-
Hadisler ve Hikayelerle ORUÇ
Allah Rasûlû (s.a.v.) şöyle buyurdu: Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır. Kıyamet günü oradan sadece oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. Oruçlular nerede? diye çağırılır. Onlar da kalkıp girerler ve o kapıdan başkası asla giremez. Oruçlular girince o kapı kapanır. Bir daha oradan kimse girmez.
63.65 ₺ -
Hadisler ve Hikayelerle HAC VE UMRE
Allah Rasûlû (s.a.v.) şöyle buyurdu: Umre ibadeti, bir sonraki umreye kadar işlenecek günahların affına sebeptir. Gereklerine uygun olarak yerine getirilmiş, günah ve isyan karıştırılmamış, ihlâs ve samimiyetle tamamlanmış haccın karşılığı ise ancak cennettir
63.65 ₺ -
Gelin Çeyizi Evliliğe İlk Adımlar
GELİN ÇEYİZİ EVLİLİĞE İLK ADIMLAR Her genç evlilikle yeni bir yolculuğa çıkar. Tüm güzelliklerinin yanında elbette ki bu yolculuğun da zorlukları, aşılması gereken engelleri var. Bu sebeple büyükler, yol hazırlıksız ve azıksız olmaz, demişler. İşte bir ömür sürme niyeti ile çıkılan bu evlilik yolu, hazırlıklar doğru yapıldığında, eksiklikler giderildiğinde her türlü sorunun en az zararla atlatıldığı, mutluluk ve huzurun hâkim olduğu bir yuvaya dönüşebiliyor. Aileler mutlu olsun, yuvalardan neşe saçılsın niyetiyle kaleme alınan Gelin Çeyzi’nde; eş seçimi, nişan, nikâhın korunması, düğün hazırlıkları, kaynana kayınbaba ile ilişkiler, eşler arası iletişim, anne baba olmak… gibi evlilik arefesinden başlayıp çocuk sonrası döneme kadar geçecek süreçler ele alınıyor. Neslihan BEYHAN’ın kaleme aldığı Gelin Çeyzi, evliliğe hazırlananlara ve evli olanlara yol gösterecek ilk bilgileri kısa ve anlaşılır bir üslupla ele alan rehber bir kitap. Evliliğin bir ömür sürmesi; yuvalarda sevgi, saygı, mutluluk ve huzurun daim olması amacıyla hazırlanan bu eser, her genç kızın çeyizinde bulunması gerekenlerden.
94.50 ₺ -
Emrazı Sariye 2 Bulaşıcı Hastalıklar
Bulaşıcı hastalıkları geçmiş ümmetler için azap, bu ümmet için ise rahmet ve şehâdet (şehîdlik) vesîlesi kılan Allâh-u Te‘âlâ’ya sonsuz hamd-ü senâlar olsun. Nihâyetsiz salât-ü selâmlar kendisi hürmetine azapların rahmete dönüştüğü Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in, kendilerinin yüzü suyu hürmetine salgınlardan Allâh-u Te‘âlâ’ya sığındığımız Ehl-i Beyti’nin ve tâûn gibi bulaşıcı hastalıklar nedeniyle şehîd olan ashâbının ve cümle sahâbesinin üzerine olsun. Şu bilinsin ki; bu risâle “Corona” adıyla ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalığın Çin’de başlayıp tüm dünyâyı sarması ve bizim memleketimize de uğraması nedeniyle telîf edilmiştir. Bu risâle; bulaşıcı hastalıkların geçmiş ümmetler hakkında büyük bir azap olduğu hâlde bu ümmet hakkında ne türlü keffâretlere ve türlü rahmetlere sebep olacağı ve ölümle sonuçlanırsa şehîdliğe vesîle olacağını beyân etmektedir. Ayrıca bundan korunma ve kurtulma sebepleri hakkında hadîs-i şerîf ve rivâyetlerde zikredilen duâların beyânı gibi önemli konuları ihtivâ etmektedir. Tabî ki bütün belâlar nefislerimizin şerlerinden kaynaklanmaktadır. Nitekim وَمَٓا اَصَابَكُمْ مِنْ مُص۪يبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ اَيْد۪يكُمْ وَيَعْفُوا عَنْ كَث۪يرٍۜ “Size isâbet eden herhangi bir musîbet, kendi ellerinizin (bi’l-fiil) kazanmış olduğu (kötü) şeyler(in uğursuzluğu) sebebiyledir. Yine de O, birçoğunu affetmekte (ve onlara cezâ vermemekte)dir. (Aksi takdirde yeryüzünde hiçbir canlı bırakacak değildir.)” (eş-Şûrâ Sûresi:30) kavl-i şerîfi bu hakîkati nâtıktır. Bütün belâların günahlarımız sebebiyle başımıza geldiği husûsundaki bâzı hadîs-i şerîfleri risâlemizin içinde bulacaksınız. Hazreti Mevlânâ (Kuddise Sirruhû) da: أَبْر بَرْ نَابَدْ پَي۪ى مَنْعِ زَكَاةْ وَزْ زِنَا أُفْتَدْ وَبَا أَنْدَرْ جِهَاتْ “Zekâtlar tam verilmediğinden bulutlar gelmiyor, Zinâ çoğaldığındandır ki altı yönden vebâ yayılıyor.” beyitlerinde zekât verme farzı terk edildiğinden dolayı yağmurların yağmamasından, mahsullerin eksikliğinden ve bereket kalmadığından bahsediyor. Vebâ gibi bulaşıcı hastalık mikroplarının da zinâ gibi fuhşiyât yüzünden yayıldığına dikkat çekiyor. Zâten Abbâs (Radıyallâhu Te‘âlâ Anh)ın, yağmur duâsı öncesinde buyurmuş olduğu: اَللّٰهُمَّ إِنَّهُ لَمْ يَنْزِلْ بَلَاءٌ إِلَّا بِذَنْبٍ وَلَمْ يُكْشَفْ إِلَّا بِتَوْبَةٍ “Ey Allâh! Şu bir gerçektir ki; her belâ(ya sebep olan kader) mutlakā bir günah sebebiyle (gökten) inmiştir ve o (yazının meydana getirdiği sıkıntı) ancak tevbe ile açılmıştır.” (ed-Dînevrî, el-Mücâlese, rakam:727, 3/102; İbnü ‘Asâkir, Târîhu Medîneti Dimeşk, 26/358; İbnü Hacer el-‘Askalânî, Fethu’l-Bârî Şerhu Sahîhi’l-Buhârî, rakam:1010, 2/497; el-Kastallânî, İrşâdü’s-sârî, rakam:1010, 2/238; Aynı mlf., el-Mevâhib, 3/374) şeklindeki âyet ve hadîslere dayanan bu beyânı da aynı noktaya temâs etmektedir. Hâl böyle olunca bizlere de bütün günahlarımızdan tevbe-i nasûh ile Allâh-u Tebârake ve Te‘âlâ’ya dönerek çokça tevbe istiğfâr etmek düşüyor.
140.25 ₺ -
Pratik Arapça Konuşma Kılavuzu
Bu kitap, Arapça’yı pratik olarak kullanmak isteyen; İmam-Hatip Lisesi, İlahiyat Fakültesi, Edebiyat Fakültesi Arapça Bölümleri’nde okuyan öğrenciler, din görevlileri, Hacca ve Umreye gidenlerle, ticari vb. maksatlarla Arap ülkelerine seyahat edenler için hazırlanmıştır. Kitap, Arapça konuşan tüm insanlarla daha kolay anlaşabilmek için, kişinin günlük hayatta en çok karışlaşacağı konulara öncelik verilmiştir. Misallerde, fasih dil kullanılmış, iyi kavranması ve rahat telaffuz edilmesi için, kısa cümleler tercih edilmiştir. Ayrıca Arapça okuma bilmeyenler için de Arapça cümlelerin altına Türkçe okunuşları yazılmıştır.
134.00 ₺ -
Caferi Sadık
Biz âciz kullarını lûtf u keremiyle yoktan var eden, varlıklar içinde insan, insanlar içinde de ümmet-i Muhammed'den kılan; İslâm, îman ve Kur'ân nîmetleriyle şereflendiren Allah Teâlâ'ya sonsuz hamd ü senâlar olsun! Bu dünyada istikâmet rehberimiz, kıyâmette ise şefâat melceimiz, Sevgili Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafâ'ya, O'nun mübârek ehl-i beytine ve ashâbına sonsuz salât ü selâmlar olsun!.. Muhterem kardeşlerimiz! Bu fânî âlemde hepimiz çeşitli sûretlerde ilâhî imtihanlardan geçiyoruz. Hak katında hangi mevkîde bulunduğumuz; bugün karşılaştığımız hâdiselerde sergilediğimiz hâl ve davranışlara göre belirleniyor. Yani asıl hayat olan âhiretin, bizlere ebedî bir saâdet mi, yoksa -Allah korusun- sonsuz bir felâket mi olacağı, bu dünyadaki durumumuza göre şekilleniyor. Rahmeti gazabını geçmiş olan yüce Rabbimiz ise biz kullarını Cennet'ine dâvet ediyor. Bu dâvete liyâkat kazanabilmemiz için de, kitaplarıyla, peygamberleriyle ve peygamber vârisi âlim ve ârif kullarıyla bizlere yol gösteriyor, müstesnâ yardımlarda bulunuyor. Hak dostları, nebevî irşâdın ve davranış mükemmelliğinin âdeta zamanlara yayılmış temsilcileridir. Onların hikmet dolu îkaz ve nasihatleri, Rasûlullah r'in sohbetlerinden akseden bir feyz tecellîsidir. Onların sohbetlerindeki mânevî istifâdenin merkezi, yine Peygamber Efendimiz r'dir. Tarih boyunca toplumlar, hep gönül ehli Allah dostlarıyla huzur bulmuştur. Zira onların dergâhları; yorgun, mahzun, kimsesiz ve yaralı gönüller için âdeta birer rehabilite merkezi vazifesi görmüştür. Vesvese ve şüpheler, o mahfillerden esen rahmet nefesleriyle yerini yakîn ve itmi'nâna bırakmıştır. Nefsânî ihtiraslar, onların feyizli irşâdı bereketiyle yerini mânevî şevk ve gayretlere bırakmıştır. Kalplerdeki kin ve husûmet dikenleri ayıklanmış, muhabbet ve kardeşlik bağları yeşermiştir. Dağılmaya yüz tutan nice yuvalar ve dostluklar ihyâ edilmiş; gönüller arasında merhamet ve fedakârlıkla perçinlenen muhabbet köprüleri inşâ edilmiştir. Velhâsıl toplumlar, gönül ehli âlim ve ârif zâtların irşâdından müstefîd olduğu müddetçe huzur içinde yaşamıştır. Bugün de toplumumuz Hak dostlarının rehberliğine muhtaç. Rasûlullah r Efendimiz'in ilim, irfan ve gönülleri tezkiye vazifesine vâris olan, takvâ ehli âlimlerin irşâdına muhtaç. Gaflet ve cehâlet sebebiyle sâfiyetini yitiren akîdeler, o mâneviyat yıldızlarının istikâmet ölçülerine muhtaç. Açlar ve yoksullar nasıl imâretlere muhtaç ise, rûhî açlık ve mânevî mahrûmiyet içindeki insanlar da Hak dostlarının gönül dergâhlarına hasret. Hastalar nasıl doktorlara muhtaç ise, rûhî ihtilâçlar içerisinde kıvranan insanlık da gönül tabiplerine hasret... Biz de bu mânevî hasreti bir nebze olsun dindirebilmek maksadıyla uzunca bir süredir Altınoluk Dergimizde ?Hak Dostlarından Hikmetler üst başlığıyla yazılar kaleme almaktayız. Bu yazılarımızda, fânî hayat yolculuğumuzu selâmetle tamamlayabilmek için düstur edinmemiz gereken bâzı Hak dostlarının îkaz ve nasihatleriyle gönüllerimizi yoğurmaya gayret etmekteyiz. Tâ ki gönül dünyamız, ?onların âlemindeki güzellikleri yansıtan berrak bir ayna hâline gelsin. Hâl ve davranışlarımız, Allah dostlarının fazîletlerinden hisselerle feyizlensin.
85.00 ₺ -
Amentü Şerhi Feraidül Fevaid
Çeviri esnasında kitabın ifâdesine hiç dokunulmamış, ancak sâdeleştirme yapılmıştır. Bu bakımdan halkımızın anlıyacağı ve çok istifade edecekleri bir kitâbdır. Hele sonsuz seadeti elde etmeğe vesîle olan Ehl-i Sünnet vel-cemaat itikadını, îmânın altı şartını en sağlam delillere dayanarak, bir mes’elede çeşitli rivayet ve haberleri alarak, Cennet ve Cehennemi uzun uzun, âyet ve hadîslerle göz önüne sererek, birinden kaçmağı, diğerine kavuşmağı teşvîk ederek bildirdiği için, kıymeti siz okuyucuların takdirine bırakılıp, bu kıymetli bilgilerle baş-başa kalınız diyorum. imân denizine dalınız. En kıymetli eşsiz inciler alınız. Sonsuz seâdet ve devlete kavuşup, Cennette nimet ve ihsan içinde, sonsuz yaşayınız. Feraid-ül Fevaid Fi Beyan-il Akaid
105.00 ₺ -
Emrazı Sariye 1 Bulaşıcı Hastalıklar
Emrazı Sariye Bulaşıcı Hastalıklar ve Korunma Yolları Bulaşıcı hastalıkları geçmiş ümmetler için azab bu ümmet için ise rahmet, şehadet ve şehîdlik vesilesi kılan Allahü Tealaya sonsuz hamd-ü senâlar olsun. Nihâyetsiz salât-ü selâmlar kendisi hürmetine azapların rahmete dönüştüğü Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in, kendilerinin yüzü suyu hürmetine salgınlardan Allâh-u Te‘âlâ’ya sığındığımız Ehl-i Beyti’nin ve tâûn gibi bulaşıcı hastalıklar nedeniyle şehîd olan ashâbının ve cümle sahâbesinin üzerine olsun. Şu bilinsin ki; bu risâle “Corona” adıyla ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalığın Çin’de başlayıp tüm dünyâyı sarması ve bizim memleketimize de uğraması nedeniyle telîf edilmiştir. Bu risâle; bulaşıcı hastalıkların geçmiş ümmetler hakkında büyük bir azap olduğu hâlde bu ümmet hakkında ne türlü keffâretlere ve türlü rahmetlere sebep olacağı ve ölümle sonuçlanırsa şehîdliğe vesîle olacağını beyân etmektedir. Ayrıca bundan korunma ve kurtulma sebepleri hakkında hadîs-i şerîf ve rivâyetlerde zikredilen duâların beyânı gibi önemli konuları ihtivâ etmektedir. Tabî ki bütün belâlar nefislerimizin şerlerinden kaynaklanmaktadır. Nitekim وَمَٓا اَصَابَكُمْ مِنْ مُص۪يبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ اَيْد۪يكُمْ وَيَعْفُوا عَنْ كَث۪يرٍۜ “Size isâbet eden herhangi bir musîbet, kendi ellerinizin (bi’l-fiil) kazanmış olduğu (kötü) şeyler(in uğursuzluğu) sebebiyledir. Yine de O, birçoğunu affetmekte (ve onlara cezâ vermemekte)dir. (Aksi takdirde yeryüzünde hiçbir canlı bırakacak değildir.)” (eş-Şûrâ Sûresi:30) kavl-i şerîfi bu hakîkati nâtıktır. Bütün belâların günahlarımız sebebiyle başımıza geldiği husûsundaki bâzı hadîs-i şerîfleri risâlemizin içinde bulacaksınız. Hazreti Mevlânâ (Kuddise Sirruhû) da: أَبْر بَرْ نَابَدْ پَي۪ى مَنْعِ زَكَاةْ وَزْ زِنَا أُفْتَدْ وَبَا أَنْدَرْ جِهَاتْ “Zekâtlar tam verilmediğinden bulutlar gelmiyor, Zinâ çoğaldığındandır ki altı yönden vebâ yayılıyor.” beyitlerinde zekât verme farzı terk edildiğinden dolayı yağmurların yağmamasından, mahsullerin eksikliğinden ve bereket kalmadığından bahsediyor. Vebâ gibi bulaşıcı hastalık mikroplarının da zinâ gibi fuhşiyât yüzünden yayıldığına dikkat çekiyor. Zâten Abbâs (Radıyallâhu Te‘âlâ Anh)ın, yağmur duâsı öncesinde buyurmuş olduğu: اَللّٰهُمَّ إِنَّهُ لَمْ يَنْزِلْ بَلَاءٌ إِلَّا بِذَنْبٍ وَلَمْ يُكْشَفْ إِلَّا بِتَوْبَةٍ “Ey Allâh! Şu bir gerçektir ki; her belâ(ya sebep olan kader) mutlakā bir günah sebebiyle (gökten) inmiştir ve o (yazının meydana getirdiği sıkıntı) ancak tevbe ile açılmıştır.” (ed-Dînevrî, el-Mücâlese, rakam:727, 3/102; İbnü ‘Asâkir, Târîhu Medîneti Dimeşk, 26/358; İbnü Hacer el-‘Askalânî, Fethu’l-Bârî Şerhu Sahîhi’l-Buhârî, rakam:1010, 2/497; el-Kastallânî, İrşâdü’s-sârî, rakam:1010, 2/238; Aynı mlf., el-Mevâhib, 3/374) şeklindeki âyet ve hadîslere dayanan bu beyânı da aynı noktaya temâs etmektedir. Hâl böyle olunca bizlere de bütün günahlarımızdan tevbe-i nasûh ile Allâh-u Tebârake ve Te‘âlâ’ya dönerek çokça tevbe istiğfâr etmek düşüyor.
140.25 ₺ -
Ahlak Eğitimi Tehzİbul Ahlak
Ahlâk felsefesi deyince ilk akla gelen eserlerden biri İbn Miskeveyh'in Tehzibu'l-Ahlâk'ıdır. İslâm dünyasında kaleme alınan bir çok ahlâk kitabı için bu eser, bir "ilkörnek eser" olmuştur. "Gazzâlî'den Kınalızâde Ali'ye varıncaya kadar birçok düşünür, ahlâk sahasına Miskeveyh'in lambası olduğu halde girmiştir. Nasıl ki Gazzâlî, mantığı islâm ilim dünyasının ayrılmaz bir parçası haline getirmişse, İbn Miskeveyh de aynı şeyi felsefî ahlâk konusunda yapmıştır." Günlük dilde kullandığımız sevgi, fazilet, erdem, edep, ego, nefis, huy, karakter, iyi, kötü, adalet, iffet, yiğitlik, mutluluk, irade, haz, ödev, özgürlük... gibi düşünce ve davranış dünyamızı tanımlayan daha bir çok kelime ve kavramın tamamı bir kelimenin açılımları ve görünüşleri olarak karşımıza çıkmakta: Ahlâk. Bütün bilimler ve eylemler onun yüksek eğitiminden geçmek zorunda. O olmadan ne bilim mümkün, ne ekonomi, ne de siyaset. Onun olmadığı bilim ezici bir kibir, onun olmadığı ekonomi hırsızlık ve sömürü, onun olmadığı siyaset ise daima çoğalan bir zulüm. Miskevey'in Ahlâk Eğitimi adıyla Türkçeye kazandırılan bu eseri, teorik taraflarıyla güzel ahlâka bir özlemi, tecrübi tarafıyla da praktikte uygulanabilir bir ahlâk eğitimini bir arada vermektedir.
238.00 ₺ -
Min Künuzis Sünne
MİN KÜNÛZİ’S-SÜNNE من كنوز السنة Muhammed Ali Sâbûnî Hocaefendi tarafından kaleme alınan ve seçilmiş hadis-i şerifleri lügat, nahiv, belâğat, râvî ve edebî şerh yönünden inceleyen eserdir.
310.00 ₺ -
Gelin Tacı Timaş
Bu kitap, Allah’a hakkıyla kulluk edebilmenin yol ve çarelerini gösteren en özlü tasavvuf eserlerinden biridir. Batı dilleri dâhil pek çok dile çevrilen bu değerli eser, kalbi Allah’a bağlamak ve O’nun rızasını kazanmak için neler yapılması gerektiğini ikna edici bir dille anlatır. İnsanoğlunu kendi nefsinin nasıl aldatıp kandırdığını ve onun bu aldatışlarından kurtulmak için ne yapmak gerektiğini misallerle öğretir. İbn Atâullah el-İskenderî tasavvufa sonradan girdiği için, tasavvufa yabancı insanlara nasıl yaklaşmak ve onların yönünü Allah’a tam olarak nasıl çevirmek gerektiğini çok iyi bilir. O yüzden de öğütleri, havada kalan sözler değil, insanın içine işleyen, kalbine dokunan nasihatlerdir. Bu eseri okuyan kişi, kendisini gerçek bir şeyhin, bir mürşid-i kâmilin karşısındaymış gibi hisseder. Eğer Allah yolunda yürümek istiyorsa, bu kitap ona o yolu bütün yönleriyle açar. Kendisine hem dünyasını, hem de âhiretini güzelleştirecek reçeteler sunar.
93.75 ₺ -
Aşk Kalpten Vurur
Dünyevileşme Her Yerden AŞK KALPTEN VURUR Dünyaya baktık, aldandık, orada ebedi kalacağımızı sandık. Dikenden gül bitiren Allah Azze ve Celle bu kışı da bahara çevirmeye kadirdir. Makam, mevki, para, pul… Bütün bunların birkaç mevsimlik olduğunu anladığımızda ölümlüleri bırakacak Hayy ve Layemut/Ölümsüz olana aşık olacağız. Kudema şöhret olmak için değil, haddini bilmek için okurdu. Ariflere “Nice zamandır okursun, peki ne bilirsin?” diye sorulduğunda “haddimi” diye cevap verirlerdi. Çocuk babaya, talebe hocaya, küçük büyüğe karşı haddini bilirdi. Gönül gani, dili ise fakirdi; yaşadığı zevki akıl anlayamazdı ki anlatabilsin. Bu yüzden gönül susar, gözler ona bakar, akıl onun aşk ocağında mayalanır, haller ona tercüman olurdu. Kudemâ bezminde aşk; konuşmak değil, yanmaktı. Dervişler hırkaları kadar değil, yandıkları kadar derviş sayılırdı. Arif kapısını aşındıranlar bilirdi ki demir kızmadan, yürek yanmadan şekil almaz; salik de yitiğini bulmadan, âşık büyük aşklara dalmadan duramaz.
97.50 ₺ -
Durusul Lugatil Arabiyye 4.Cilt
Bu kitap "Anadili Arapça olmayanlar için Arapça dersleri" isimli kitabın dördüncü cildidir. Bu kitabın amacı; sarf nahiv müfredat ve üslup yönlerini dikkate alarak Arapça'yı öğretmektir. Açıklamalar yapılırken bütün bu yönler dikkate alınmalıdır.Bu kitabı okutacak hocanın aşağıdaki noktalara dikkat etmesini öneriyoruz:- Kitaba bakmaksızın derste geçen ana konulara giriş yapmasını.- Dersi okumasını okuma esnasında açıklamaları yapılan konulara dikkat çekmesini girişte üzerinde durmadığı konuları açıklamasını ve öğrencilere konuları anladıklarından emin olmak için sorular yöneltmesini.-Öğrencilerin gruplar şeklinde dersi uygulamalarını sağlamasını.- Öğrencilerin bütün alıştırmaları sözlü yapmaya katılmalarını sağlaması ve sınıf dışında da aynı alıştırmaları yazılı olarak hazırlamalarını istemesi. Dinine ve kitabının diline hizmetinde bizi muvaffak kılmasını ancak Allah'tan diliyoruz.
60.00 ₺ -
Hızırla Sohbet
RUHU'L BEYÂN'DAN MENKÎBELER Hızır'la Sohbet Allah’a hamd eder, Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize, âline ve ashabına salat eder, yolunca gidenlere de selam ederiz. Rabbimiz Zü’l-Celal ve’l-Kemâl hazretleri yüce kitabımız Kur’ân-ı Azimuşşan’da pek güzel kıssalar anlatır. Yarattığı kulunun ebedi seadeti, ebedi mutluluğu için ona yol gösterir. Hikmet dolu bu kıssaları değişik vesilelerle hatırlatarak kullarının dikkatini çeker ve gafletten uyanmasını arzu eder. Hikmetli sözler, kıssalar ve Allah dostlarının menkîbeleri gönüllere ferahlık verir, kalbleri dinlendirir. Sevgili Peygamberimiz hikmet ehli insanlara şöyle dikkat çeker: “Bir kul dünyâya karşı zâhid olduğu zaman Allah onun kalbinde hikmeti bitirir, diline hikmeti konuşturur,ona dünyânın ve nefsinin ayıplarını gösterir. Bir kardeşinizin zühd yolunu tuttuğunu görürseniz ona yakınlaşın ve onu dinleyin. Çünkü ona artık hikmet verilmiştir” buyurur. (Deylemî, Hadis no: 6215.) Hazreti Ali (r.a.) “Kalbini öğütle yaşat, hikmetle aydınlat!” buyurur. “Kalbleri dinlendirin ve onlar için hikmetli, hoş sözler araştırın. Çünkü bedenler yorulduğu gibi kalbler de yorulur. İnsanları, düşündürücü hikmetli sözlerle îkaz edin ki, kalbleri huzur bulsun.” tavsiyesinde bulunur. Hikmet, ilham ile vesveseyi birbirinden ayıran bir nurdur. Bu nur kalbde tefekkür ve ibretten meydana gelir. Tefekkür ve ibret ise hüzün ve açlıkta daha kolay elde edilir. Hikmet ehli bir zat şöyle demiştir: “Bedenlerin azığı yiyecek ve içecekler, aklın azığı ise hikmet ve ilimdir. Kula dünyada verilen en üstün şey hikmet, âhirette verilecek en üstün şey ise rahmettir. Bedenler için tıp ilmi ne kadar mühim ise, ahlak için hikmet de o kadar mühimdir.” Ebû Bekir Verrâk (k.s.): “Hikmet, işi sağlam yapmaktır. Hikmetin ilk işareti de dile sahip olmak ve sükuttur. Zaruret olmadıkça, ihtiyaç duyulmadıkça konuşmamaktır” buyurmuştur. Îsâ aleyhisselam bir gün havarileriyle otururken etrafındakilere: “Tohum nerede biter?” diye sordu. Onlar da: “Yerde biter” dediler. Bunun üzerine Îsâ aleyhisselam: “Aynı şekilde hikmet de ancak yer gibi olan kalbde biter” buyurdu. “Hikmet pınarları kalbden geçip dilde zuhur eder” buyurulmuşdur. Çünkü suyun kaynadığı yer, pınarlar, ancak yerde toprakta olur. İnsan kendini tevazuda toprak gibi bilirse kalbinde hikmetler biter. “Kime hikmet verilmişse ona pek çok hayır verilmiştir” demektir. (Bakara: 26). “Kim tevazu sahibi olursa, Allah Teâlâ onu yükseltir” buyurulmuştur. “Rûhu’l-Beyân’dan Menkîbeler” üst başlığı ve “HIZIRLA SOHBET” adıyla neşredilen bu kitab, “Altınoluk Dergisi”nde yayınlanan menkîbelerden teşekkül etmiştir. İbret dersleri veren bu menkîbeler yeniden gözden geçirilerek tab’a sâlih hale getirilip baskıya verilmiş ve kitab haline getirilerek okuyucuların istifadesine sunulmuştur. Menkîbelerin çoğunluğu “Rûhu’l-Beyân Tefsiri”nden seçilmiştir. Ancak hadislerde anlatılan ve Allah dostlarının hayatlarında geçen menkîbe ve kıssalardan da istifade edilmiştir. Rabbimizden bu nâçiz eserin, rızasını kazanmaya vesile olmasını ve okuyucularımızın da istifadesine medar olmasını niyâz ederiz. Gayret bizden, tevfik Yüceler Yücesi Allah’tandır. Mustafa Eriş 2 Ekim 2014 / 9 Zilhicce 1435
154.00 ₺ -
Sorulu Cevaplı Sarf Nahiv
Osmanlı medreselerinde asırlarca ders kitabı olarak okutulan ve ana dili Arapça olmayanların Arapça’yı en kolay ve en verimli şekilde öğrenmelerini sağlayan müfredat kitaplarının tamamı Türkçe olarak bir eserde toplandı. Emsile, Bina, Maksut, İzzi, Avamil, İzhar ve Kafiye kitaplarının konuları soru & cevap metodu takip edilerek Türkçe’ye çevrildi ve çeviride ders kitaplarının metnine sadık kalındı. Ancak açıklanması gerekli görülen mevzular dipnotlarda detaylı bir şekilde izah edildi. Musanniflerin misal zikretmediği konularda misaller verildi. Fayda sağlayacağını düşündüğümüz bazı şemalar hazırlandı. Kitapların evvelinde müelliflerin hayatlarına dair kısa bilgiler verildi. 336 sayfadan oluşan kitap 1430 soru ve cevabını ihtiva etmektedir.
300.00 ₺ -
Maturidiyye Akaidi
Mâtürîdiyye Akaidi adı altında istifadeye sunduğumuz eser, Hanefiyye ve Mâtürîdiyye âlimlerinden Buharalı Nûreddin es-Sâbûnî'nin (ö. 580/1184) el-Bidâye fî usûli'd-dîn isimli kitabıdır. Müellif önce el-Kifâye adıyla hacimli bir eser yazmış, sonra bunu hulâsa ederek el-Bidâye'yi meydana getirmiştir. Bu sebeple kitap takdire şayan bir itina ve dikkat ürünü olmuştur. İncelenmesinden de kolayca anlaşılacağı üzere klasik kelâm kitaplarının hemen bütün konularını içeren eserin dili sağlam, tertibi güzel, ifadesi açıktır. Müellif, kitabında Ehl-i sünnet ve Mâtürîdiyye görüşlerini ispat ve izah ettikten başka, tarafların fikirlerini öz olarak nakletmeye de muvaffak olmuştur. Kitap, Sünnî akaidin en büyük mezhebini teşkil eden Mâtürîdiyye kelâmının, gerek üslûp ve ifade gerek plan ve muhteva bakımından klasik bir eseri konumundadır. Eserin hem Arapça metni hem Türkçe tercümesinin ilim yolcuları için faydalı olacaktır.
281.40 ₺ -
Evlendikten Sonrada Muhabbet Olsun
Sevgi emek ister, sevgili muhabbet etmek ister. Muhabbete de hizmet gerek. Muhabbeti istiyorsun sevdiğine adım adım yaklaş, onun adımlarını saymadan ve beklemeden. Ona hizmet et. Elinle, ayağınla, dilinle, gözünle, kulağınla, aklınla ve tabiî ki gönlünle. Muhabbet yolundaki taşlara dikkat et. Sevgi gönülden doğar, akılla beslenir büyür. Akıl sevgiyi beslemezse o sevgi kısa zamanda ölür gider. Evlilikte gönül ve akıl işbirliği çok önemlidir. Gönül ve akıl el ele verirse sevginiz hiç azalmaz, gün geçtikçe artar. Sevdiğin neden hoşlanır, nasıl mutlu olur, neye kızar, niçin kırılır, onun için ne yapman lazım. Nerde hata yapıyorsun? Sor soruları, bul cevabı, yap hizmeti, bakalım sevgi ölüyor mu? Yuvasında muhabbet isteyenler için işte size adım adım muhabbet. "Eşimle muhabbet edemiyoruz" diyenlere rehber bir kitap. Muhabbetiniz bol olsun diye...
149.60 ₺ -
Delilleriyle Büyük Şafii İlmihali 2 Hm
Ahmed bin Hüseyin bin Ahmed El- Asfehani Eş-Şafii Kadı Ebu Şucca Müslüman, imanın özü olan İslam'a dönmedikçe huzur yüzü göremez. İslam'a dönmekte şüphesiz İslam'ı bilmekle olur. İslam'ı bilmek de, okumakla olur. İslam'ın kaynağı olan Kur'an-ı Kerim'in tefsiri herkesin anlayacağı dillere çevrilmiştir. Resulullah'ın sünnetini teşkil eden sünnet ve yine de her iki kaynak olan Kur'an ve Sünnet'in anlaşılmasını gerektiren fıkıh ilimleri günümüzde herkesin bariz bir şekilde anlamalar sağlanarak Türkçe'ye çevrilmiştir. Bu kitap, öz bir şekilde fıkhi konuların hemen hemen hepsini kapsamaktadır. Ayrıca her konu için ayet ve hadisten delil getirilerek açıklanmıştır
300.00 ₺ -
Niyazi Mısri Divanı ve Şerhi
Niyazi-i Mısri Hazretleri’nin melamîliği ilm-i ledün sahibi oluşundan (bir diğer adı da, ilm-i hikmet, ilm-i tevhîd, vahdet-i vücûd ki tasavvuf bu ilimlerin genel adıdır) gelmektedir. O, devrinde bu hakikat ilimlerinde en önde olandır. Tevhîd, Niyazî-i Mısri’den tüm açıklığıyla ortaya konmuş ve aleme aşikare edilmiştir. Onun melamîliği dîvanındaki her ilahîsinde tüm açıklığıyla ortadadır. Melamîlik “La Mevcûde illa Hû” sırrıdır. Niyazî-i Mısrî hazretleri bu sırrın vassafıdır. Olmasa idi vasfını nasıl yapardı!.. Melamî olmayan bir yol, bir kişi kuralların kuludur. Bu kurallar din ve tarîkatın kurallarıdır. Özgürlük yoktur. Melamî ise hür ve özgürdür. O, Allah’ta fanî olandır. Allah, kendinde olunca kendi bâkî olur. Niyâzî-i Mısrî bu sırra eren-lerdendir. İşte divanı.
350.00 ₺ -
Ezkar ve Deavat Külliyatı 1.Cilt
Dareyn Saadeti Kazanmak İçin Resulullah Sallahu Aleyhi ve Sellemden ve Salihlerden Rivayet edilen Faziletli Surei Celile ve Ayeti Kerimeler Duanın Fazileti ile İlgili konular Uyanış Kazai Hacet ve Giyinme Hallerinde Abdest Alırken Teheccüd İmsak ve Güneşin Doğuş Batış Vakitlerinde Okunacaklar
266.75 ₺ -
Sultan Abdülhamidin Son Zevcesi
Bir defasında yanına gittiğimde, Sultan Efendi, evin mutfağında soğan ve patatesleri ayıklıyordu. Bunlar pazar artıklarından toplanmış çoğu çürük çarık şeylerdi. Kendimi tutamadım. Gözlerim doldu. ‘Oğlum, sarayda yaşadım. Hizmetkârlarım vardı. Ama gör, bak, şimdi ne haldeyim! Cenâb-ı Hak, bizi imtihan ediyor. İnşallah bu imtihanı kazanırız’ dedi Sultan II. Abdülhamid’in son zevcesi Behice Sultan’ın, Napoli’de sürgün hayatı yaşarken, kendisini ziyarete gelen genç doktora talebesi Enver Ören Bey’e söylediği ve kuvvetli bir imanın tezâhürü olan bu sözleri, bugün kolay kolay kim söyleyebilir? Zevcesi böyle olanın, kendi acaba nasıldır? *** Bir Çerkez beyinin kızı… Saraya alınmış… Devrin en kudretli hükümdarlarından biriyle evlenmiş… Zevci tahttan indirilmiş… Güzelliği ve zekâsı yanında, cesareti ile de tanınmış… Bu yolda başına çok işler gelmiş… Evlat acısı yaşamış… Yokluk çekmiş… İftiralara uğramış… Nihayet 40 sene vatanından ayrı bırakılmış... Dünya bağının güzünü de baharını da tatmış; neşenin de gamın da rüzgârını görmüş bir şahsiyet… Elinizdeki kitap, Behice İkbal Efendi’nin bir film senaryosunu andıran hayatını anlatıyor. Sultan Abdülhamid ailesinden en çok kimi severdi? Cihan Harbi’nin kopacağını rüyada nasıl görmüştü? Cinayeti haber veren kuş… Ne yer, ne içerdi? Bronşiti nasıl tedavi ederdi? Dindarlığı…
185.00 ₺ -
İmamı Azam Ebu Hanife
FIKHIN SULTANI İmamı Azam Ebu Hanife Kitabımızın girişinde ortaya konulacak hakikat ifadelerine göz atan irfan ve izan sahipleri, hakkını teslim edip itiraf edeceklerdir ki dine hizmet eden ve onun kurallarını gözeten padişahımızın yüce katında ilim ve irfanın her şeyden değerli olduğu herkesin gözü önünde apaçık durmaktadır. Bu padişah zamanında bunca eser basılıp ilimler yayılırken, birçok din büyüğünün okuyanı etkileyen ve yüceltilmeye layık hayatları Türkçe’ye aktarılarak halkın istifadesine sunulurken varlığın övüncü Hz. Peygamber ve onun seçkin ashabından sonra, üzerimizde hakkı en çok olan İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe’nin yüceliklerini ve güzel ahlâkını anlatan yararlı eserlerden birinin herkesin yararlanabileceği bir şekilde Türkçe’ye çevrilip yayımlanmaması uygun değildir. Aczini itiraf edenlerden olduğum halde bu mukaddes vazifeyi yerine getirmek konusunda hayli zamandan beri gönlümde bir arzu ve şevk hissetmekteydim. Tercümesine başladığım el-Hayrâtü’l-Hisân fî Fezâili’n-Nu‘mân’ı dostlarımdan ve Mısırlı âlimlerden biri bastırıp bir nüshasını da bana göndermişti. Kitabı incelerken ilk bölümde de anlatılacak olan çeşitli sebepleri öğrenince içimdeki arzu daha da arttı. Bu esnada, Fâtih Camii’nde zeki talebelere senelerdir fıkıh kitapları okuttuğum için bir mükâfat olarak cömert padişahımız sayesinde Mekteb-i Hukûk-ı Şâhâne’de (Hukuk Fakültesi) fıkıh dersleri vermek üzere görevlendirilince söz konusu düşüncemi fiiliyata çıkarma zamanının artık geldiğini düşündüm ve Allah’tan yardım umarak bu kitabı hazırlamaya koyuldum. İmâm-ı Âzam hazretlerinin hayatıyla ilgili sayılamayacak kadar eser arasında Menâkıb-ı Tahâvî ve Menâkıb-ı Kerderî gibi bundan daha yararlı ve derli toplu kitaplar varsa da, bu eserin yazarı İbn Hacer’in, Şâfiî mezhebinden olduğu halde İmâm-ı Âzam’ın faziletlerini itiraf etmesi ve kitabının da pek özlü ve gayet düzenli olması sebebiyle, bu eser diğer eserlere tercih edilmeye layıktır.
175.00 ₺ -
Hocalara Ve Talebelere Nasihatler
Mahmud Efendi Hazretlerinden Hocalara ve Talebelere Nasihatler Elinizdeki bu kıymetli çalışma, Mahmud Efendi Hazretlerimizin yapmış olduğu vaaz-u nasihatlerinden ve sohbetlerinden derlenmiş; Öğüt vermeye devam et! Çünkü vaaz-u nasihat, inanan kimselere ve Allâh’ın iman nasip edeceklerine gerçekten fayda verir. (Zâriyât Sûresi, 55) ayet-i kerimesi mucebince, talebe ve ilim ehline bir hatırlatma olması temennisi ile hazır- lanmıştır. Risalemizin içindeki bu kıymetli nasihatlerin dünya-ahiret saadetimize ve özellikle de ilim erbabı kardeşlerimize Mevla Teâlâ’nın istediği gibi bir alim, âlime; Mahmud Efendi Hazretlerimizin de razı olduğu müderrisliğe vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ederiz.
70.00 ₺ -
Örtüde 70 Esma
Arşla arz buluştu. Tüm esmâ yansıdı. Varlık titredi. Hira titredi. Resûl evine koştu. Arş kalpli kadın kapıdaydı. Şefkat dolu kalbe seslendi: “Örtün beni! Örtün beni!” Vahyin ağırlığını örtü teskin ederdi. Bildi mübarek annemiz, örtünün muhkem gücünü. O bilinçle örttü kendisini ve eşini. Örtülere bürünmüş Resûl ve örtülere sarınmış annemiz anladı: Arş’ın dili olan vahyin ağırlığını ancak örtü taşıyabilirdi. Sır, örtü ile açıldı; örtü açılınca sır kapandı. Kalp ağacının Arş’ta dal budak vermesi için beden çekirdeğini örtü toprağında sarıp sarmalamak gerekirdi. Vahyin ilk yansıması örtüye bürünmek oldu. Resûl’ün ilk hitabı da kadına: “Örtün!” Örtüde 70 Esmâ, sizi Asr-ı Saadet’e götürecek, annelerimizin örtüsüyle tanıştıracak, örtüdeki derin manaları ve İlahi sırları keşif yolculuğuna çıkaracak
148.00 ₺ -
Mefzeul Halaik ve Menbeul Hakaik
Nâmütenâhî (sonu olmayan) hamd-ü senâlar: ﴾ ْۚمُيـك۪يْحُا يَمِ لْمُاكَعَا دَذِ اِولُسَّلرِلَ وِِّٰوا لُيب۪جَتْوا اسُنَمٰ اَين۪ذَّا الَهُّيَا آَي ﴿ “Ey îmân etmiş olan kimseler! Allâh’a ve sizi (madden ve mânen) diriltecek olan (güzel) şeylere sizi çağırdığında o Rasûl’e (güzelce boyun eğip, bu çağrıyı teslimiyetle karşılayarak) tam mânâsıyla icâbet edin.” (el-Enfâl Sûresi:24) buyuran Allâh-u Te‘âlâ’ya mahsustur. Bîhad (hudutsuz) salât-ü selâmlar Mikdâm ibni Ma‘dî Keribe (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerîflerinde: ِّٰ اللُــولُسَ رَالَ: قَالَ قُهْنَى عٰالَعَ تُّٰ اللَيِضَ رَبِرَي ك۪دْعَ مِنْ بِامَدْقِمْ الِنَع ».ُهَعَ مُهَلْثِمَ وَابَتِكْ الُيت۪وتُي أّ۪نِ إَلاَ: «أَمَّلَسَ وِهْيَلَى عٰالَعَ تُّٰى اللَّلَص “Dikkat edin! Gerçekten bana Kur’ân verildi. Onunla birlikte bir misli de (sünnet / hadîsler) verildi.” (Ebû Dâvûd, es-Sü- nen, Sünnet:6, rakam:4604, 2/610; Ahmed ibnü Hanbel, el-Müsned, rakam:17174, 6/91; Tirmizî, es-Sünen, el-‘Ilm:10, rakam:2664, 5/38; İbnü Mâ- ce, es-Sünen, Mukaddime:2, rakam:12, 1/6) buyuran Rasûlüllâh (Sallâl- lâhu Aleyhi ve Sellem)in, Ehl-i Beyt’inin ve ashâb-ı güzîninin üze- rine olsun. Âmîn! Yâ Mu‘în!
140.25 ₺ -
30 Cüz Hatim Seti Orta Boy Kuranı Kerim Kod 234
ORTA BOY OTUZ CÜZ MÜHÜRLÜ KURANI KERİM CÜZ CÜZ
480.00 ₺ -
Tuhfetül Avamil Muribül Avamil
İmam Birgivî’nin (rahimehullâh) Avâmil isimli ibtidâî nahiv kitabının üzerine yazılan şerh ve muribin tahkikli bir şekilde bir araya getirildiği çalışmada iki renkli ve kütleli bir şekilde mizanpaj uygulaması yapılmıştır. Tuhfetü’l-Avâmil’in şimdiye kadar medreselerde okutulan, Sultan Abdülhamid Han döneminde Mustafa Lebib Ankaravî tarafından istinsah edilen baskısı (Arif Efendi, 1323) esas alınarak metin esnasında sayfa numaraları eklenmiştir. Böylece farklı nüshalardan okuyan kişiler için kolaylık sağlanmıştır. Muribü’l-Avâmil’in ise Atıf Efendi Kütüphanesi’nde (nr. 2605) bulunan ve müellif tashihli olan nüshası esas alınmıştır. Tahkikte izlenilen usûl: • Kitabın taksiminin kolay olması için başlıklar eklendi. (Bunlar asıl nüshada bulunmadığı için […] arasında yazıldı. • Mahkî olan kelimeler ve cümleler ile bazı harfler okuyucuya kolaylık olması için parantez içinde yazıldı. • Kitabın mukaddimesinde müelliflerin biyografileri verildi. • Eser içindeki kitapların ve âlimlerin tanıtımı yapıldı. • Hadislerin tahricleri yapıldı. • İstişhad edilen şiirlerin nispet ve referansları yapıldı.
340.00 ₺ -
Bir Akide Kırılması Nüzuli İsa
Akide’nin sem‘iyyât bölümündeki ahkâm ya ayet-i kerimeler ya da mütevatir hadislerle sabittir. Nüzûl-i İsa da bu mevzulardandır. Delillerinin hem vürûdu hem de delâleti kat’i olan bir konuda aklın arkasına sığınarak hüküm vermek, sem‘iyyâta ait daha pek çok hususun inkârına kapı açar. Zira Kelam İlmi’nde “belhüm edal” derekesindeki akılların idrak edemediği daha yığınla mevzu vardır. Güneş sistemini boşlukta tutan, dünyayı binlerce hususu bir araya getirerek yaşam merkezi kılan, bir et parçası olan dile konuşma hususiyeti veren, kemik ve et karışımı olan kulağa duyma sistemini koyan Allah Azze ve Celle Hz. İsa’yı (a.s.) bedeniyle huzuruna almaya, orada yaşatmaya, Kıyamet’in öncesinde tekrar dünyaya indirmeye elbette kadirdir. “Eğer Hz. İsa (a.s.) yaşıyorsa nerededir, ne yer ne içer?” gibi soruların temelinde, İslam’ı, ideolocyaları esas alarak sorgulama denâeti vardır. Oysa İslam’la küfür, Batıyla Doğu iki zıt kutuptur ve hep öyle kalacaktır. İki ana başlık altında mütalaa ettiğimiz Nüzûl-i İsa meselesi eserin ilk bölümünde ayetler bağlamında, ikinci bölümünde ise daha çok hadisler zaviyesinden tahlil edilmiştir.
97.50 ₺