-
İnsanı Kamil Hazreti Muhammed Sert Kapak
Yazarımız, “Hazreti Muhammed Aleyhisselâtü Vesselam” adlı 4 ciltlik detaylı eserden sonra, bu kez daha SÂDE ve TEK CİLTLİK “İNSAN-I KÂMİL” eseriyle okuyucularının karşısına çıkıyor. Harita ve şemalarla zenginleştirilmiş, ebruları, minyatürleri, kenar süslemeleri, ve yan varaklarıyla göz dolduran eserimiz, sanat ve tarihin eşsiz bir buluşması niteliğinde! Siyerle yeni tanışan okuyucularımız, yoğun tempoya sahip çalışanlarımız, öğrencilerimiz, ev hanımlarımız ve gençlerimiz! Asr-ı Saadet’i gözünüzde canlandırmaya hazır mısınız? Hazreti Muhammed Aleyhis salatü ves-selam kitabı sizleri Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in aydınlık yaşamına doğru muhteşem bir yolculuğa davet ediyor. Bu 4 ciltlik eser, Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in, öğretilerini ve mirasını derinlemesine keşfetmek isteyen okuyucular için unutulmaz bir deneyim sunuyor. Tarihin en büyük şahsiyetinin izini sürerken, her bir sayfası okuyucuları bu büyük yolculuğu derinlemesine anlamaya davet ediyor. Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in ilham verici örnek hayatını keşfetmeye hazır mısınız? Yeni Bir Çağın Başlangıcı İslamİyet'in Doğuşu Şimdi Efendimiz (s.a.s.) bir tarafta, dünya bir taraftaydı. Vazifesi ağır, mesûliyeti büyük, zamanı ise çok azdı. Efendimiz (s.a.s.)’in ilk muhatapları atalarına ve inançlarına körü körüne bağlı bir millet olan Arap Yarımadası sakinleriydi. Bu, gürül gürül akan bir akarsuda suyun akışının tersine yüzmek gibi bir şeydi. Kâinat Efendisi (s.a.s.) işe nereden ve nasıl başlayacaktı? Yeni Bir Başlangıç MEDİNE'YE HİCRET Müslümanlar ne ile karşılaşacaklarını bilmedikleri meçhul bir geleceğe doğru yol alacaklardı. Başlarına her şey gelebilirdi. Geri dönüşü yoktu. Arkalarına bakmadan gidecekler ve gözlerini yepyeni bir memlekette açacaklardı. Sevdikleri, alışkanlıkları, anıları, kopamadıkları, malları ve mülkleri ağır basarken bunlardan Allah rızası için vazgeçmek kolay değildi. Başarabilecekler miydi? Büyük Fetihlere Açılan ESRARENGİZ KAPI Hudeybiye Antlaşması’yla birlikte kılıçlar ikinci bir emre kadar kınına konuldu. Onun yerini ilmî sohbetler aldı. İlim ve irfan Arabistan’ın en ücra noktalarına kadar taşındı. Böylece insanlar adını hep düşman ağızlardan duymaktan ötürü nefret ettikleri algısal İslâm’ı bir kenara bıraktılar. Hakiki İslâm’la tanıştılar. Müslümanların gerçekte nasıl bir yaşantıya sahip olduklarına bizzat şahit oldular. Böylece her şey İslâmiyet’in lehine öyle bir döndü ki nsanlar akın akın İslâm’a koşmaya başladı. Hülâsa, Efendimiz (s.a.s.) dört yıl içinde devletini savaş olmadan, sadece barışçıl yollarla on kat büyüttü. Hemen hemen bütün Arap Yarımadası’nı hâkimiyeti altına aldı. İşte bu da apaçık bir zafer ve fetihlerin en büyüğüydü! Bu yüzden Hudeybiye Muâhedesi İslâm tarihinde bir dönüm noktası teşkil etti. Ve Senelerin Üstüne KÂBE İLE KUCAKLAŞMA O büyük ve nazik an gelmişti. Efendimiz (s.a.s.) karşısında sıralanmış olan Mekkelileri bir müddet öylece seyretti. İslâmiyet’i ve Müslümanları yok etme sadedinde yapılan her hareketin başında bulunan ve Efendimiz (s.a.s.)’in kanını içmek için adeta birbirleriyle yarışan neredeyse tüm Kureyşliler oradaydı. Diğer tarafta da etraf Efendimiz (s.a.s.)’in mübarek iki dudağı arasından çıkacak olan tek bir emre bakan, baştan aşağıya silahlı on bin mücahitle kaynıyordu. Acaba gün, kısasa kısas günü müydü? Efendimiz (s.a.s.), bir zamanlar müşriklerin kendisine ve sahabîlerine reva gördüğü tüm eziyet, işkence ve hakaretlerin intikamını hâlihazırda onlardan alacak mıydı?…
987.50 ₺ -
Ruhul Beyan Tercümesi 5.Cilt
Şeyh İsmâîl Hakkı Bursevî Hazretleri’nin rivâyet, dirâyet ve özellikle tasavvufî yönü ağır basarak kaleme aldığı muazzam eseri; “Rûhu’l-Beyân fî Tefsîri’l-Kur’ân”ın tercemesi 5. Cilt Ahıska Yayınevinden çıktı. Kur’ân-ı Kerîm’in soru edatlı kelime manaları da yayınevimiz tarafından ilave edilerek gerekli görülen bir takım yerlere izahlar getirilmiş ve siz değerli okurlarımızın istifadesine sunulmuştur. Eser 8. cilde kadar hazır olup baskı aşamasındadır. Diğer ciltleride en kısa zamanda sizlerle buluşturmak niyetiyle çalışmalarımız hızla devam etmektedir. Tercüme Hüsameddin Vanlıoğlu Fatih Kalender Emin Ali Yüksel
270.40 ₺ -
Kızılelma 3 Hz. Muhammed’in s.a.s Ordusu Osmanlı Hilafet Yolunda
Kanuni Sultan Süleyman dönemi 16. asır Türk asrı oldu. Babasından devraldığı 6,5 milyon km2 toprakları, 15 milyon km2’ye çıkararak 22 milyon km2’ye hükmeden büyük bir hükümdardı. 637 yıllık Macar devletini 2 saatte yıkmayı başaran. Almanya’nın büyük imparatorluk hayallerine ket vuran. Hristiyanlığın merkezi Estergon’da mehter çaldıran, Ezanı Muhammediye’yi dinleten büyük bir dava adamıydı. Hayattayken evlatlarının taht mücadelesini görmüştü. Evlat acısı ile yüreği yanmıştı. Derin aşkla bağlandığı, sevdiği kadına yazdığı şiirlerle divan edebiyatına Muhibbi’yi kazandıran gönül insanıydı. Karınca için şeyhülislamdan fetva alan bir müttaki, “Zahire baksan eğerçi berru bahrin şahıyam Bir ulu dergahın amma gubarı rahıyam” diyen bir mutasavvıftı. 72 yaşında Zigetvar önünde son nefesini veren Sultan Süleyman’ın dava aksiyonu bu yüzyılın insanına özellikle de genç nesillere çok şey katacaktır.
156.00 ₺ -
-
Kuranı Mecid ve Tefsirli Meal Hafız Boy Sert Ciltli
Hicri 15. Asrın Müceddidi, Şeyhü'l İslâm İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerîfi Em. İmâm-Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu riyasetinde, ilmî bir hey'et tarafından hazırlanmış, Kur'an-ı Azim-uşşân'ın yüce meâlinden ibâret bir eserdir. Bu eserin en önemli özelliği diğer meâllerden farklı olarak tefsirli (açıklamalı) olmasıdır. Zîra; gerekli parantez içi açıklamalar ve dipnotlar verilmeksizin yapılan meallerde hataya düşmemek, yanlış anlamamak mümkün değildir. Bunun temel sebebi ise Kur'an-ı Kerimin Mûciz, Arapça lisanının takdir ve hazifler üzere kurulan edebî bir lugât oluşudur. Nitekim, bu eserin farkı ve son derece faydalı oluşu, tetkik edenlerine aşikârdır.
291.20 ₺ -
Nebiler Silsilesi 3
Bu kitâblarda âlemlere rahmet Hazret-i Muhammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in zuhûruna âdeta birer ikbâl ve bahar müjdesi olan nebîlerin âyetler ışığında ilâhî tecellî akışlarıyla dolu ibretli kıssalarını bulacaksınız!
273.00 ₺ -
Ruhul Beyan Tefsiri 27-1. Cilt - Tercüme Osman Şen
Bu kıymetli eserin yazarı Şeyh İsmail Hakkı Bursevi Hazretleridir. Büyük keşif ve kerametler sahibi bir velidir. 1650-1725 yılları arasında yaşamış Bursa’da vefat etmiştir. Her biri ortalama 200 sahife olan 106 kıymetli eserin yazarı büyük bir alimdir. İsmail Hakkı Hazretleri bu tefsiri yazmasının sebebini şöyle anlatıyor: “Manevi babam Muhyiddin-i Arabi Hazretlerinin yardım ve delaleti ile bir gün rüyamda Resülüllah Efendimiz bana ikramda bulundular. Arkamı sığayıp tatlı bir ifade ile “Ümmetim için bir tefsir yaz “ diye emir buyurdular. Bunun üzerine Allahü Teala’dan Ve resülüllah Efendimizin ruhaniyetinden yardım isteyerek bu tefsiri yazdım. İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri bu kıymetli tefsirini Bursa Ulu cami kürsüsünden Cemaate anlatarak 12 senede tamamlamıştır.
345.00 ₺ -
İhtimam Arapça Konuşma Sanatı 2
Arapça, Allah-u Zülcelâl Hazretlerinin kullarına hitap ettiği lisanların en sonuncusudur. Belagatiyle mucize arz eden Kuran-ı Mübinin lisanıdır. Muazzam bir kelime haznesi vardır. Kelime zenginliği kadar, kaide zenginliği bakımından da hiçbir lisan ona yaklaşamaz. Dillerin en zengini, en faziletlisi ve en muhteşemidir. Ayrıca Efendimiz (sallallahu aleyhi ve selllem)’in meramını kendisiyle ifade ettiği lisandır. Bu lisanı konuşmakla kişi, en derin bir hayranlık duyduğu en sevgili Efendisine daha fazla benzemiş olur. Hatta “O olsaydı bu kelimelerle konuşurdu” niyetiyle amel eden kişi ecr u mesûbâta nail olacaktır. Şeriatı derinlemesine anlamak Arapça dilini derinlemesine anlayabilmeye bağlıdır. Bu itibarla, bu lisanı öğrenmek Müslümanlar için farz-ı kifaye mertebesindedir. Bir dili anlamak ile o dili konuşmak ayrı ayrı iki ilimdir. Aynı okumak ve yazmak gibi… Okumasını öğrenmiş olan bir kimse, yazmasını bilemeyebilir. Yazabilmek için ayrı bir eğitim alması gerekir. Keza, bir dilin kaidelerini öğrenerek onu anlayabiliyor olmak, anladığı miktarda konuşabiliyor olmayı gerektirmez. Bunun için ayrı bir eğitim alınması gerekir.
250.00 ₺ -
İhtimam Arapça Konuşma Sanatı 1
Arapça, Allah-u Zülcelâl Hazretlerinin kullarına hitap ettiği lisanların en sonuncusudur. Belagatiyle mucize arz eden Kuran-ı Mübinin lisanıdır. Muazzam bir kelime haznesi vardır. Kelime zenginliği kadar, kaide zenginliği bakımından da hiçbir lisan ona yaklaşamaz. Dillerin en zengini, en faziletlisi ve en muhteşemidir. Ayrıca Efendimiz (sallallahu aleyhi ve selllem)’in meramını kendisiyle ifade ettiği lisandır. Bu lisanı konuşmakla kişi, en derin bir hayranlık duyduğu en sevgili Efendisine daha fazla benzemiş olur. Hatta “O olsaydı bu kelimelerle konuşurdu” niyetiyle amel eden kişi ecr u mesûbâta nail olacaktır. Şeriatı derinlemesine anlamak Arapça dilini derinlemesine anlayabilmeye bağlıdır. Bu itibarla, bu lisanı öğrenmek Müslümanlar için farz-ı kifaye mertebesindedir. Bir dili anlamak ile o dili konuşmak ayrı ayrı iki ilimdir. Aynı okumak ve yazmak gibi... Okumasını öğrenmiş olan bir kimse, yazmasını bilemeyebilir. Yazabilmek için ayrı bir eğitim alması gerekir. Keza, bir dilin kaidelerini öğrenerek onu anlayabiliyor olmak, anladığı miktarda konuşabiliyor olmayı gerektirmez. Bunun için ayrı bir eğitim alınması gerekir.
250.00 ₺ -
Mektubatı Mahmudiyye 2 Cilt Takım
Mektûbât-ı Mahmûdiyye; Üstadımız Mahmud Efendi Hazretleri’nin İslâm davasını birlikte omuzladığı dostlarına yazdığı mektupların toplanıp derlendiği çalışmadır. Üstadımız tarafından dinî terviç adına kaleme alınan bu kıymetli mektuplar, şüphesiz emr-i bi’l-ma‘rûfun satırlara dökülmüş halini göstermekte, Üstadımızın şefkatli bir anne misali, uzak mesafede bulunan manevî kardeşlerine karşı nasıl engin rahmetinin olduğunu da yansıtmaktadır. Aynı zamanda imanın halâvetini, yakînin hikmetini saçan bu mektuplar, kendini insanlığa adamış nazlı bir kulun; güzel ahlâkı, vefayı, âli himmet olmayı nasıl kelimelere sığdırdığını da anlatmaktadır. Osmanlıca olarak Üstadımızın kaleminden dökülen bu mektupların hangi gaye ile yazıldığı yine üstadımızın şu ifadesiyle açık bir şekilde anlaşılmaktadır; “Allah’ı (Celle Celâlühû) seven, onun kullarını da sever. Allah’ın (Celle Celâlühû) kullarını seven, onların hidayeti ve ebedî kurtuluşu için çalışır. Kur’ân-ı Kerîm’den başka hiçbir şeyle uğraşmamakla nimetlendirildiğim hayatımda, büyüklerimden ve hocalarımdan öğrendiklerimi her vakit başkalarıyla paylaşmaya gayret göstermişimdir. Sesimin ulaştığı yere sözle, ulaşamadığına da mektuplar göndererek ifade-i meramda bulunmuştum. Zaman her şeyi maziye çevirse de bir tek, kitaba hüküm geçiremezmiş. Bu hakikatin tecellisi olarak dün yazdıklarımın bugün eskimeden derlenip toplanıp gün yüzüne çıkması ve istifadeye sunulması beni fazlasıyla mesrur etmiştir. Gayret-i Diniyyemin satırlara dökülmüş hali olan bu mektupların, Allah’ımın (Celle Celâlühû) kullarına faideli olmasını dilerken, bütün dostlarımdan hüsn-i hâtimem için dua isteyerek hepsini Allah Teâlâ’ya emanet ederim.” ÖZETLE MEKTÛBÂT-I MAHMÛDİYYE ESERİ Cemâlini muhabbete, Celâlini haşyete, Rahmetini de her türlü mazhariyete vesile kılan Cenâb-ı Hakk’a nihayetsiz hamd ve senalar olsun. Allah’ın Celle Celâlühû merhameti, meleklerin istiğfarı, kulların da duası, zuhûr-u evvel, vücûd-u âhir, makâm-ı âli, şân-ı nâmütenâhi; Peygamberimizin ve O’nun Âl ve Ashâbının üzerine olsun. Ehl-i semanın yerdekilere imrendikleri çağlar maziye dönüştükçe, beşeriyetin, sığınacağı bir limana olan ihtiyacı her zamankinden daha fazla artmaktadır. Gün geçtikçe kararmaya devam eden Ümmet-i İslâm’ın bahtı, artık oturduğu dala balta sallamakla övünüp avunmaktadır. Âlemin her zerrede bir nur, her katrede bir zuhur fark ettiği, Hakk’a ibadeti bir onur itikad ettiği demler, aramızdan birer birer ayrılınca, Cenâb-ı Rahmân her yüzyılda olduğu gibi yeniden kulların yüzüne gülmüştür. Onlara, itaat etmenin güzelliğini anlatacak, zenginlikte, toklukta, rahatta buldukları hazzın çok daha büyüğünün, fakirlikte, açlıkta ve Allah için rahatını terk edip uykusuz ve yorgun düşmekte elde edilebileceğini gösterecek rehberler göndermiştir. Eşyada esma, esmada müsemma görmeye muktedir bu rehberler, insana, ateşle oynarken elini yakmamayı öğretmişlerdir. Yaradan’ın bütün her şeyi kendisi için var ettiği insan, düştüğü kuyudan bu ele tutunarak çıkacak ve imanın ihsan mertebesine yine bu elle ulaşacaktır. Mürid ve muhibbînin bütününde tasarruf eden bu mürşidler, zerreden umman, katreden derya çıkarırcasına sâliklere yol, taliplere yön vereceklerdir. Yolunu bulan sâlik artık uyumak için geldiğini zannettiği bu âlemde uyandırmak için var olduğunu anlayacak “Her şeyi senin için yarattım” diyen Cenâb-ı Vehhâb’a “Ben de her şeyi senin için terk ettim” diyebilecek bir iman kıvamına erecektir. Bir inanç uğruna yaşamanın, onun için ölmekten daha zor hale geldiği, doğruları savunmaktan çekinip yanlışları alkışladığımız bir zaman da bize yeni bir dünya bahşeden Allah’ımıza nihayetsiz şükürler olsun. Ümitlerimizin son kuruşunu harcamaya ramak kala, bizi nazlı dostuyla buluşturup onun sevgisini bahşetmiştir. Böylece acılarımızdan tat, zehirlerimizden panzehir çıkarmanın sırrını bir nebze anlama fırsatına ermiş olduk. Her cevabında binlerce istifham, her adımında sonsuz uçurumların sahibiyken, ilim ve hikmet kıblesine dönüşüverdi içinde yaşadığımız dünyamız. “Her şeyi bırakın! Hayatta yalnızca Allah’ın müşterisi olun” diyen sese kulak verdikçe, zararlarımız kâra, yoklarımız vara, vesveselerimiz de karara dönüştü. Her saniyesinde bin hata, her nefesinde yüz bin isyan taşıyan hayatımız, Onunla ikinci bir hayata dönüştü. Bütün kararlar isabetli, bütün hareketler hikmetli oluverdi bir anda. Her makam ve mekâna uygun edebi ve hikmet dolu yaşayışıyla görülmesi gerekeni görüp, asıl kulak verilecek sesi fark ettik. Aşk ve irfanın kaybolup saklansa da asla ölmeyeceğini onunla öğrendik. İkinci ve ebedî bir hayatın hayırla yâd edilmek olduğunu dinledik bal tadında sohbetlerinde. Yanındakileri kendi elleri ile yedirip doyururken uzaktakileri unutmadı. Mesafelere meydan okudu. Bazen kendi vardı sevenlerin kapısını çaldı. Bazen de mektuplar yazdı gönderdi. Okursanız görecek ve hissedeceksiniz; onun mektuplarında bir yanık kokusu alırsınız. İmanın halâvetini, yakînin hikmetini bulursunuz. Kendini insanlığa adamış nazlı bir kulun, güzel ahlâkı, vefayı, âli himmet olmayı nasıl kelimelere sığdırdığını görürsünüz. Noktasına virgülüne kadar, hayat defterinin, Allah’ın muradına uygun nasıl yazıldığını okursunuz. Tek gayenin HAK, tek sermayenin HAKİKAT, en güzel yolun da TARİKAT olduğunu anlarsınız. Kur’ân’ı okudukça O’na, O’nu tanıdıkça, Kur’ân’a daha fazla hayran olursunuz. Yeniden doğarsınız. “Her dem yeni doğarız. Bizden kim usanası.” demek üzere. Her satırının ve kelimesinin bir Allah dostunun kaleminden çıktığı şuuruyla okunup, derin bir tefekkürle birlikte istifade edilmesini temenni eder, bütün müminlere nihayetsiz terakkiler dileriz. MEKTÛBÂT-I MAHMÛDİYYE’NİN HAZIRLANIŞ ŞEKLİ Üstadımızın mektup gönderdiği kıymetli mühibban tespit edilerek mektupların asıllarına ulaşıldı. Okunması güç olan mektuplar teker teker çözümlendi. Mektuplar, Osmanlıca asıllarından Latince ve Osmanlıca olarak yeniden dizildi. Birden fazla kişiye gönderilen mektuplarda tekrara gidilmeden yalnızca gönderilen şahısların isimleri zikredildi. Âyetlerin referansları ve hadislerin tahricleri yapıldı. Dipnotlar, Latince ve Osmanlıca bölümünde ayrı ayrı belirtildi. Mektuplarda bir kısmına temas edilen hadislerin tamamı dipnotta gösterildi. Mektup gönderilen mühibbanın hal tercümeleri yapıldı.
530.00 ₺ -
Hayatüs Sahabe 4 Cilt Takım Sempatik Boy
Peygamber (sav) ve ashabının hayatı yaşayışları ve o devirler Müslümanlar için en kuvvetli iman ve sevgi örneği gösteren gür bir kaynaktır. İslam ümmeti iman ateşini onlardan alır. O ateş içtimaî fırtınalar içinde sönmek üzere olan kalplerdeki küllenmiş közleri tekrar alevlendirir. O devir İslam davetine icabet eden ona inanan ve kalpleriyle onu tasdik eden insanların devridir. O devir İslam'a davet edildiklerinde; "Rabbimiz! Biz "Rabbinize iman edin!" diye imana çağıran bir davetçi işittik hemen iman ettik." (Âli İmran 193) demekten kendilerini alamayanların devridir. O devir Asr-ı Saadet'tir İslam'ın altın çağıdır. 1.cilt - Allah ve Resulüne davet biat. Resulullah (s.a.v.)'in ve Ashab-ı Kiram'ının Allah yolunda mücadelesi, Hicret, Yardım, Cihad. 2.Cilt - Ashabının söz birliğine önem vermesi, Sahabenin mallarını Allah yolunda harcamaları, Ashabının nefsani arzularından sıyrılmaları. 3.cilt - Ashabın Ahlak ve Sireti, Ashabın gayba imanı, Sahabelerin namazlarda toplanmaları Ashabın ilme rağbet göstermesi. 4.Cilt - Allah'ın Anılması, Sahabelerin duaları, Ashabın hutbeleri, Rasulullah (s.a.v.)in Sahabelerinin müslümanlara nasihatte bulunmaları Sahabelerin gaybi yardımlarla desteklenmesi Ashab-ı kirama gaybi yardımların geliş sebepleri.
500.00 ₺ -
Ruhul Furkan Tefsiri 5. Cilt Orta Boy Ciltli
* Yaldız Baskılı Bez Cild * 983 Sayfa * Nisa Sûresi (24-147) RUHU’L- FURKAN HAKKINDA GENEL MALUMAT Alllame, fâdıl, muhakkik, hicri 15.Asrın müceddidi, Şeyhü’l İslam İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerifi emekli İmam Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’nin riyasetinde kaleme alınmış, takriben 57 cilt olması beklenen mükemmel bir tefsirdir. Bu şaheser tefsirin hazırlanmasında Arapça, Farsça ve Türkçe birçok kitaptan istifade edilmiş olup, her sınıf insanın anlayabileceği sade bir dil ile yazılmıştır. Âyet-i Celileler, en ince ayrıntıları ile izah edilirken ihtiyaç duyulan kelam, fıkıh, tasavvuf ve genel kültüre dayalı malumat da verilmiştir. RUHU’L- FURKAN TEFSİRİNİN YAZILMA SEBEBİ Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhu) tefsir-i şerifin sebebi telifi hakkında şöyle buyuruyorlar: “Kur’an-ı Azîmü’ş-şan’ın manasının kelime-kelime anlaşılmasına çok hevesli olduğumuz, kardeşlerimiz tarafından yakinen bilinmektedir. Nice büyük âlimler, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe tefsir ederek, bu büyük kitabın manasını anlama hususunda insanların ihtiyaçlarını karşıladıklarından, ziyade aciz olan bu kardeşiniz, böyle büyük bir işe girişmeyi düşünmüş dahi değildir. Ancak; hicri 1402 Şaban Ayı’nın Berat Gecesinde, Ravza-i Mutahhara’da yani Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in bulunduğu pâk cennet bahçesi olan mescid-i şerifinde bulunduğumuz sırada Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından vaki olan manevi bir işaretle bu mühim işe başladık. Ve yukarıda geçtiği gibi kelimekelime mana verilmesine ziyade ihtimam (dikkat) göstererek, bazı kardeşlerimizle beraber bu uzun yola çıktık. TAKİP EDİLEN USUL MUKADDİME: Bu tefsirin mukaddimesinde(giriş kısmında)evvela Kur’an-ı Azimü’ş-şan’ın fezâili (faziletleri) hakkındaki bazı âyet-i kerimeler mealleri ile beraber yazılmıştır. Sonra, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin baş tarafına yazmış olduğu Kur’an-ı Kerim ile alakalı bütün hadis-i şerifler ve tefsir heyetinin bulduğu bazı hadis-i şerifler tercüme edilerek, kaynaklarıyla beraber zikredilmiştir. Müteakiben yine Kur’an-ı Kerim hakkında Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin evveline yazdığı, ayrıca tefsir heyetinin de bulduğu büyüklerin sözlerinden bazıları ilave edilmiştir. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’i gafil olarak okumanın zemmi (kötülenmesi) hakkındaki bazı hadis-i şerifler ve büyüklerin sözleri nakledilmiştir. Mukaddimenin sonunda da Kur’an-ı Kerim’i kendi görüşü ile tefsir etme hakkında varit olan (gelen) tehdit mahiyetindeki hadis-i şerifler zikredilmiştir. ÂYETLERİN TEFSİRİNDE TAKİP EDİLEN USUL 1-KELİME MANASI: Her âyetin tefsirinde takip edilen bu usul, Kur’an-ı Kerim’i kolayca anlayabilmek için çok büyük ehemmiyet (önem) taşımaktadır. Zira topluca mana verildiğinde, Kuran’ı iyice anlamayı ve tefsir etmeyi isteyen kardeşlerimiz hangi mananın hangi kelimeden alındığını anlayamamaktadırlar. Bu tefsirde ise herkesin Kur’an-ı Kerim’i kelime kelime anlayabilmesi çok istenildiğinden bu usüle riayet edilmeye çalışılmıştır. Bu arada kelimeleri ve cümleleri birbirine bağlayan mahzuf ibareler (gizlenmiş sözler) zikredilmiştir ki, dikkatli düşünüldüğü takdirde, sadece kelime manasından bile, âyet-i celilelerin manaları anlaşılabilecek bir hale gelmiş olsun. Ayrıca sarf ve nahiv ilimlerini okumuş kardeşlerimizin, fail, meful, hal gibi kelimelerin cümle içindeki durumlarını ayırt edebilmeleri için yardımcı edatlar kullanılmıştır. Ancak, terkib-i izafiler(isim tamlaması) gibi birbirinden ayırt edilmesi uygun olmayan yerlerde kelime manası verilemediğinden, terkip (toplu) manası verilmiştir. 2-MEÂL-İ ŞERİF : Kelime manasından herkes istifade edemeyeceğinden ve âyetin toplu manası anlaşılamayacağından, her âyetin meâl-i şerifi (şerefli manası) kelime manasından sonra yazılmış ve bu meâl verilirken âyetin zahirinde (dış görünüşünde) bulunmayan kelime ve terkiplerin manaları katılmamaya dikkat edilmiştir. Ancak, âyet-i celilenin manası tam anlaşılabilmesi için, bir takım mahzuf (gizlenmiş) manaların ve bazı izahların zikredilmesine ziyade ihtiyaç duyulduğundan onlar parantez içinde ayrı bir yazı şekliyle açıklanmıştır. Böylece, meâl-i şerif tefsirli (açıklamalı) bir meâl haline gelmiştir. 3-İZAHAT Sadece meâl-i şerifle de iktifa edilmeyip (yetinilmeyip) her âyet, muteber tefsirlerde bulunan izahlardan istifade edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Şöyle ki: Tefsirlerde sebebi nüzulü beyan edilmiş olan âyetlerin, iniş sebepleri zikredilmiştir. Ahkâm âyetlerinden (şeri hükümleri beyan eden âyetlerden) çıkarılmış olan bir takım fetvalar da yeri geldiğinde açıklanmıştır. Âyet-i Celilelerle alâkalı hadis-i şeriflerin kaynakları ilmî usulle kaydedilerek yazılmaya gayret edilmiştir; Evvela hadis metninin alındığı kitap zikredilmiş, diğerleri ise ulema arasında bilinen sıralamaya göre yazılmıştır. Bazı âyet-i celilelerde bulunan yer ve şahıs isimlerinin ıstılahları (özel manaları) da, tefsirde derç edilmiştir(konulmuştur). Açıklanması gereken zor kelimelerin mehazları (asılları, kaynakları) müfret (tekil)sss ve cemileri (çoğulları) zaman zaman tefsirde yazılmıştır. Âyet-i celilelerin anlaşılmasını kolaylaştıracak olan veya onlarla alâkası bulunan kıssalar (hadiseler) de, muteber (kıymetli) tefsirlerden alınarak açıklamıştır. Zikirle alâkalı âyetlerde, yine güvenilen tefsirlerden ve kitaplardan alınan, tasavvufî manaların da katılmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, her âyetin izahının sonunda, o âyetin tamamı veya bir kısmıyla alâkalı diğer âyeti kerimeler bulunup, meâlleriyle yazılmaya gayret gösterilmiştir; Ta ki, vaaz ve nasihat etmek isteyenler, bir âyeti gözden geçirirken onu açıklayan diğer âyet-i kerimeleri de, önlerinde hazır bulup vaazlarını ziynetlendirsinler (süslesinler). Bu hususta en büyük rehber, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin, Mahmud Efendi Hazretlerine (kuddise sirruhu) verilmesini arzu ettiği kendi Kur’an-ı Kerimi’ninkenarlarına almış olduğu rakamlar (âyet ve sayfa numaraları), hatlar (çekilen çizgiler) ve izahlar olmuştur. Şu da bilinmelidir ki: Milletimizin, geçmiş büyüklerinin kıymetli lisanlarını terk etmeye başladığı şu günlerde Arapça, Farsça ve Türkçe karışımından meydana gelmiş olan Osmanlıcanın tamamen unutulmaması için Osmanlıca kelimelerin asılları yazılmış, nesiller arasında irtibat sağlamak için de kelimelerin karşılıkları parantez içinde zikredilmiştir. Bu büyük gaye hedeflendiğinden dolayı tefsirin uzamasından, akıcılığın bozulmasından ve dolayısıyla gelecek olan itirazlardan çekinilmemiştir. * Ciltli Sert Kapak * Hamur Kağıt * 983 Sayfa
312.00 ₺ -
Dünyayı Değiştiren Gizli Anlaşmalar
Hiç düşündünüz mü neden alışverişte nakit para kullanırken adeta acı çekiyoruz da kredi kartı kullandığımızda son derece rahatız? Şirketlerin ödemeleri gereken vergiden kaçmak için parayı yatırdıkları vergi cennetleri nerede ve kimlerin denetiminde? Son yıllarda bilimsel bir gerçek olarak herkesin başvurduğu “vücut kitle indeksi”nin bir sigortacı tarafından daha fazla müşteri bulmak için uydurulduğunu biliyor muydunuz? Neden önce bol kalorili ürünleri satın alarak şişmanlıyor, ardından da diyet ürünlerle zayıflamaya çalışıyoruz? Hemen her yıl bizleri akıllı telefonlarımızı en yeni çıkan modeliyle değiştirmeye yönlendiren temel duygu nedir? Veya McKinsey nasıl bir şirkettir ve dünya ekonomisini nasıl yönetir? Genelde hayatımızdaki en temel belirleyicinin, seçtiğimiz siyasetçiler olduğunu düşünürüz. Oysa, anlaşmalar her zaman siyasetçiler ve devletler arasında yapılmıyor. Özellikle son bir yüzyıldır yapılan anlaşmaların çoğunluğu şirketler arasında ve gizlice yapılanlar… Bizlere sürekli olarak ürün ve hizmet satan bu şirketler ürünleriyle hayat tarzımıza, alışkanlıklarımıza, vücut yapımıza ve belki hayatımızın bir kısmına hükmetmeye başladılar bile. Bugünkü iş dünyası, önce insanlar için bir sorun icat edip, ardından da bu icat edilen soruna bir çözüm bulmak üzerine kurgulanıyor. Bizler ise, farkında bile olmadan bu çemberin içinde yerimizi alıyoruz. Hangi ilacı kullanacağımıza, ne zaman tatile çıkacağımıza, cep telefonumuzu hangi sıklıkla yenileyeceğimize hep onlar karar veriyor. Bu kitap; gıdadan ilaç sektörüne, teknolojiden bankacılık ve medyaya kadar sıradan insanın hayatına giren, onu belirleyen ve çoğunlukla da köklü bir biçimde değiştiren firmaların kendi aralarında veya siyasi karar vericilerle birlikte yaptıkları gizli anlaşmaları deşifre ediyor. Gazeteci Jacques Peretti, yirmi yıldır çokuluslu şirketlerin CEO’larından politikacılara, ekonomistlerden bilim insanlarına kadar hayatımızı değiştiren kararların arkasındaki insanlarla yaptığı röportajlardan edindiği deneyimle bu çarpıcı kitabı kaleme aldı. Bugüne kadar birçok “komplo teorisi” duymuş olabilirsiniz. Şimdi sıra gerçeklere geldi. İçindekiler: Giriş Birinci Bölüm Nakit: Kim, Neden Ortadan Kaldırmaya Çalışıyor? İkinci Bölüm Risk: Kaos, Wall Street’i Nasıl Vurdu? Üçüncü Bölüm Vergi: Neden Her Yer Cayman Adaları’na Benzemek İstiyor? Dördüncü Bölüm Zenginlik: Ticari Bir Fırsat Olarak Eşitsizlik Beşinci Bölüm Gıda: Zayıfın da Şişmanın da Sahibi Altıncı Bölüm İlaçlar: Modern Hayatın Tedavisi Yedinci Bölüm İş: Ne Yaptığımızdan Kim Olduğumuza Sekizinci Bölüm Güncelleme: Planlı Eskitmenin Mühendisliği Dokuzuncu Bölüm Güç: Her Şeyi Bilen Firma Onuncu Bölüm Ticaret: Kurumlar Neden Başa Geçti? On Birinci Bölüm Medya: Gerçekler Nasıl Gizlendi? On İkinci Bölüm Robotlar: Yaşayan Makineler On Üçüncü Bölüm Teknoloji: Hepimize Hükmeden Beş Şirket On Dördüncü Bölüm Küreselleşme: Asya’nın Kuralları Baştan Yazması On Beşinci Bölüm Günümüz: Yeni Dünya NOTLAR
277.50 ₺ -
-
Kızılelma 2 Büyük Kartal
Tarih keyfî değerlendirmelere tâbi tutulacak olaylar değildir. Tarih gerçeklere dayanmadığı takdirde hiçbir menfaat içermez. Nizam-ı Âlem maddeleri hakkında “kardeş katlidir” demek, gerçekten doğru bir tespit midir? Çandarlı Halil neden idam edilmiştir? Osmanlı Devletinde askerin ilk isyanı neden olmuştur? Fatih Sultan Mehmed gerçekten Hıristiyanlığa meyletti mi? Râfizîlerin ortaya çıkmasında Yahudilerin etkisi nedir? Şah İsmail kimdir? Yavuz Sultan Selim babasını neden tahtan indirdi? Din, vatan, devlet ve millet kavramları hassas bir denklemdir. İslâm hukukundaki kurala göre, zaruretler haramları mubah kılar. Şah İsmail İran’ın o günkü başkenti Tebriz’e girerken, zeytinyağı ile kaynar kazanlarda beş bin ehlisünnet Müslümanı “Hamdırlar, pişmeleri lazımdır.” diye yakarken... İsfahan’da Osmanlı elçilerine gövde gösterisi yapmak için Şah İsmail taraftarları minareden aşağı atlayarak meydan okurlarken... Şah İsmail kendi annesinin ölüm emrini verecek kadar gözü kararmışken... Türkmen reislerinden Murad Bey’i şişe geçirip kebap yaparken... Câmileri tahrip edip Kur’ân-ı Kerim’i ayaklar altında çiğnetirken... Özbek Hükümdarı Şeybek Han’ı öldürüp kafatasını Osmanlı padişahına gönderirken... Dulkadir topraklarına saldırıp katliam yaparken... Tokat’ta Şah İsmail adına hutbe okunurken... İran’da bir Şîa devleti kurulurken... Hasta ve yaşlı olan bir baba, kimi yerde tepkisiz, kimi yerde yetersiz abileri ve sorumluluk anlayışından yoksun olan vezirlere karşı Şehzade Selim nasıl davranmalıydı? Şartların normal olmadığı yerde elbette süreç de normal olmayacaktı. Bir babanın tahttan indirilmesi ne kadar dramatikse; din, vatan, devlet ve millet denkleminin bozulması daha da dramatik ve hassastır. Takdiri okuyuculara bırakıyorum, ama adalet ve insafı terk etmeden!
156.00 ₺ -
Riyazüs Salihin Kelime Manalı 5 Cilt Takım
Riyazüs Salihin Tercümesi Geniş İzahlı ve Kelime Manalı olarak hazırlanmıştır. Bu kitap, kutup yıldızı gibi insanlara gideceği yönü gösteren bir rehberdir. Ayet ve hadislerle Allah yolunu tarif eden bu kitaba uyanlar, Allah ve Resûlünün yolunda devam ederler. Riyâzü’s Sâlihîn, sâlihlerin bahçeleri demektir. Salihler, hakkıyla Allah’a kul ve resûlüne ümmet olarak yaşayan kimseler demektir. Bu güzide kitabı tercüme etmekle, sizlere sâlihlerin bahçelerine girmenin ve o güzel insanların amelleri gibi amel etmenin tarifini vermiş oluyoruz. Riyazüs Salihin'i kaleme alan zatın nasıl mübârek bir zat ve nasıl bir alim olduğunu ise önsözde görebilirsiniz.
1400.00 ₺ -
Merakıl Felah Tercümesi Kelime Manalı 2 Cilt
Hicri on birinci yüzyılın büyük hanefî fukahâsından Allâme Şürünbülâlî’nin (ö. 1069/1659), kendisine ait olan ve Osmanlı medreselerinde ders kitabı olarak okutulan Nûru’l-Îzâh isimli eserine yazmış olduğu “Merâkı’l-Felâh” şerhi İsmailağa Fıkıh ve Te’lîf Kurulu tarafından tercüme edilerek okuyucuların istifadesine sunulmuştur.
540.00 ₺ -
Adabül Mürid Vel Murad Sohbetin Edepleri
Sonsuz ve nihâyetsiz hamdler bizlere rahmet olarak inzâl buyurduğu Kurân-ı Kerîminde : وَلَا تَمْشِ فِي الْاَرْضِ مَرَحًاۚ اِنَّكَ لَنْ تَخْرِقَ الْاَرْضَ وَلَنْ تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولً Yer(yüzünde)de kibirlice yürüme. Şüphesiz ki sen (ne kadar güçlü ve sağlam bir şekilde ayağını bassan da) aslâ yerde bir yarık açamazsın, (ne kadar kasılsan da) uzunluk bakımından dağlara da kesinlikle erişemezsin. (el-İsrâ Sûresi: 37) buyurarak bizlere yürürken dahî edebi gözetmenizi emreden Allâh-u Teâlâya mahsustur. Bî-had salât-ü selâmlar: مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ َأَدَبٍ حَسَنٍ Hiçbir baba evlâdına güzel terbiyeden daha üstün bir hediye vermemiştir. (et-Tirmizî, es-Sünen, el-Birru ves-Sıla:33, rakam:1952, 4/338) buyurarak edep ve hayânın ehemmiyetine dikkat çeken Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimizin, onun Ehl-i Beytinin ve sahâbesinin üzerine olsun. Kıymetli okurlarım! Elinizdeki bu eser; evvelden beri Büyük Şeyh Efendi es-Seyyid Muhammed Mustafâ İsmet Ğarîbullâh (Kuddise Sirruhû)nun Risale-i Kudsiyyende ismini, müellifinin adını ve medhiyesini gördüğümüz fakat kendisine muttalî olamadığımız bir eser idi. Bu fakir bu eseri bulmak için çok heves ettiysem de yoğun çabalarımıza rağmen ilk başta buna muvaffak olamamıştık. Daha sonraki araştırmalarımızda bu eserin Suûdî Arabistanda ve Mısırda olduğuna vâkıf olduk fakat oralardaki nüshalar henüz dijital ortama aktarılmadığından onları almaya muvaffak olamadık. Ardından araştırmalarımıza devâm ederken bu eserin Almanyadaki Leipzig Üniversitesinde bir nüshasının olduğunu öğrenince eseri oranın kütüphânesinden temîn edip Arapça olarak tahkîkine ve neşrine elhamdülillâh muvaffak olduk ki bu çalışma ile Mustafâ İsmet Ğarîbullâh (Kuddise Sirruhû)nun medhettiği bu eser ilk defâ basılmış olmaktadır. Mustafâ İsmet Ğarîbullâh (Kuddise Sirruhû) bu eseri ve müellifini Risâle-i Kudsiyye isimli eserinin 387. beytinde (sh:88) şöyle medhetmektedir. Ebû Bekr ibni Şeyh Sâlih Dâvûd, Hanbelîdir bu zât bir bahr-i Mabûd. Kitabı Âdâbül-Mürîdîn telîfî mevcûd, Bu bahs oldî zelîle anda meşhûd. İbadet sır olup Hakka gidelim, Cemâli bâ kemâle seyr idelim. Görüldüğü üzere; Mustafâ İsmet Ğarîbullâh (Kuddise Sirruhû) eserin müellifi hakkında Bahr-i Mabûd yâni İbâdet olunmayı hak eden Allâh-u Teâlânın deryâsı tâbirini kullanmıştır ki bu zât Ebû Bekr İbni Dâvûd el-Hanbelî es-Salihî (Rahimehullâh)tır. Terceme-i hâlinden kısaca bahsetmek gerekirse; müellifin tam adı Takiyyüddîn Ebus-Safâ Ebû Bekr ibni Dâvûd ed-Dimeşkî es-Sâlihî el-Hanbelî el-Kadirîdir. Bu zatın birkaç tâne eseri olmakla birlikte en meşhurlarından biri ed-Dürrül müntekal-merfû fî evrâdil-yevmi velleyle vel-üsbû adlı eseridir. Bu eser müellifin mahdûmu olan Abdurrahmân ibni Ebî Bekr (Rahimehullah) tarafından Tuhfetül-ubbâd ve edilletül-evrâd adıyla mufassalen şerhedilmiştir. Ben bu eserlerin de mahtût nüshalarını temîn edip sizler için hazırladığım Ezkâr ve Deavât Külliyâtında bunlardan nakiller yapmaktayım. Bu eseri, kendisinden haberdâr olmamıza vesîle olan Büyük Şeyh Efendimiz ve velî nîmetimiz es-Seyyid Muhammed İsmet Ğarîbullâh (Kuddise Sirruhû) Hazretlerinin rûhâniyetlerine ithâf etmiş bulunmaktayım. Dolayısıyla Allâh-u Teâlâ rûhâniyetini haberdâr eyleyip cümlemizi dünyâda himmetine, âhirette şefâatlerine nâil eylesin. Allâh-u Teâlâ ebedî olan âhiret hayâtımıza göre çok kısa olan şu dünyâda cümlemizi âmâl-i sâlihaya muvaffak eyleyip cennetiyle ve cemâliyle şerefyâb eylesin. Âmîn! 10 Muharrem 1441 / 9 Eylül 2019
96.25 ₺ -
Alıştırmalarla Mecmuatun Nahiv
Mecmuatu'n-Nahiv, 2 ana bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Avamil ikinci bölümde ise İzhar metinleri yeni dizgileriyle, çok yönlü alıştırma türleri ve Türkçe hap bilgilerle verildi. Kitapta yer alan alıştırma türleri: çoktan seçmeli, bulmaca, tercüme, boşluk doldurma, eşleştirme, soru-cevap. Eserde Arapça metinler için çeşitli boyutlarda Traditional Arabic, Türkçe metinlerde ise çeşitli boyutlarda DIN kullanıldı. İkinci renk olarak mavi tercih edildi, Arapça ifadeler ve zeminler bu renkte kullanıldı. Almalı mı? Öncelikle bu usülle eğitim yapan tüm kurumlara, metinlere alıştırma eklenmiş olması nedeniyle derslerde okutulması adına tavsiyemizdir. Tek başına hiç bilgisi olmayan bir kardeşimiz için, desteksiz olarak çalışmak uygun olmayacaktır. Danışabilecek bir hoca yahut destekleyici Türkçe izahlı bir kitap eşliğinde tek başına da çalışılabilir.
385.00 ₺ -
Kuranı Kerimden Cevherler 1
Kurandan Cevherler Kuranı Kerimden Seçme Surelerin Meali, Kelime Meali ve Tefsiri Son dönemin kıymetli âlimlerinden Ömer Nasuhi Bilmen Hoca Efendi, İslâmî ilimler alanında çok sayıda değerli eserler bırakmıştır. Bu eserlerden biri de “Kur’an-ı Kerîm’in Türkçe Meâl-i Âlîsi ve Tefsiri” isimli eseridir. Bu eserde yer alan aşağıdaki sure ve ayetlerin Meali ve Tefsiri bir araya getirilerek içerisine ayetlerin Kelime Meali de eklenmiştir. 1. cild: (Fâtiha Sûresi, Bakara Sûresi 1-5, Âyet'el-Kürsi, Âmene'r-rasûlü, Lev Enzelnâ, İsrâ Sûresi, Nur Sûresi, Lokman Sûresi, Secde Sûresi, Ahzâb Sûresi, Yâsîn Sûresi) 2. Cild: (Duhân Sûresi, Fetih Sûresi, Hucurat Sûresi, Rahmân Sûresi, Vâkıa Sûresi, Mülk Sûresi, Amme Cüzü) Bu tefsirinde Ömer Nasuhi Bilmen Efendi muhtasar ve özlü bir eser meydana getirmiştir. Eserin içeriğine bakıldığında tefsirde, önce sureler ve içerikleri hususunda kısa bilgi verildikten sonra ayetlerin meali yer almakta, ardından her ayetin izah ve tefsiri yapılmaktadır. Halkımızın, Ömer Nasuhi Efendinin eserlerine karşı muhabbet dolu bir tutum içerisinde olduğu herkesin malumudur. Bu tefsirle ilgili çalışmayı yaparken elimizden gelen gayreti sarf ettik. Tevfik Allah’tandır.
280.00 ₺ -
Başarılı Emri Bil Maruf Nehyi Anil Münker Usulleri
“Dîn-i Mübîn-i İslâm’ın devam ve bekası Emr-i bi’l-Ma‘rûf Nehy-i Ani’l-Münker’in devamına, Dîn-i Mübîn-i İslâm’ın inkirâzı (yıkılması) Emr-i bi’l-Ma‘rûf Nehy-i Ani’l-Münker’in terkine bağlıdır.” Ali Haydar Efendi (Kuddise Sirruhû) İslam’ı anlatabilmenin iki şartı vardır: İslam’ı bilmek. İslam’ı anlatmayı bilmek. İşte bu kitapta İslam’ı anlatmayı bilmenin usulleri anlatılmıştır. Bu kitabın okuyucuya kazandırdıkları: İslam’ı insanlara nasıl sevdiririm? Hitâbet, akıcı konuşma ve muhâtabı tanıma yolları. Resmî makam, kahvehane, tekel bayii vb. 17 farklı mekânda konuşma örnekleri. 66 maddede etkili konuşma ve sözü dinlenir olmanın yolları. Özgüven eksikliğini giderme ve çekinmeden tebliğ yapma yolları. 38 maddede Resûlullâh’ın (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) hataları düzeltme yolları. İnsanları hizmete ve İslam’a destek vermeye teşvik yolları. Gözü namahremden koruma yolları. Maddî sıkıntıdan kurtulmanın yolları. Tebliğ yaparken, öncelik sırasını bilmenin yolları. Tartışma kuralları ve heyecanı yenmenin yolları. Öfkeyi kontrol altına almanın yolları. Resûlullâh’ın vazifelendirmede takip ettiği yollar. Anne-babaya, eşe, çocuklara ve namahrem kadınlara tebliğ yolları. Dua, telkin, ilgi, hediye, tebessüm, disiplinli olma, ses tonu, beden dili, takdir etme ve benzeri birçok usullerin gücünü ve insanoğlu üzerindeki etkisini öğrenmek ister misiniz?
140.00 ₺