emin Gürses ve Mahir Kaynak’ın konuşulan "Büyük Ortadoğu Projesi" genişletilmiş 8. baskısıyla artık TİMAŞ’ta.
6.51 ₺ -
Casuslar
Özellikle Soğuk Savaş yıllarında üretilen casusluk romanları ve filmleri, belirli bir "casus" imajı oluşturmuştur zihinlerimizde. Bu casus imajını ise tümüyle dönemin şartları belirlemiştir. Soğuk Savaş yılları esnasında - Amerikan jargonuna göre - "Şeytan İmparatorluğu"na karşı; yani SSCB ve tüm sosyalist sisteme karşı cansiperane savaş veren ve sonuçta girdiği mücadelede mutlaka "kötülere" galebe çalan yarı - mitolojik, efsanevî bir varlığa dönüşmüştür casusluk. “007 James Bond” ise bu imajın zirve noktası olmuştur. Ancak casusluk ne Soğuk Savaş ile birlikte ortaya çıkmış, ne onunla birlikte son bulmuş bir meslektir. Tersine, çok eski çağlardan beri varlığını koruyan ve giderek de kurumsallaşıp uzmanlaşan, son derece teknik ve kendine özgü şartları olan bir meslektir casusluk. Onu diğer mesleklerden ayıran ise kartvizitinde "casus" yazmamasıdır!
11.31 ₺ -
Suikastler
İktidar savaşları başladığından beri siyaset en acımasız yöntemlere sahip olmuştur. Suikast, sonu ölümle biten bir eylem olarak, siyasi mücadelenin en sert araçlarından birisidir İlkel kabilelerdeki liderlik mücadelelerinden, monarşik yapılara hatta modern dünyanın “demokratik” devletlerine varıncaya kadar siyaseti etkilemeye çalışan güçler, önlerindeki rakiplerini ya da kendileri için “sorun teşkil eden” kişileri yok etmek için sık sık “suikast” yöntemine başvurmuşlardır. Bundaki amaçları o kişilerde simgelenen kesimlerin arkasında olan sınıf ve politikaları tasfiye edebilmek ve etkisizleştirebilmektir. Suikastlar siyasi amaçlar gözetilerek yapıldığı için kitapta olayın siyasi sonuçlarına ve analizine yöneldik ister istemez. Bu anlamda her suikast yönetici elitlerin veya düşman cephelerin bazen açık bazen de gizli olarak süren savaşının bir parçasıydı. Biz hep tercihimizi “gizli” olandan, “bilinmeyen”den yana kullanmaya ve bu gibi yanları öne çıkarmaya çalıştık. Suikastlar, komplocu organizasyon ve eylemlerin en keskin ve acımasız biçimlerinden biridir. Her suikast kendi başına bir komplodur da aynı zamanda. Sadece hedefte tek kişi göründüğünden, suikastlar çoğunlukla “kişisel husumet” ve “çılgın katil” perdesinin arkasına gizlenebilmiştir. Oysa suikastlar tarihsel açıdan bakıldığında “derin hesaplaşmaların kanlı bilançolarını sadece bir dışavurumudur.
10.28 ₺ -
Kıyamet Komplosu
Neresinden bakarsanız bakın, söz konusu olay eli maket bıçaklı bir grup çılgın korsanın eylemi olmaktan öte anlamlar taşıyor. Gerek olay öncesi bazı gelişmeler, gerekse de olay sonrası yaşananlar hesaba katıldığında 11 Eylül′ün arkasında bambaşka güçlerin imzası olduğu fark edilecektir. Bize göre 11 Eylül′den sonra "komplo teorisi" terimi, bütün olumsuz çağrışımlardan kurtarılmalı, anılan terime bir tür iade-i itibar yapılmalıdır. Dünyanın bundan sonraki sürecinde "saçmalayan" kişiler ihtiyaç daha da artacağa benziyor... İşte elinizdeki kitap da bunu yapmaya çalışıyor. Söz konusu komplonun nasıl ve niçin gerçekleştirilmiş olabileceğini tartışıyor. Kafalarda doğan ve doğabilecek sorulara cevap arıyor. Birçok açıdan ele alınan 11 Eylül olayı, kitapta ya adı bizzat "komplo teorisyenine” çıkmış kişiler ya da bu konuda "aykırı" yaklaşımlarıyla dikkat çeken isimler tarafından anlatılıyor. Belki komplolar -büyük ihtimalle- bundan sonra da olacak. Ne var ki, konu tüm yönleriyle tartışıldıkça, olayları insanlara yutturmaları da pek kolay olmayacak...
10.28 ₺ -
Komploların Yüzyılı Yüzyılın Komploları
Araştırmacı-Yazar Atilla Akar yeni kitabı "Komploların Yüzyılı, Yüzyılın Komploları"nda ABD′nin "komplocu sicili"ni tutarken, ilginç örneklerle ABD saldırganlığının yüz yıllık öyküsünü aktarıyor. En son Irak’a saldıran ve gerekçelerinin “yalan” olduğu ortaya çıkan ABD’nin bu tip entrikalara aslında kuruluşundan beri başvurduğu ortaya çıktı. Araştırmacı-yazar Atilla Akar’ın yayınevimizden çıkan son kitabı “Komploların Yüzyılı, Yüzyılın Komploları” isimli çalışmasında Amerika Birleşik Devletleri’nin 19. Yüzyılın sonlarından beri saldırgan ve yayılmacı bir politika izlediği ve birçok yalan iddia ve komplo tertipleyerek bugünkü “imparatorluk” aşamasına geldiği kaydediliyor. Akar’ın tek tek ortaya koyduğu olayların sonucuna göre ABD, bugün geldiği noktayı ve eriştiği gücü bir dizi komployu hayatı geçirmesine borçlu. Akar’ın iddiasına göre, Amerika baştan beri çizdiği bir strateji doğrultusunda dünyaya egemen olmaya çalışıyor ve bunu günden güne askeri gücünü daha da büyüterek gerçekleştiriyor. Kitaba Amerika’nın keşfindeki “komplo izleri” ile başlayan Akar emperyalizmin “üstyapısal” özelliklerini öne çıkartarak olayın İdeolojik-dini motiflerini aktarmış bulunuyor. Ayrıca Başkan George Bush’un da mensubu bulunduğu evanjelik akımın nasıl bir “Kıyamet Senaryosu” peşinde koştuğu da vurgulamış bulunuyor. “Emperyal seçenek: Genişlemenin bebek adımları”nın anlatıldığı bölümde ABD’nin tarih sahnesine emperyal bir güç olarak ilk çıkışının “Maine” gemisinin esrarengiz şekilde batmasına borçlu olduğunu kaydediyor. Ayrıca ABD’nin I. Dünya Savaşı’na girmesine yol açan ikinci bir gemi batması olayı olan “ Lucitania’nın Batışı”nda da komplo izlerini takip etmiş durumda. (Burada Pearl Harbour ile kıyaslamalar da yapılmış. ABD’nin Küba’ya karşı giriştiği “Domuzlar Körfezi” harekatının nasıl bir CIA komplosu olduğu da etraflıca anlatılmış halde. Aynı şekilde Vietnam Savaşı’nının da Maddox Destroyeri’ne karşı gerçekte olmayan hayali bir saldırı ile başladığı da belirtilmiş durumda. Ayrıca 1973’te Başkan Allende’nin devrilmesi ve Şili’de cunta ile sonuçlanan sürecin bir CIA-ITT ortak yapımı komplo olduğu etraflıca anlatılmış bulunuyor. Bütün bunların yanı sıra “ABD’nin Komplo Okulu: Fort Benning” başlıklı bölümde ABD’nin komplocu yetiştiren okulu tanıtılmış. “ABD’nin Komplolarla Örülü Kirli Sicili” başlıklı bölümde ise Amerika’nın bugüne kadar gerçekleştirdiği bütün savaşların, darbelerin, suikastların kronolojisi çıkartılmış. Son olarak ise Akar’ın bir komplo olarak gördüğü 11 Eylül’ün analizinin yapıldığı “11 Eylül: Komploların Çapı, Tekniği ve Hedefi Değişiyor” başlıklı bölüm ile 11 Eylül’ün bir “milat” olarak sonuçları tartışılıyor. Akar, Başta Fransa veya Almanya olmak üzere yakın bir zamanda Avrupa′da yeni bir saldırı olacağını iddia ediyor. Komploların bir parçası olarak yalan haber ve yanıltıcı bilgilendirme sorununa da bir başlık ayıran Akar, “CIA-Vole haberler” e de gazeteci gözüyle bakmış bulunuyor. Türkiye’ye yönelik analizin yapıldığı “Türkiye komploların neresinde?” başlıklı bölümde ise Akar, Türkiye ile ABD’nin Kuzey Irak dolayısıyla er veya geç sıcak bir çatışma içine girecekleri öngörüsünde bulunmuş. Akar kitabında ayrıca “Komplolara inanmayan” ve “anti-komplo teorisi” düşüncelerin bayraktarlığını yapan aydınlarla da sert bir polemiğe giriyor.
8.22 ₺ -
Psikolojik Savaş
Psikolojik savaşta bir toplumun ruh ve beyni etki altına alınmaya çalışılır. Prof. Dr. Nevzat Tarhan son kitabı Psikolojik Savaş’ta bu teknikleri, insan ve toplum psikolojisi üzerindeki etkilerini konu ediniyor.Tarihin bilinen ilk savaş tekniği kitabının yazarı olan Çinli kumandan Sun Tzu, kitabının büyük bir kısmını rakibin psikolojik olarak çökertilmesi üzerinde durur. Askeri strateji ve taktiklerin en önemlilerinden biri de Psikolojik Savaş teknik ve taktikleridir. Belirli bir amaca yönelik, uzun vadeli plan ve stratejilerle yapılan psikolojik savaş hem sıcak hem de soğuk savaş dönemlerinin en çok başvurulan mücadele yöntemlerinden biri olmuştur. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Timaş Yayınları arasında piyasaya çıkan yeni kitabı Psikolojik Savaş’ta askeri bir kavram olan bu terimin günlük hayatımızda nasıl kullanıldığını Türkiye ve dünyadan örnekler ışığında tarihten günümüze bilimsel olarak inceliyor. Psikolojik Savaş; klasik anlamdaki savaşın kazanılması veya kaybedilmesinde, savaştan sonra da üstünlüğün devam etmesinde yahut sorunların çözülmesinde insanların ruh haline etki ederek sonuç almak olarak tarif ediliyor. Kitapta; klasik psikolojik savaş bilgileri dışında, bilgi savaşı, elektromanyetik savaş, beyin kontrolü, propaganda yöntemleri ve bilgisayar devrimi, internet taarruzu, tarihsel bilgiler, gelişen intihar eğilimleri, baskıcı kültürlerin etkileri, itaat kültüründen demokratik kültüre geçiş, psikolojik savaşta rol alanların ruh hallerinin tahlilleri, insanın ruh hallerinin nasıl etki altına alındığı gibi alt konular da işleniyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan kitabın yazılış amacını şöyle açıklıyor: “ Hile ve aldatmaların etkili olabilmesi için, gizli kalması gerektir. Amacımız hile ve aldatma yöntemlerinin bilinmesini sağlamakla toplumsal ahlaka hizmet etmektir. Psikolojik savaşta yenilen taraf, bilgi gücü zayıf olan taraftır. Doğru insanların ayakta kalmak, toplumun geleceğinde söz sahibi olmak gibi bir kaygıları varsa bu kitabı okumaları önemlidir.” Kitapta Türkiye gündemini de yakından ilgilendiren konulara temas edilmiş. Darbe öncesi medya ve diğer iletişim organları kullanılarak oluşturulan sahte tehdit ortamının nasıl yapıldığı; BÇG olarak bilinen, Batı Çalışma Grubu’nun 28 Şubat öncesinde kamuoyunu nasıl yanlış bilgilendirerek tehdit ve tedirgin edici bir zemin hazırladığı ve siyasi hareketlerin kamuoyu desteği sağlamak amacıyla yaptıkları beyin yıkama faaliyetlerine ilişkin ilgi çekici analizler kitabın başlıca ilgi konularından biri.
277.50 ₺ -
Üç.. İki.. Bir
Dünyanın politik dengelerindeki dalgalanmalar devam ederken, bu çalkantının merkez noktalarından biri olan Türkiye′de de gündemin yoğunluğu sürüyor. Türkiye′nin tarihi ve bölgesel konumunun getirdiği bu gelgitlerin durulması ve perdenin arkasından ′′suni gündem′′ oyunlarını tezgahlayan suflörlerin fark edilmesi için olayların doğru analizlerle yorumlanmasına ihtiyaç var. Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı gerçeğini vurgulayan yazılarıyla herkesin beğenisini kazanan Mahir Kaynak da bu kitapta yer verilen yazılarında durgunlaşacak sular ve gelecek aydınlı günler için önemli ipuçlarını veriyor bizlere. Labirentteki yol arayışının finaline doğru yaklaştığımız bir süreçte. Sizce gerçekler ne kadar şaşırtıcı?
6.17 ₺ -
İpler Kimin Elinde
Neil Amstrong, kapsülün son basamağına adımını attığında, kendisi de dahil tüm dünya soluğunu tutmuştu. Tarihte ilk kez bir insan, dünya dışındaki bir kara parçasına adımını atacaktı. Son bir hamle ile kendini havasız boşluğa bırakarak ay’ın tozlu yüzeyi ile kucaklaştı. İlk adımını attığında dudaklarından dökülen ‘Bu benim için küçük ama insanlık için büyük bir adım’ cümlesi, 20. yüzyılın en gösterişli ve en inanılmaz olayını özetliyordu…’ Peki insanlık için büyük olanbu adımın, aslında ‘insanlık için büyük bir yalan’ olabileceği ihtimalini hiç sorguladınız mı? Amerikalılar, o günkü teknolojik şartlar dahilinde gerçekten Ay’a gidebilmeyi başarmış mıydı? Yoksa bir takım şüpheli beyinlerin iddia ettiği gibi bu tamamen rakipler karşısında üstünlük sağlamaya yönelik ‘psikolojik bir göz boyama’ dan ibaret koskocaman bir yalan mıydı? Kafa karıştıran sorular ve şüpheler sadece Ay harekatı ile sınırlı değil. Kennedy suikastinden Galler Prensesi Diana’nın şaibeli ölümüne, Körfez Savaşı’nın perde arkasından Bilderberg toplantılarına, Mars gezegeninin yüzeyindeki insan silüetinden UFO’lara ve daha benzer bir çok garip ve şaibeli olayın arkasında yatan şaşırtıcı gerçekler nedir? Acaba yakından takip ettiğimizi sandığımız gündemi belirleyen görünmeyen güçler mi var? Sadece bilmemize izin verildiği kadar mı biliyoruz? Hangi gerçekler bizden saklanıyor? Daha da ötesi, dünyayı kim yönetiyor?… Elinizdeki bu kitapla tarihi şekillendiren olayların akışına yön verenlerin yüzlerine ışık tutabilecek. ‘komplo teorisi’ damgasıyla gözardı edilen iddiaları bir kezde kendi mantık süzgeçinizden geçireceksiniz. İşte kitabımızda bulunan başlıklardan bir kaçı: Ay′a Ayak Basıldı (mı?) Kennedy′i Kim Öldürdü? Evrende Yanlız mıyız? Peaerl Harbor. Japonlara Kurban Edildi! Beynimizi Kim Kontrol Ediyor? Dünyayı Kim Yönetiyor? Mars′daki Yüz Kimin? Saddam Kimin İçin Çalışıyor? AIDS Biyolojik Bir savaş Silahı mı? Avrupa′nın altındaki el:Gladio Prenses Diana Kaza mı. Suikast mı? Zamanda Yolculuk Yapan Gemi: Philadelphia Olayı
7.88 ₺ -
Echelon
İstihbarat Dünyasının Perde Arkası Dünyanın en sürükleyici ve derin izler bırakan oyunu olarak gösterilebilecek istihbarat, hiçbir zaman perdelerini kapatmadı. Asırlar boyunca misyon ve yöntem değiştiren casusların tek bir hedefi vardı; daha çok bilgi! Mısır çöllerinin sıcak kumlarından Beyrut’un barut kokan sokaklarına, Kremlin Sarayı’nın soğuk koridorlarından Doğu Berlin’in kasvetli caddelerine varıncaya kadar, gölgelerinin düşmediği hiçbir yer kalmadı... İki Dünya Savaşı milyonların canını aldı. Yerkürenin değişik coğrafyalarında tezgahlanan darbeler, siyasi tarihin akışını değiştirdi. Soğuk Savaş 50 yıllık bir döneme imzasını attı. İdeolojilerin ve çıkarların önünde engel olarak görülen bedenler, akıl almaz yöntemlerle ortadan kaldırıldı. Hitler’den Şah Rıza Pehlevi’ye, Stalin’den Putin’e onlarca lider, nefes kesen manevralarla siyasi istikballerine ulaştı. Nikaragua’dan Türkiye’ye bir dizi ülke istihbarat savaşlarının rüzgarıyla savruldu. Tüm bu tarihi detayların baş mimarı gizli servisler ve casuslar oldu! Peki oyun sona erdi mi? Hayır. Küreselleşme söylemi ile daldığı derin uykudan 11 Eylül şoku ile uyanan insanlık. Eskisinden daha şiddetli bir istihbarat savaşına tanık olmak üzere. Casus uydular gözlerini dört açtı, mahremiyet çoktan tozlu raflara kalktı ve oyunda yeni bir perde açıldı. Perdenin ardına göz atmaya hazır mısınız? İşte kitabımızda bulunan başlıklardan bir kaçı: 1.PERDE: Dalilah’tan Dünya Savaşlarına İngiliz istihbarat dünyası ve ‘Robinson Crusoe’ ‘Koca kulaklı’ Casanova 2.PERDE: Sıcak Savaştan Soğuk Savaş’a Çar’ın casusları Majestelerinin gizli servisi Sırp gizli servisi I.Dünya Savaşı’nı patlatıyor! Kahraman, hain, şarlatan: Arabistanlı Lawrence Terör Makinası: Çeka’dan KGB’ye giden yol Kızıl Ordu’nun Gözü: GRU İstihbarat fakiri Birleşik Devletler! II. Dünya Savaşı. casuslar ve ideolojiler arenası Hitler’in bıçağı: GESTAPO 3. Perde: Soğuk Savaşın sıcak oyunları Churchill: ‘Demir Perde İndi!’ Hey gidi Hitler! Ve CIA sahnede.
9.25 ₺ -
Ankarada Gölge Oyunları
BÜLENT ORAKOĞLU ANKARA’DAKİ GÖLGE OYUNLARINI ANLATIYOR!!! Kızıl Elma Koalisyonu ve Darbe Hazırlıkları “Genç Subaylar Rahatsız!” Danıştay Baskını Küre Operasyonu Atabeyler Operasyonu 27 Nisan Muhtırası 28 Şubat sürecinin perde arkasını “DEŞİFRE” isimli kitabıyla aralayan, Batı Çalışma Grubu’na ait gizli belgeleri açıklayan Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu Ankara’daki gölge oyunlarını anlatıyor. Amaç, hükümeti düşürmek “Kısa bir süre önce, bir partinin genel başkanı, beni, Armada Alışveriş Merkezi’ne yemeğe davet etti. Yemekte, kimlerle birlikte hareket ettiklerini anlattı. Amaçlarının hükümeti devirmek olduğunu ve yakın bir zamanda harekete geçeceklerini söyledi...” “Hükümeti düşürmek amacıyla oluşturulmuş, yirmi beş ayrı birim var. ‘Birim’ kelimesini kullandığımda birileri çok fazla rahatsız oluyor. Bunlardan birinin görevi, Danıştay saldırısı idi. Sauna Çetesi bir birimdi. Hrant Dink Cinayeti de bu birimlerden bir tanesi tarafından işlendi. Olayların arka planını incelediğinizde, aynı adrese ulaşıyorsunuz…” “Bu ülkede Başbakan iseniz, devamlı bir korku içinde yaşarsınız: Terör sebebiyle mi, yoksa ekonomik kaosla mı iktidardan uzaklaştırılacağım?” Emniyet İstihbarat Dairesi Eski Başkanı Bülent Orakoğlu, düğmeye kimlerin bastığını ve Ankara’daki gölge oyunlarını gözler önüne seriyor…
7.54 ₺ -
Kuzey Irak
Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın yakın çalışma arkadaşı ve tecrübeli siyasetçi Hasan Celâl Güzel; Timaş Yayınları’ndan çıkan “Kuzey Irak: Kürtçülük ve Ayrılıkçı Terör” kitabında Türkiye’yi sarsacak bilgiler veriyor: “1980 yılında, Turgut Bey’le birlikte Başbakanlıkta çalışıyorduk. Bir gece geç saatlerde, Kerkük’ten telefon geldi. Saddam Hüseyin’in, Türk ajanı olmakla suçladığı Doç. Dr. Necdet Koçak ve Albay Abdurrahman Aslan ile arkadaşlarını tutukladığını ve sabaha karşı idam edeceklerini haber verdiler. Turgut Bey’le birlikte hemen dönemin başbakanı Sayın Demirel’le görüştük. Saddam’a telefon etmesini, gerekirse nota vermesini, o da olmazsa tehdit etmesini istedik. O gece sabaha kadar Kerküklü kardeşlerimiz ve bizler ümitle bekledik. İnanıyor musunuz, Demirel o gece kılını bile kıpırdatmadı ve Türkiye aşığı bu kardeşlerimiz o sabah şehit edildiler!” “Türkiye’nin dış Türkler politikası tam bir faciadır. Kenan Evren Paşa’ya, Kerküklü bir profesör dostum, Kerkük’teki Türkler’e yardım etmesi için ricada bulunur. Evren Paşa’nın cevabı, bizim dış politikamızdaki faciayı çok net biçimde anlatır. Paşa, Kerküklü profesör arkadaşımıza Kerkük’te Türk mü var ki? diye sorar.” “Bizim Irak sınırımız en kısa sürede değiştirilmelidir. Bu sınır teknik olarak çok yanlış çizilmiştir. Düşünün; sınır hattı, koca bir dağın en uç ve tepe noktasından geçiyor. Bu haldeyken sınırı koruyamazsınız. Ben devlet görevinde iken böyle bir tartışmayı başlatmıştım. Rahmetli Özal da hak vermişti. Ne yapmalıyız? Ya bu koca dağları Irak’a vereceğiz, karşılığında onların düz ovalarından toprak alacağız; ya da dağları biz alacağız, düz ovadan onlara toprak vereceğiz. Bunu yapmazsak, sınırdan içeriye sızmaları önlememiz mümkün değildir!” “Efendim, siyasi Kürtçüler bu meseleyi hallettiler. Şu anda PKK ve Barzani arasında PKK ile Talabani arasında birlik kuruldu. Eski durum bugün yok! Bugün bizim güneydoğu topraklarımızda derin Barzani güçleri var ve Barzani’yi tarikat lideri olarak tanıtıyorlar. Bu da, bölge halkı üzerinde büyük tahribata sebep oluyor. Gerçekten tarikat lideri mi? Tabi ki hayır. Aslını bilseler böyle bir tahribat olmazdı.” “Kuzey Irak’ta kendi etnik kimlikleriyle aynı olan bir devlet kurulduğunda, bizim Kürt vatandaşlarımızın oradaki devlete meyletmeyeceklerini mi düşünüyorsunuz?”
7.54 ₺ -
Maden Savaşları
Altın, elmas, bor, toryum, uranyum, doğalgaz, petrol, kömür ve diğerleri… Dünyanın bağrında sakladığı onca zenginlik, yeryüzünün kalkınması için büyük bir ümit olabilecekken, ele geçirip sahip olma dürtüsü, her şeyin önüne geçti. Son yüzyılların neredeyse tüm savaşları madenler için yapıldı. Suni ayrımlar yaratıldı, halklar birbirine kırdırıldı, haritalar yeniden çizildi, sınırlara kan sızdı. Maden jeolojisi uzmanı Prof. Dr. Doğan Aydal, dünyanın kara talihi olan madenler için yapılan savaşları yazdı. Elmas’ın bulunuşu, Altın’a hücum, Altı yüz madene sahip Anglo-Amerikan şirketi Cecil John Rhodes kimdir? Tutsi ve Hutu savaşlarının iç yüzü… “Mavi Akım” projesi gerçekte nedir? Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı ne getirecek? Kerkük şimdi neden kan ağlıyor? Barzani ve Talabani Bush’tan ne istiyor? Madenciliğimiz ve bor gerçeği…
7.54 ₺ -
İhanet Çemberi
“Abdullah Öcalan, ABD güdümlü Ergenekon örgütünün bir üyesiydi. İlk eğitimini bu örgütün içinde almıştır. ABD, İngiltere ve İsrail derin devletleri ile bizim Ergenekon’un ortak kararıyla, Türkiye’deki ayrılıkçı iç dinamikleri kontrol etmek amacıyla, Öcalan’a bir terör örgütü kurma görevi verilmiştir.” “Uğur Mumcu ile Eşref Bitlis’in ölüm tarihr dikkat ediniz: Mumcu, ölmeden birkaç gün önce, Cumhurbaşkanı Özal’dan gizli bir konuyu görüşmek için randevu talep etmiş, konu hakkında Bitlis’e de telefonla bilgi vermiştir. Mumcu, bu görüşmeden birkaç gün sonra suikasta uğramış, konu hakkında açıklama yapacağını söyleyen Bitlis Paşa da hemen arkasından hayatını kaybetmiştir. Bakınız, Türkiye olarak şimdi söyleyeceklerimle yüzleşmek zorundayız!” “Ergenekon Operasyonu’nda, bu yapılanma içinde bulunan bazı kişilerin Hizbullah terör örgütü içinde aktif rol oynadığı belirlendi. Bu ilişki, Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’a düzenlenen suikastı bir kez daha gündeme getiriyor. Çünkü Okkan suikastını işlediği söylenen sanıkların dosyasında, suikastın sanıklar tarafından işlenmediği yazılı.” “Geçmişte, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’na suikast düzenlediler, Genelkurmay Başkanı olmasını engellemek istediler, fakat kurşun bir albaya isabet etti. Aynı kişilerin Başbakan Erdoğan’la birlikte TSK’nın üst düzey komutanlarından birkaçını hedef aldıkları istihbaratı güvenlik birimlerini harekete geçirmiş durumda…” Emniyet İstihbarat Dairesi Eski Başkanı Bülent Orakoğlu, Türkiye’nin yüzleşmesi gereken korkunç gerçekleri ilk kez bu kitapta açıklıyor.
9.25 ₺ -
Operasyon Ergenekon Gizli Belgelerde Karanlık İlişkiler
OPERASYON ERGENEKON, karanlık ilişkilerin perde arkasını belgeleriyle ortaya koyuyor. “Kuvvet komutanları Ak Parti’ye darbe yapmayı kararlaştırmışlardı. O gece İlker Başbuğ’u arayan Aytaç Yalman’ın kafasına takılan tek bir soru kalmıştı: Hilmi Özkök’ün hazırlattığı gizli ve özel rapor!” “O gün, Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ın kapısını çalan kişi MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’du. Atasagun, Yalman’ı iki konuda uyardı ve son sözünü söyledi. Aytaç Yalman, bu görüşmeden sonra oyunun dışına çıktı ve kuvvet komutanlarının planı alt üst oldu!” “Ergenekon’un 1 Numara’sı, İstanbul Orduevi’nde otururken önündeki gazeteden Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın isminin üstünü çizdi ve yanına bir not yazdı: ‘Olmadı Yaşar, olmadı’. Sonrası mâlum, istihbarat servisleri Ergenekon Operasyonu için düğmeye bastılar.” Dağlıca Baskını’nın perde arkasını araştıran ve kamuoyuna en doğru bilgileri veren Gazeteci Şamil Tayyar, Türkiye’yi sarsacak gizli belgeleri ilk kez bu kitapta yayınlıyor. Dağlıca Baskını’nda görevli komutanın cebinden çıkan el çizimi mevzi planları, Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombalar hakkında Makine Kimya Enstitüsü tarafından hazırlanan tetkik raporları, Ergenekon üyelerinin kendi aralarında yaptıkları telefon görüşmeleri, Başbakan Erdoğan’a emekli bir albay tarafından gönderilen gizli mektup ve kuvvet komutanlarının hazırladığı darbe planları…
11.99 ₺ -
Kürt Meselesi ile Yüzleşmek
Güneydoğu hakkında yazı yazmak, sadece konunun hassasiyeti bakımından değil, kaynaklara ulaşmanın zorluğu bakımından da, kolay bir iş değil. Bizler gibi, görevi gereği antenleri ülkenin her tarafında meydana gelen olaylara açık olması gereken gazeteciler; bölgeye, ya bir devlet büyüğünün ardına takılarak, ya da bir davetle gittiğimizde, ayaküzeri birkaç kişiyle görüşüp “izlenim” yazısı kaleme alacak malzemeyi toplamış oluruz. Ancak daha köklü, derinlemesine tahliller için çok kapsamlı haber ve bilgilere ihtiyacımız olduğunu da hiçbir zaman unutmayız. O haber ve bilgileri, sadece bizim tahlillerimize malzeme olmak üzere değil, bölgede olup bitenleri takip eden okurlara ulaştırmak üzere de, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da çalışan gazeteciler, mesleğin en onurlu alanı olan muhabirliği o bölgede sürdüren arkadaşlarımız sağlarlar. Haberin üstünde imzası olduğu için doğru olduğuna inanılan, daha doğrusu, doğru olduğuna inanmamız için haberi onun yazması gereken itibarlı gazeteciler… Osman Güzelgöz, bölgede adı “itibar” olan gazetecilerin en ön safında yeri olanlardan biri. Osman Güzelgöz’ün kitaplaşan bu çalışması, önümüzdeki dönemin gelişmelerine işaretlerle dolu. Bir süredir yitirdiğimiz sosyal barış ve kardeşlik havasının yeniden doğuşuna bu kitabın da doğrudan katkıları olacak. Gazeteci; yaşadığının, gördüğünün, gözlemlediğinin, daha doğrusu çağının tanıdığıdır. İçinden geldiği bir bölgeyi eksen alarak, bizleri de çağın tanıklığına çağırıyor.
8.57 ₺ -
Kıta Dur
Şamil Tayyar, 28 Şubat’tan 27 Nisan’a yaşanan iktidar kavgasını belgeleriyle birlikte tartışmaya açıyor… 28 Şubat süreci, ne zaman, nerede yapılan gizli toplantı ile başladı? Çevik Bir ve Mehmet Ağar’ın katıldığı toplantıda başka kimler vardı ve hangi kararlar alındı? “Söyleyin Ağar’a, bu ülkede iki ordu olmaz!” mesajı gönderen komutan kimdi? Emniyet’in elindeki silahları toplatmak kimin projesiydi? 28 Şubat’tan sonra Mesut Yılmaz’a “Erbakan ve Çiller’i hâlâ neden hapse atmıyorsunuz?” diyen komutan kimdi? Kritik MGK’dan sonra Bakanlar Kurulu’nda hangi konuşmalar yapıldı? MİT Başkanı Atasagun’un, AKP’ye yönelik darbe planına müdahalesi nasıl oldu? 27 Nisan muhtırasını kim kaleme aldı? Hükümetin cevabını yazan isim kimdi? Muhtıradan sonra Hüseyin Çelik’le görüşen Yaşar Büyükanıt, hangi kritik cümleyi söyledi?
103.60 ₺ -
İtirafçı
Gerçekte kim bu itirafçılar? Bir dönem PKK için, sonra da devlet için savaşan bu insanlar "kahraman" mı yoksa "vatan haini" mi? Neden PKK’ya katıldım? Neden ayrıldım? Nasıl itirafçı oldum? Neler yaşadım? “Ben JİTEM’de çalışırken, tekrar dağa dönmeye, örgüte katılmaya karar verdim. Bu kararımı örgüt mensuplarına ilettim. Bunun üzerine Hav, İmralı’ya gitti. Abdullah Öcalan’la görüştü. Öcalan, ‘Aygan, bir süre daha JİTEM’de kalmalı, sonra tekrar duruma göre bakarız’ demiş. Ben de JİTEM’de çalışmaya devam ettim.” Çocuk yaşlarda iken örgüte katılmaya karar veren, daha sonra PKK’dan kaçıp KDP’ye teslim olan, KDP ile PKK arasındaki çatışmalara katılan ve sonunda itirafçı olmayı seçen Kahraman Bilgiç, ilk defa yayınlanacak hatıralarında, neden dağa çıktığını, örgütten kaçmasının sebeplerini ve nasıl itirafçı olduğunu gün gün anlatıyor. Kahraman Bilgiç gibi itirafçı olmayı seçen İbrahim Babat ve Abdülkadir Aygan, Güneydoğu’da yaşanan olayların bilinmeyen yönlerini bütün çıplaklığıyla itiraf ediyor. Karanlık dönemin hayalet savaşçılarını, ilk kez yayınlanan belgelerle, yakından tanımak isteyen tüm okurlar için… Gazeteci -yazar Nevzat Çiçek tarafından kaleme alınan "İTİRAFÇI- KARANLIK DÖNEMİN TETİKÇİLERİ" isimli kitap Türkiye′nin demokrasi tarihinde karanlık olan bir dönemi aydınlaması için kapı aralıyor. *İtirafçı kimdir, bir itirafçıda bulunması gereken özellikler nelerdir? Neden itirafçıların aile bağları zayıf olmalıdır? Hangi sınavlardan geçiriliyor? *PKK′dan kopan ilk itirafçı neler anlattı? 1978 yılında nasıl yakalandı? Diyarbakır Cezaevi′nde ilk itirafçılar koğuşu nasıl oluşturuldu? *Yüksekova Çetesi′ni ortaya çıkaran Kahraman Bilgiç′in cezaevinde yazdığı ve ilk defa yayınlanacak günlüklerinde hangi inanılmaz bilgiler vardı? *Bilgiç nasıl örgüte katıldı, nasıl teslim oldu, neden itirafçı oldu? Başına neler geldi. *Bilgiç, yazdıklarıyla hangi faili meçhul cinayetlerin aydınlanmasını sağlıyor? *Hangi emniyet istihbaratçısı Rıdvan Özden cinayetiyle ilgili bilgileri ilk defa bu kitapta anlattı? Cinayet faili olarak kimleri adres gösterdi? *İbrahim Babat′ın cezaevindeki görüşme tutanağı ve Susurluk Komisyonu′na verdiği ve ilk defa bu kitapta sansürsüz yayınlanan ifadelerine göre, Cem Ersever Ankara′ya gitmeden önce hangi eski Meclis Başkanı ile görüştü? *Hasan Kundakçı paşa, itirafçıların sözlerine neden itibar edilmemesini istedi? Kundakçı Paşa kendi kullandıkları itirafçılar için bugün ne diyor? * CHP milletvekili olan Ali Topuz, Abdülkadir Aygan′ı, 1975 yılında nerede ve neden ziyaret etti? Bunlar gibi kamuoyuna ilk defa yansıyacak olan belge ve bilgilerle İtirafçıların dünü ve bugünü İTİRAFÇILAR’da.
7.54 ₺ -
Enerji Kan Kokuyor
ABD, Irak ve Afganistan’ı işgal etti. Rusya Gürcistan ile savaştı. İran ve Venezüella her fırsatta ABD’ye kafa tutuyor. Yakın zaman önce yaşanan bu gelişmelerin altında tek bir neden yatıyor: Enerji. Enerji, günümüzde Küresel politikaların uygulanış biçimlerini belirleyen tek etken. Peki, biz enerji hakkında ne kadar bilgiye sahibiz? Haritalar yeniden çizilirken, coğrafi konumu itibariyle çok kritik bir öneme sahip olan Türkiye bu mücadelenin neresinde? Tüm bu sorulara ve daha birçoğuna aradığınız cevap bu kitapta. Enerji konusunda Türkiye’nin en yetkin isimlerinden Prof. Dr. Doğan Aydal bu soruların cevaplarını sizin için veriyor. “İnsanoğlunun arzu ve ihtiyaçları sınırsız fakat yeryüzünde bize sunulan kaynaklar oldukça kısıtlıdır. Ekonominin ana problematikini oluşturan bu prensip aslında dünya tarihinin de en belirleyici denklemi haline gelmiştir. Dünya tarihine kısaca göz attığımızda aslında bir savaşlar tarihiyle karsılaşırız. Bu savaşlardan pek azı bahsi geçen sorundan bağımsız olarak gelişmiştir. Özellikle sömürge imparatorluklarının Dünya üzerindeki doğal kaynaklara vahşice hücum etmeye başladığı çağdan bugüne insanların bitmek tükenmek bilmeyen doyumsuzluğu çok daha açık bir şekilde gözümüze çarpmaktadır. İlginç olan diğer bir durum ise bu arayış uğruna insanların yıllar boyu sürecek savaşlara girip bu savaşların yakıtını da yine farklı kaynakları sömürerek elde etmek zorunda kalmalarıdır. Bu tehlikeli döngü yeryüzünü bir felaket sahnesine çevirmektedir. Bugün bu felaketi yaşamlarının her anında hisseden belki de bizim bihaber olduğumuz milyonlarca insan yaşıyor yeryüzünde. Bu felaketin izini teorik olarak tartışılan küresel ısınma iddialarında aramamıza gerek yok. Tehlike çok somut. Asya Kıtası’nın kalbinde. Yaklaşık elli sene önce dünyanın en büyük gölü olan Aral bugün sularının yüzde doksanını yitirmiş durumda. Her an bir Çernobil daha yaşamayacağımızı kim garanti edebilir. Hiroşima halen akıllarda, Halepçe ise hemen yanı başımızda. Irak’ta, Afganistan’da, Kafkasya’da ve dünya’nın belki ismini bile şimdiye kadar duymadığımız birçok yerinde akılımızın alamadığı şaşırtıcı gelişmeler yaşanıyor. Her gün yüzlerce kişinin katledildiği haberini televizyonlardan duymak maalesef doğal kabul edilir oldu. Bu çatışmaların, vahşice kıyımların altında tek bir gerçek yatıyor: Enerji. Enerji günümüzde dünya politikalarını, ekonomisini ve halkların geleceğini belirleyen tek değişken. Onu elde etme uğruna hayal gücümüzü dahi zorlayacak politikalar uygulanıyor. Göller kurutuluyor, haritalar yeniden çiziliyor ve milyonlarca insan ya bu savaşın kurbanı olarak can veriyor ya da binlerce yıldır yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda bırakılıyorlar. Enerji savaşında kullanılan her yöntem mübah sayılıyor. Kitle imha silahları acımasız deneyler sonucu üretilerek milyonlarca insanın ölümüne neden oluyor. Bugün enerjiyle ilgili cevap bulamadığımız birçok soru var. Boru hattı projelerinden bor madenine, biyokimyasal silahlardan çevre felaketlerine, alternatif enerji kaynaklarından Türkiye’nin enerji bağımlılığına cevabını bilemediğimiz bu soruları Türkiye’nin enerji konusunda en yetkin isimlerinden biri olan Prof. Dr. Doğan Aydal, Enerji Kan Kokuyor’da cevaplıyor. Bilim adamı kimliğiyle güvenilirliğinden hiç tereddüt etmeyeceğiniz olgusal bilgiler verirken akıcı ve keyifli üslubuyla okuyucuyu metne bağlıyor.”
8.23 ₺ -
Jitem
Yıllardır hemen her faili meçhul olayda, suikast girişiminde adı geçti. Varlığı resmen kabul edilmedi ama adı etrafında konuşulanlar tüyler ürperticiydi. Şimdiye dek kimse JİTEM gerçeğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyamadı. Tartışmalı konular üzerine cesurca giden haberlerinden tanıdığımız genç gazeteci Ecevit Kılıç’tan gündem oluşturacak bir çalışma! JİTEM ne zaman, kimler tarafından kuruldu? JİTEM’in tam olarak kurulma am acı neydi? JİTEM’in işleyiş biçimi ve faaliyetleri nelerdi? Hangi üst düzey komutanlar ve siyasetçiler JİTEM’i bizzat yönettiler? 1991 yılında muvazzaf ve emekli yedi general neden peşi sıra suikastlara kurban gittiler? Bahtiyar Aydın cinayeti neden örtbas edildi? Eşref Bitlis suikastı nasıl örtbas edildi? Efsane JİTEM’ci Cem Ersever’i kim öldürdü? Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın JİTEM’deki pozisyonu neydi? Veli Küçük, Arif Doğan, Levent Ersöz gibi Ergenekon tutuklularının JİTEM’deki rolleri nelerdi? Hizbullah’ı kuran JİTEM miydi? Efsane emniyetçi Gaffar Okkan’ın ölüm emrini kimler verdi? Vedat Aydın ve Musa Anter cinayetleri adım adım nasıl işlendi? Kürt işadamları Tansu Çiller tarafından hedef gösterildikten sonra kimler tarafından katledildiler? Abdullah Çatlı ve Susurluk ekibinin JİTEM’le bağlantısı neydi? JİTEM itirafçıları neden kontrol edemedi? Güneydoğu’da kaçakçılığı yöneten JİTEM miydi? Askerî atamalarda ve YAŞ karalarında JİTEM’in sözü geçiyor muydu? JİTEM içerisindeki çatışmalardan kim galip çıktı? İntihar eden emekli Albay Abdülkerim Kırca’nın JİTEM içerisindeki faaliyetleri nelerdi?
8.56 ₺ -
Pusu
Gazeteci-Yazar Şamil Tayyar, Eşrif Bitlis’ten Esat Coşan’a, Turgut Özal’dan Adnan Kahveci’ye, Muhsin Yazıcıoğlu’ndan Abdullah Çatlı’ya, TÜBİTAK Mühendisi Ercan Kuruoğlu’dan Prof. Dr. Ali İhsan Bağış’a kadar, kritik konumdaki isimlere kurulan 21 ayrı pusuyu araştırdı ve şüpheli ölümlerin perde arkasını kaleme aldı. Abdullah Çatlı… 3 Kasım 1996’da, Susurluk’taki kazada hayatını kaybetti. Mehmet Özbay olarak tanınmıştı ama kullandığı ilk kimlik Şahin Ekli adına düzenlenmişti. Ekli’nin doğum tarihi tesadüf ki 3 Kasım’dı. Kazadan sonra gündeme gelmeyen konu bugün tartışmaya açıldı: Çatlı kaza sonrasında hayattayken, kafasına aldığı darbeyle mi öldürüldü? Sadık Ahmet… Batı Trakya’daki Türklerin haklarını savunan Doktor Sadık Ahmet, Yunanistan’da Lozan Anlaşması’nı tartışmaya açan isimdi. Hem Çatlı’nın yakın arkadaşı hem de iddialara göre MİT’in kritik ajanlarından biriydi. Gümülcine’deki trafik kazasında hayatını kaybetti. Tarih, 24 Temmuz 1995’ti; yani Lozan’ın yıldönümü. Mehmet Bedri İncetahtacı… Susurluk Komisyonu üyesi İncetahtacı, Gladio ile P2 Mason Locası arasındaki kirli ilişkileri araştırmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya başladı. Türkiye’deki Mason localarının bu çerçevede incelenmesi gerektiğini açıkladı. Gizli belgeler üzerinde çalışırken geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. Muhsin Yazıcıoğlu: Her istihbarat teşkilatının uzmanlaştığı bir alan varmış; bizimkiler de trafik kazalarında ustaymış…
10.96 ₺ -
Asimetrik Savaş-Politik Psikoloji
Nevzat Tarhan bir psikiyatri profesör olarak bilinse de güncel siyaset üzerine farklı yaklaşımları olan bir yazar. Psikoloji ve politikayı bir araya getiren kitap bir yandan Türk toplumunun psikolojik analizini yaparken diğer yandan da güncel siyasi çatışmaları bilimsel arka planı ile ele alıyor.Türkiye’nin en tanınmış psikiyatrisi Prof. Dr. Nevzat Tarhan Türkiye’de yaşanan asimetrik savaşın psikolojik arka planını gözler önüne seriyor. Gündelik siyasette yaşanan tartışmalar psikolojik olarak ne anlama geliyor? Türk siyasetinde sürekli askerle problem yaşanmasının nedenleri neler? Türkiye’de liderlik sorunu var mı? Asker neden değişmek istemiyor? Türk toplumu neden askere kayıtsız şartsız itaat ediyor? Türkiye’de elitizmin kökenleri neler? İttihat ve Terakki Cemiyeti bir tarikat miydi? CHP neden sürekli askerden yana tavır alıyor? Ergenekon davası bu savaşta nasıl bir rol oynuyor? TSK neden saydam değil? Psikiyatrist kimliğinin yanında emekli bir subay olan Nevzat Tarhan askeri zihniyetin harekat tarzını politik psikoloji biliminin ışığında ele alarak sorulara cevap arıyor.
284.90 ₺ -
Büyükelçi
II. Dünya Savaşı, Fransa; Bir tarafta Nazi Almanya'sı ve Hitler, diğer tarafta Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Behiç Erkin. Bir tarafta insanlığını unutan Naziler, diğer tarafta insanlığını hiçbir zaman unutmamış bir avuç Türk diplomatı, Bir tarafta Hitler'in “Nihai Çözüm” söylemi, diğer tarafta “ülkemde din, dil, ırk ayrımı yoktur” anlayışı… Binlerce Yahudinin II. Dünya Savaşı sırasında toplama kamplarına götürülmesini engelleyen Paris Büyükelçisi Behiç Erkin ve fedakâr Türk diplomatlarının hikâyesi… “Dedeniz Behiç Erkin ile babam Necdet Kent'i ölümsüzleştirdiğiniz için size çok teşekkür ediyorum.” Muhtar Kent, The Coca Cola Company CEO'su “Schindler'in Listesi yıllardır dünyayı sallıyor. Almadık ödül bırakmadı, yıllardır televizyonlar abone... Schindler 2 bin Yahudi kurtarmış… Peki on binlerce Yahudi’yi kurtarmış bir Türk Büyükelçisi var ayni dönemde, Hitler'den... Adını Türkiye'de kaç kişi biliyor?” Hıncal Uluç, Sabah Gazetesi “Türkiye’nin Dostluğu Kıymetlidir”
8.57 ₺ -
Darbe Yargısının Sonu
Türkiye'de yargıyı düzenleyen aktörler, 1930'lu yıllardan itibaren adaleti sağlamak yerine, ideolojik kaygıları doğrultusunda toplumu şekillendirmeyi asli görevleri olarak benimsediler. Bu misyonu yerine getirme yolunda en büyük yardımcıları ise darbecilerin hazırladıkları anayasa ve yasalar oldu. Yargı sistemi, bugüne dek siyasetin alanını daraltarak toplumsal problemlerin çözümünü engelledi. Ancak Türkiye toplumu artık bir dönüşüm gerçekleştirdi ve bu dönüşüme ayak uyduramayan yapıları değiştiriyor. Yargı sistemi içerisinde de bu sürece paralel olarak sağlıklı düşünebilen hukukçular çıkmaya başlıyor. Son zamanlarda yaptığı demokratik çıkışlarla tanıdığımız Osman Can bu genç kuşağın ilk temsilcisi. Köhnemiş yargı sistemi içerisinden yükselen taze bir ses. Akademisyen kinliğinin yanında bürokratik bir deneyime de sahip olan Osman Can, ideolojik temelleri 1930'larda atılan, 27 Mayıs Darbesiyle Anayasal düzeyde kurumsallaştırılan yargı sistemimizin yapısını ve yarattığı sonuçları ele aldığı kitabında referandum sürecini ve sağlıklı bir yargı sistemine kavuşmanın yollarını anlatıyor. -Ergenekon, tanrıların vurulduğu bir davadır! -Yargı ideolojik bir silaha dönüştürüldü! -İstiklal Mahkemeleri bir terör aygıtı gibi çalıştı. -27 Mayıs'ta solcu, 12 Eylül'de dindar bir Atatürk yaratıldı! -Yassıada yargılamaları cübbeli terördür. -Yüksek yargının referanslarında demokrasi ve özgürlük yoktur. -Laikliğin amacı özgürlük değilse bir değeri var mıdır?
44.40 ₺ -
Çelik Çekirdek
Aynı aklın ürünü, aynı merkezden yönetilen ve asırlara yayılan yüzlerce örgüt, küçüklü büyüklü binlerce operasyon, on binlerce aktör… Kökleri Nizamülmülk’e dayanan, yüzyıllar içinde sızmalar sonucu kabuk değiştiren, sonunda dalları Ergenekon’u sarmalayan yapının tarihi: Çelik Çekirdek. *Selimiye Kışlası asırlarca hangi ekibin merkezi olarak kullanıldı? *Mason Locaları ile Ergenekon Operasyonu arasındaki ilişki ne? *Enver Paşa hükümetini darbe ile indirme teklifini Atatürk’e kimler götürdü? *Türkiye'yi Osmanlı'dan koparan, Cumhuriyet’in ilanı mı Lozan'ın imzalanması mı? *Cumhuriyet’i Osmanlı Derin Devleti mi kurdu? *İsmet İnönü, Mustafa Kemal'i nasıl tasfiye etti? *Adnan Menderes'in kendisini idama sürükleyen ilk iki hamlesi neydi? *Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar'ı hangi general ikna etti? *İstihbarat Dairesi, AK Parti hakkındaki kapatma davasına nasıl delil üretti? *Hanefi Avcı'nın 13 yıl önceki olay açıklamaları aldatmaca mıydı? Susurluk'u perdelemeye mi çalıştı? Aslında O, bilinenin aksine Mehmet Ağar'ın adamı mı? *Captagon Operasyonu Kilim'de tutuklanan Abdülkadir Ekicioğlu, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Aslan'ı yakan Habib Kanat'la Hanefi Avcı arasında nasıl bir ilişki olduğunu öne sürdü? *Hanefi Avcı, AK Parti Operasyonu'nda nasıl bir rol üstlendi? Eski İstihbarat Daire Başkanı Hüseyin Namal'la Eskişehir'de neden buluştu? İstanbul'da hangi MİT görevlisiyle neler görüştü? Adlarına telefon aldığı öğrenciler kim?
12.68 ₺ -
Yeniden Yapılanma Kuralları
Emekli Tuğgeneral Korkmaz Tağma, ülkemizin sancılarını yaşadığı değişim ve yeniden yapılanma sorununa farklı bir bakış açısı getiriyor.. İkinci ve üçüncü sınıf ülkelerin önünde duran en önemli sorunlardan birisi; bazı lider, yönetici, bürokrat ve sözde aydınların, sosyal ve kültürel yapıdaki farklılıkları görmezlikten gelmesi, halkın zihniyetine saygı göstermemesi ve doğru zannettikleri ithal zihniyeti halka baskı yoluyla kabul ettirmeye çalışmalarıdır. Sosyal ve kültürel çeşitlilikleri gibi, sorunları da çok olan ikinci ve üçüncü sınıf ülkelerin bu durumu maalesef körler ülkesini andırıyor. Ülkenin kör olan lider, yönetici ve bürokratlarını, körlerin filleri el yordamıyla tarif etmesine benzetiyor yazar. Ülke sorunlarınında doğruya yakın olarak tesbit edildiğini, fakat liderlerin problemi bir bütün olarak ele almadıkları için de yanıldıklarını anlatıyor kitabında. Bir bütün, parçanın herhangi birisiyle aynı olmayacağı gibi. ayrıldığı parçanın da bütünün tüm özelliklerini ihtiva etmeyeceği gerçeğini gözler önüne seriyor. Emekli Tuğgenaral Korkmaz Tağma, Türkiye’nin mevcut durumunu ortaya koyduktan sonra. çözüme yönelik önerilerini de net bir şekilde ortaya koyuyor. Yeniden Yapılanma Kuralları Türkiye’nin içerisinde bulunduğu gündem nedeni ile yazılı ve görsel medyada geniş bir şekilde yeralacaktır.
5.48 ₺