-
Parçacıksal
Yirminci yüzyılın başında bilimin mümkün olan en uç noktaya ulaştığı ve doğa yasalarının neredeyse tümünün keşfedildiği düşünülüyordu. Sonra uyuyan devi uyandırdık: Kuantum mekaniğini keşfettik. Bu âlemde nesneler aynı anda iki yerde olabiliyor, sebep-sonuç ilişkisi tersine işleyebiliyor —hatta zaman yolculuğu bile mümkün! Peki, insanlığın hangi temel çabası kuantum mekaniğinin doğuşunu mümkün kıldı? Higgs bozonu, fotonlar, antimadde, Büyük Hadron Çarpıştırıcısı... Kuantum mekaniği hem hepimizin bir şekilde aşina olduğu hem de gizemini hâlâ koruyan, evrenin en merak uyandıran konularından biri. İlk kitabı Elementsel’de periyodik tablodan yola çıkarak evrenle ilgili neredeyse bütün sorularımızı cevaplayan Tim James, Parçacıksal’da kuantum mekaniğini ilk varsayımlar ve deneylerden en güncel gelişmelere kadar kendine özgü, mizahi üslubuyla anlatıyor ve Higgs bozonunun neden bu hikâyenin sonu olmadığını açıklıyor. “Parçacıksal kuantum fiziğine yeni başlayanlar için oldukça eğlenceli bir rehber.” - The Telegraph “Eğlenceli ve anlaşılır bir kuantum mekaniği rehberi. Fizik üzerine ilk defa okuma yapanlar bile kitabı bitirdiklerinde evrenin en esrarengiz konusuyla ilgili tahmin ettiklerinden çok daha fazla şey öğrenmiş olacaklar.” - Kirkus Reviews “Mizahi ama derin… Parçacıksal her türden okura hitap ediyor.” - Profesör Charles Antoine, Sorbonne Üniversitesi
185.00 ₺ -
Elementsel
Cep telefonlarımızı titreştiren element hangisidir? Peki ya fotoğraf çekmemizi sağlayan element? Hidrojeni hayal edilebilecek en temiz yakıt yapan nedir? Periyodik tablo bugünkü haline nasıl geldi? Bir gün gezegenimizi terk etmek zorunda kalsak bizi hangi element kurtarır? Elementler insanın dünyayla ilgili anlam arayışında her zaman önemli bir yer tuttu. Büyük Patlama’dan bugüne; yediğimiz yemekten soluduğumuz havaya, çakmağımızdan çıkan kıvılcımdan musluğumuzdan akan suya, X-Men’den Demir Adam’a kadar her şeyin özünde elementler var. Tim James, Daily Mail tarafından Yılın En İyi Kitapları arasında gösterilen Elementsel’de, periyodik tabloyu mizahi anlatımıyla ders kitabı sıkıcılığından kurtarıyor ve evrenle ilgili neredeyse bütün sorularımızı cevaplıyor. Bizi hem bildiğimiz elementlerin farkında olmadığımız özellikleri ve kullanımlarıyla hem de periyodik tablonun en köşede kalmış elementleriyle tanıştırıyor. “Bir kimya öğretmeni olan Tim James okurun dikkatini nasıl çekeceğini iyi biliyor… Elementsel hem eğlendiriyor hem öğretiyor. Eğlenceli çizimleri, çılgın mizahı ve verdiği çeşit çeşit bilgiyle Elementsel bizi Mendeleyev’in hayalini kurduğu her şeyin ötesinde bir âleme götürüyor.” - The Wall Street Journal “Öğrenciler ve bilimsel metinlere yeni başlayanlar için ideal. Yıldızların bileşiminden insanlar için en yararlı elementlere, James her okura uygun, kısa, etkileyici ve neşeli bölümler sunuyor.” - Publishers Weekly “Bilimin sıkıcı ve yavan olması gerektiğini kim söyledi? Tim James olmadığı kesin. İster kuvvetli asitleri ya da bir anda yanmaya başlayan insanları, ister bütün elementlerin karışımının nasıl bir sonuç doğuracağını anlatsın, bu kitap periyodik tabloya hayat veriyor.” - The New York Post
185.00 ₺ -
Beynimizin Parmak İzleri
Beynimizin duyguları nasıl kurguladığına dair bütün bildiklerimizi yerle bir eden devrim niteliğinde yepyeni bir keşif! Duygular neden kendiliğinden oluyormuş gibi hissettirir? Mantık hep söylenegeldiği gibi duyguları gerçekten de kontrol eder mi? Duygular hastalıkları nasıl etkiler? Çocuklarınızı duygusal açıdan nasıl daha zeki hale getirebilirsiniz? Beynimizin Parmak İzleri tüm bu sorulara ve daha fazlasına cevap vererek bu konuda yapılan en son araştırmaları; zihni, beyni ve duyguyu konu edinen bu yeni bilimin merak uyandıran pratik uygulamalarını gözler önüne seriyor. “Lisa Barrett duygularımızın sadece doğuştan gelen şeyler olmadığının yanı sıra beynimizin hislerimizi nasıl bir bulmaca gibi birleştirdiğini ve bu sürece nasıl katkıda bulunduğumuzu çok açık ve anlaşılır bir dille anlatıyor. Bu kitap bizlere çok ilgi çekici bir hikâye sunuyor.” – JOSEPH LEDOUX, Anxious ve Synaptic Self kitaplarının yazarı “Daha önce hiç duygularınızın nereden geldiğini merak ettiniz mi? Duygu psikolojisinde dünya çapında bir uzman olan Lisa Barrett, hisler ve bu hislerin perde arkası için açıklayıcı bir kılavuz hazırlamış bizlere.” – ANGELA DUCKWORTH, Grit kitabının yazarı “Beynimizin Parmak İzleri, son teknolojiyle yürütülen sinirbilim çalışmaları ve günlük duygularımızı kusursuz bir biçimde birleştirerek sahip olduğumuz duygusal hayatımızı şekillendirme yöntemlerine dair yapılmış etkileyici, bilgilendirici ve merak uyandıran bir analiz. Böylesine önemli bir kitabı okuduktan sonra duygulara dair düşünceleriniz asla aynı olmayacak.” – DANIEL L. SCHACTER, Hafızanın 7 Günahı kitabının yazarı “Beynimizin Parmak İzleri’ni okuduktan sonra duygulara dair görüşleriniz asla aynı kalmayacak. Lisa Barrett, cinsiyetçi klişelerle savaşmak ve daha iyi politikalar ortaya koyabilmek adına yepyeni bir çalışma alanının kapılarını aralıyor.” – ANNE-MARIE SLAUGHTER, Unfinished Business kitabının yazarı
333.00 ₺ -
Dünyaca Ünlü Şüpheli Ölümler
Geçmiş gizemli ve açıklanmayı bekleyen olaylarla dolu. İnsanoğlu ise önleyemediği merak duygusuyla; sırları, ilginç vakaları ve şüpheli ölümleri aydınlatmak için hep bir istek duydu. Çözülen her bir gizemin yerini yenisi alsa da, merak duygumuzda bir eksilme olmadı, sır perdesi aksine daha da arttı. Üstelik, teknolojik ilerleme sayesinde DNA analizi gibi bilimsel yöntemlerin şüpheye yer bırakmayacak düzeyde gelişmesine rağmen...Adli genetik uzmanı Kadir Demircan, yıllara yayılan birikimiyle her yaştan okura hitap edecek gerçek hikâyeleri, çarpıcı ve sürükleyici bir dille anlatıyor. Okura olayı adeta yeniden yaşatıyor. Bizleri; üzerinde yıllarca uğraşılan ilginç vakalar arasında bir yolculuğa çıkarıyor. Geçmişten bugüne ve hatta geleceğe doğru... "Elinizde tuttuğunuz kitapta, değerli meslektaşım Dr. Kadir Demircan, bu kez DNA sayesinde aydınlatılan bir dizi gizemli olayın yanı sıra, Elvis Presley'in saçlarından II. Abdülhamid'in polisiye merakına uzanan geniş bir yelpazede örnekler sunuyor. Hangi yaştan olursanız olun, adli bilimler dünyasının alacakaranlık labirentlerinde keyif ve heyecanla dolaşacağınıza hiç kuşkum yok." — Prof. Dr. Sevil Atasoy
185.00 ₺ -
Dünyayı Değiştiren On Domates
Domates, 1500’lerde bir gece yarısı, bir geminin ambarında Yeni Dünya’dan Avrupa’ya göç eder. Yüzyıllarca tarihin çöplüğünde kaybolur, zehirli olmakla suçlanır, henüz sert ve yeşilken toplanır; hayat bu ya, hem dünya mutfaklarının en popüler aktörlerinden biri, hem de endüstriyel gıdalardan hoşnutsuzluğumuzun sembolü haline gelir. Peki maceraların, enteresan tarihî figürlerin, çeşit çeşit yiyeceğin, biraz da komplo teorisinin eksik olmadığı bu yolculuk boyunca neler yaşandı? William Alexander, Dünyayı Değiştiren On Domates’te domatesin ilginç gerçeklerle dolu tarihçesini konu edinirken gıdaya ilişkin en güncel sorunlarımıza da değiniyor ve okura alışılmışın dışında bir uygarlık tarihçesi sunuyor. “William Alexander, domatesin dünya mutfağı ve kültürü üzerindeki etkisini konu alan bu turda bize eşlik eden eğlenceli bir rehber. Tarih, botanik, hatırat ve seyahatnamenin kendine özgü bir karışımı olan Dünyayı Değiştiren On Domates, büyüleyici ve iştah açıcı bir kitap.” –Amy Stewart, New York Times çoksatan yazarı “Mütevazı meyveye ilgi çekici bir bakış... Tuhaf, bilgilendirici ve çok eğlenceli.” –Kirkus Reviews “[Alexander’ın] zamanlaması ve sunumu kusursuz.” –The New York Times Magazine “William Alexander, Azteklerden İtalyan mutfağı ve pizzaya kadar tarihi keşfetmek için domatesleri kullandığı bu kitapta, domatesin eğlenceli ve geniş kapsamlı bir tarihçesini sunuyor. Bunun yanında bizi enteresan tarihî karakterlerle tanıştırıyor; iklim değişikliği, hidroponik ve GDO ile fabrika çiftçiliğinin yaygın olduğu bir dünyada lezzet arayışı gibi konularla ilgili düşünmemizi sağlıyor.” –Mark Pendergrast
203.50 ₺ -
Geleceğin Suçları
Dünyanın en iyi korunan nükleer tesisi, hiç kimse farkına varmadan nasıl sabote edilir? Milyon dolarlık şirketler neden en gizli kayıtlarını halen kâğıt ortamında tutuyor? Dünya çapında işlem yapan borsa ve foreks piyasaları hangi yazılımlarla manipüle ediliyor? İnternetin derinliklerinde aslında neler gizli? Her gün kullandığınız, bağımlısı olduğunuz internet hizmetleri neden bedava? Telefonunuza yeni indirdiğiniz oyun neden telefon rehberinize erişmek ister? Sanal para ve online oyunlar para aklamada nasıl kullanılır? Önümüzdeki günler, hackerların ve kötü amaçlı yazılımların çağı mı olacak? Geleceğin Suçları, içinde bulunduğumuz dijital çağda bilgisayar teknolojileri nedeniyle ortaya çıkan yeni suç türleri üzerine bir kitap: Siber saldırılar, bilgisayar virüsleri, hackerlar, kötü amaçlı yazılımlar, uluslararası dijital suçlar... Henüz yayımlanmadan en iyi teknoloji, siber güvenlik ve fütürizm kitabı seçilen ve tüm dünyada milyonlarca kişi tarafından okunan Geleceğin Suçları, bugünün ve geleceğin dünyasındaki en ilginç siber suçların nasıl organize edildiğini ve bu suçların nasıl engellenebileceğini ele alıyor. Teknolojinin karanlık yönünü keşfetmek ve anlamak isteyenler için. “Geleceğin Suçları, bilgi çağında muhteşem bir risk analizi. Harika bir araştırma. Âdeta bir roman...” — Harvard Business Review “Bu kitap bağımlılık yapıyor. Hayal bile edilemeyecek siber suç örneklerini bir dedektif misali araştıran Marc Goodman, müthiş bir iş çıkarmış.” — The Washington Post “Teknolojinin karanlık tarafına bir gezi rehberi.” — New Scientist “Geleceğin Suçları güvenlik güçleri, üst düzey yöneticiler ve teknolojiyi yoğun olarak kullanan herkes için bir başucu kitabı." — Khoo Boon Hui, Eski İnterpol Başkanı
296.00 ₺ -
Kürtlerin PKK ile İmtihanı
1984 yılında ani bir gece baskınıyla halkımızın gündemine girdi PKK. O gecenin dehşetini iliklerinde hissedenler, bin yıldır bölgede yaşayan Kürt halkının başına gelen en büyük felaketin ilk kurbanları olduklarını bilmiyorlardı. Kürtlerin haklarını savunmak iddiasıyla ortaya çıkan bu örgüt, 33 yıldır bölge insanına acı üstüne acı yaşattı. Çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek demeden halkı katletti; gençleri kandırarak dağlara çıkardı; evleri, okulları, camileri, hastaneleri yaktı; bölgenin kalkınması için yapılan yatırımları engelledi, kısacası bir halkın geleceğine ipotek koydu ve devletin çözüm çabalarını hiçe sayarak gerçek yüzünü tekrar tekrar gösterdi. Çözüm Süreci esnasında Ağrı Valiliği görevinde bulunan, terör örgütüne karşı ciddi tedbirler alırken bölge insanıyla kurduğu samimi ilişki ile gönülleri kazanan Musa Işın birinci elden gözlemleriyle bu çetrefil meselenin kodlarını çözüyor ve çıkışın nerede olabileceğini anlatıyor. “Bu kitabı okuduğunuzda PKK’nın Kürtleri temsil etmediğini; aksine, en büyük kötülükleri Kürtlere yaptığını göreceksiniz. PKK terör örgütünün, bırakın Kürtleri temsil etmeyi, Kürtlerin hasmı olduğunu göreceksiniz. Çünkü PKK, Kürtlerin inançlarını, ailelerini, çocuklarını, canlarını ve mallarını hedef almaktadır. Kürtlerin dokunulmaz gördüğü bütün kutsal değerlerine düşmanca davranmakta, onları tahrip etmeye çalışmaktadır. Sizin içinizden biri ve bölgede 9 yıl kaymakamlık ve valilik yapmış bir idareci olarak Kürt kardeşlerime diyorum ki: “Sizler maddi ve manevi mefahiri, hasletleri yüksek bir halksınız. Siz terörle birlikte anılmayı hak etmiyorsunuz. PKK gölgesini, üzerinizden atmak hususunda en büyük gayret size düşmektedir. Çünkü bunu ancak siz başarabilirsiniz. PKK’nın geleceğinizi çalmasına, mefahirlerinizi kirletmesine, sizi rehin almasına izin vermemelisiniz.” Musa Işın
166.50 ₺ -
Allahsız Müslümanlık
“Sorgulayıp anlamaya çalıştığım, Müslüman insanı –bütün gayretlerine rağmen– geliştirmeye yetmeyen dindarlık türünün iç kıvrımlarıdır. Diliyle sürekli Allah’ı anmasına ve sürekli dini etkinliklerde bulunmasına rağmen, kendisi gibi olmayanlar üzerinde derin bir saygı ve hatta imreniş uyandıramayan Müslümanlık biçiminin, Allah’ın muradıyla örtüşeceğini düşünemiyorum. Tabii ki ‘Allah’sız Müslümanlık’ ifadesi, kâfirlik ve inkârcılık suçlaması kastıyla seçilmiş değildir. Bu isim ‘Müslüman kişinin Allah ile iletişimini geliştiremeyen dindarlık’ tanımlamasının kısaltılmışı sayılabilir. Peki, böylesi dindarlık nasıl bir şeydir?” Yıllardır dillerden düşmeyen şiirleri, senaryoları, romanları ve politik denemeleriyle tanıdığımız Ömer Lütfi Mete’den çağımızın Müslümanlığına dair “içeriden” bir eleştiri... İslam’ı nasıl yaşıyoruz ve nasıl yaşamalıyız? Onu aslında modern hayatın kimi ihtiyaçlarına göre yeniden dizayn mı ediyoruz? İslam en son ve en mükemmel din olduğuna göre, mensupları neden yüzlerce yıldır geriliğin ve ezikliğin girdabından kurtulamıyor? Allah’sız Müslümanlık, İslam’ı yaşama sorununa dair güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir ahlaki el kitabı…
185.00 ₺ -
İstanbul Portresi
"İnsan neden unutur ve neden unutulmuşu hatırlar?Peki bir şehrin portresi resmedilebilir mi?Sanal âlemde işlenen bir cinayet... İstanbul'un çeşitli noktalarına bırakılan üç cansız beden... Doğu ve Batı resim sanatının öncüleri Vincent van Gogh ile Osman Hamdi Bey’i bir araya getiren akıl almaz olaylar silsilesi ve İstanbul'un kadim sokaklarında cirit atan Kaplumbağa Terbiyecisi kostümlü bir katil zanlısı... İstanbul Pera Müzesi’nde başlayan macera, Paris Louvre ve Berlin Alte Nationalgalerie Müzelerine kadar uzandıktan sonra Eskihisar Osman Hamdi Bey Evi ve Müzesi’nde son bulacak! İyilerin ve kötülerin iç içe geçtiği, Doğu ve Batı medeniyetlerinin harmanlandığı çok bilinmeyenli bir denkleme hazır olun!Şifre Bilimci Milas Ulukan ve Şifreli Dosyalar ekibinin başrolde olduğu soluk soluğa okunacak polisiye türünde bir İstanbul masalı..."
157.50 ₺ -
Pera Palasta Gölge Oyunu
Tarihin gizemli gerçekleriyle şifreli ipuçlarını bir araya getiren macera yüklü bir İstanbul polisiyesi!Şifre Bilimci Milas Ulukan, uluslararası bir polisiye edebiyatı organizasyonu için Beyoğlu’nun incisi Pera Palas Oteli’ne davet edilmiştir. Etkinlik içeriğine uygun bir güzellikte devam ederken beklenmedik bir olay gerçekleşir. Otelin "Demir Leydi"si olarak adlandırılan asansörünün içinde bir cinayet işlenmiştir. Bu gizemli cinayetin perde arkası ise tarihin tozlu raflarında saklıdır. Şifreli bir kalem, üzerinde "Agatha Christie" yazması gereken ancak "II. Abdülhamid Han" yazılı esrarengiz bir anahtar ve yüz yıllık emaneti taşıyan tarihi bir sandık... Pera Palas’ın tarih kokan dehlizlerinde başlayan; Yıldız Sarayı, Beylerbeyi Sarayı ve Sultan II. Mahmud Türbesi’nin ıssız koridorlarına kadar uzanan heyecan dolu bir koşuşturmaca... Hırs ve intikamın kesiştiği noktada, onlarca yıl itinayla korunmuş asırlık emanetin izinde kıran kırana bir mücadele! Merak edilen soru şu: İyiler mi önce davranacak yoksa kötüler mi?
120.00 ₺ -
Evvel Zaman Koleksiyoncusu
Unutmak, unutulana verilecek en büyük cezadır. Cezasını yüzyıllar önce çekmiş, tarihin karanlık ve kasvetli dehlizlerinden kopup gelen bir Evvel Zaman Koleksiyoncusu... Osmanlı İmparatorluğu’nun en görkemli dönemine tanıklık eden; Topkapı Sarayı, Türk ve İslam Eserleri Müzesi ve İstanbul’un belirli noktalarına bırakılmış şifreli kanıtlar... Yedi iklim üç kıtanın Padişahı Kanuni Sultan Süleyman Han ile Osmanlı İmparatorluğu’nun en kudretli sadrazamını karşı karşıya getiren gerilim ve aksiyon yüklü olaylar silsilesi! Tüm bunların neticesinde cinayete kurban gitmiş, bıraktığı delillerle son âna kadar katilini buldurmaya çalışan bir matematik öğretmeni... Şifre Bilimci Milas Ulukan ve Şifreli Dosyalar ekibi, aydınlatmaya çalıştıkları sırrın yüzyıllardır tarihin karanlık satırlarında gizlendiğini anlarlar. Bu gizemli tarih cinayetinin haberini yapmaya çalışan basın organları ise tek bir manşet üzerine yoğunlaşmıştır: “Evvel Zaman Koleksiyoncusu, Hafıza Koleksiyoncusu’na karşı!”
150.00 ₺ -
Okuma Notları
Entelektüellerin, kültür adamlarının, yazarların okuma serüvenleri nasıldır acaba? Kitap seçimlerini nasıl yaparlar, raflarda nasıl gezinirler, bir kitabı nasıl okurlar? Sevdikleri cümlelerin altını çizerek mi, sayfaların kenarına notlar alarak mı, yoksa okuduğu metni sorgulayarak mı? Hiçbiri ya da belki hepsi… Okuma Notları bir okur fotoğrafıdır. Entelektüel merakı geniş bir spektruma yayılan bir yazarın, bir aydının okuma uğraşının, merakı takip eden sorgulamalarla kitapların izini nasıl sürdüğünün fotoğrafıdır. Hilmi Yavuz bu okuma yolculuğunda neler bulmuyor ki? Vahim çeviri hatalarından, kimsenin farkında olmadığı yanlışlıklara; kıyıda kalmış, sessiz sedasız metinlerden, incelikli karşılaştırmalara kadar… Okuma Notları bir okur’dan öteki okur’a yollanan notlardır. Okuru edebiyattan felsefeye, tarihten kültüre keyifli ve meraklı bir yolculuğa çıkaracak.
148.00 ₺ -
Yaz Sohbetleri
Yaz Sohbetleri, 'kimselere bırakmam yaz olmayı' diyen üç şairin, Hilmi Yavuz, Aydın Afacan ve Ercan Yılmaz'ın Halikarnassos'ta, iki yaz boyunca süren diyaloglarından müteşekkil bir kitap. Klasik bir söyleşi kitabından ziyade hatıraları, düşleri, hülyâları ve hatta yer yer analitik çözümlemeleri de içeren bir bütün. Doluluk, şiir, sanat, felsefe, hayat, estetik gibi konulara yoğunlaşan üç şair mekânı adeta bir akademiye dönüştürüyorlar. Bu yönüyle günlük hayatın felsefesini de yapan kitabın Ege'nin o sınırları aradan kaldıran havasıyla, Elitis'in şiirinin büyüsüyle ve Dionizyak coşkuyla dolu olduğunu söylemek mümkün. Yaz Sohbetleri aynı zamanda 'gövde'leriyle de yaşayan üç şairin 'yaz'ın hem doğaya hem kültüre ilişkin vurgusunu öne çıkararak kışkırtıcı bir okuma şöleni vaat ediyor okura. Zamanın ve mekânın ara odalarında gerçekleşen bu sohbetler lirik bir tat içermekle birlikte dünyayı şiirle kavramanın yollarını da ima ediyor.
185.00 ₺ -
Kuşlar
“Evde bir iz kaldı. Kuş vuruldu, gözlerini yumdu, taşın altına kondu – ancak iz kaldı.” Buz Sarayı’nın yazarı, İskandinav Edebiyat Ödülü sahibi Tarjei Vesaas’tan, nahif olduğu kadar şiddetli, aldatıcı basitlikte, sarsıcı bir roman: Kuşlar... Mattis ve ablası Hege ile Norveç ormanlarının derinliklerinde bir gölün kıyısındaki kulübelerinde yaşar. Mattis bedenen bir yetişkin olsa da hayata çocuk gözleriyle bakar, öyle çalışır onun aklı. Ablası, ördüğü kazaklarla evi geçindirirken Mattis’i de insan içine çıkmaya, çalışmaya teşvik eder. Sonunda kayıkçı olmaya karar veren Mattis’in ilk ve tek yolcusu olan yabancı, hayatlarını hiç ummadıkları şekilde değiştirecektir... XX. yüzyıl İskandinav edebiyatının en önemli isimlerinden Tarjei Vesaas’u zirveye taşıyan romanı Kuşlar, Deniz Canefe’nin kusursuz çevirisiyle... “En iyi Norveç romanı.” – Karl Ove Knausgaard “Bir başyapıt.” – Literary Review “Gerçek bir edebî şaheser.” – Publishers Weekly “Okumaktan büyük zevk aldığım roman.” – Doris Lessing
203.50 ₺ -
Virginia Woolftan Yazarlık Dersleri
Ünlü İngiliz yazar Virginia Woolf’un yazarlık ve yazma sanatı üzerine düşüncelerinden esinlenerek bir atölye kurgulayan Danell Jones, yedi önemli başlıkta, yazarlık için heyecan taşıyanlara yol gösterecek bir rehber sunuyor. Yazar adaylarına disiplinli olmayı öğütleyerek onları motive ediyor. Her bölümün sonunda Woolf’un kendi yazı alıştırmalarından seçtiği örneklerle tavsiyelerini destekliyor. Virginia Woolf’un günlükleri, kurgusal metinleri ve denemelerinden özel alıntılarla, incelikle kurgulanan eser, Woolf’u gerçek bir sınıfta, ders anlatırken hayal etme fırsatı sunuyor okura. Dünya edebiyatına yön vermiş bir kalemin izinde; yazmak ve yaratmak üzerine yol gösteren Virginia Woolf’tan Yazarlık Dersleri, gözden geçirilmiş yeni baskısıyla “kendine ait bir oda”nın kapısını aralıyor. Woolf coşku dolu bir sesle, “Sadece yazın...” dedi. “Saçmalayabildiğiniz kadar saçmalayın. Aptal olun, duygusal olun, Shelley’yi taklit edin. İçinizden gelen her sese kulak verin, dizginleri anlık arzulara bırakın. Dilbilgisi kurallarını, edebi ön kabulleri ve söz dizimine dayalı kuralları boş verin. Kırın, dökün, devirin. Kendi keşfiniz olsun olmasın, her türlü kelimeyi kullanın. Nazım veya nesir biçiminde ya da aklınıza gelen abuk sabuk, anlamsız sözlerle oluşturduğunuz gelişigüzel metinlerle öfkelenin, sevin, alay edin. Ta ki yazmayı öğrenene kadar...”
111.00 ₺ -
Macbeth Venedik Taciri
Efsanevi yazar William Shakespeare'den iki unutulmaz oyun... Yiğitlerin gözdesi Macbeth, Norveç ordusunun isyanını bastırıp ülkesine dönerken yolda kendisini ‘kral’ diye selamlayan üç cadının kehanetlerini eşine anlatır. Gelecekten haber veren cadıların söylediklerinin bir bir gerçekleşmeye başladığını gören Lady Macbeth, kocasını iktidara taşımak için vicdani değerleri hiçe sayan planlarını uygulamaya koyar. İktidar uğrunda yitirilen hayatlar ve erdemler üzerine yazılmış bir tragedyadır Macbeth... Gemileri açık denizlerde dolaşan tüccar Antonio, Venedik’teki itibarını kullanarak, arkadaşı Bassanio’yu sevgilisi Portia’ya gönderebilmek için Yahudi tefeci Shylock’tan borç alır. Bu fırsatı iyi değerlendiren Shylock, imzaladıkları senette Antonio’nun borcu ödeyememesi halinde vücudundan bir parça etini kesmeyi şart koşar. Antonio’nun işleri kötü gider, gemileri batar ve işler düğümlenir. Adalet sisteminin, hukuk felsefesinin yanında aşkın ve sadakatin mizahi mercekten incelendiği bir oyundur Venedik Taciri…
59.20 ₺ -
Ütopya (Timaş)
İngiltere kralı VIII. Henry’nin elçisi olarak ülke ülke dolaşan Thomas More, seyahatleri esnasında tanıştığı filozoflarla uzun konuşmalar yapar. İdeal bir ülkenin nasıl olması gerektiğiyle ilgili bu konuşmalarda Ütopya adındaki bir ülkeden bahsedilir. Elli dört şehirden oluşan bu adada tek dil konuşulur, sınıf ayrımı yoktur, kimse kimsenin dinine karışmaz ve asla diğer ülkelere savaş açılmaz. "Ütopya" tanımını ilk defa ortaya atan Thomas More, siyasetten sosyal hayata kadar her türlü konunun masaya yatırıldığı bu klasikleşen metinde okuru idealindeki dünyaya doğru bir yolculuğa davet eder; Batı düşüncesini şekillendiren aydınlanma felsefesi çerçevesinde ideal devlet ve ideal topluma giden yol haritasını çıkarır.
103.60 ₺ -
Bütün Bir Ömür
Küçük yaşta annesini kaybeden Andreas Egger, uzak akrabası olan zalim bir çiftçinin yanında büyür. Zorlu çocukluğunun ardından az konuşan, fiziken güçlü ve çok çalışkan, ama bir o kadar da kırılgan ve içine kapalı bir adama dönüşür. Dünyanın hızına, insanların hırsına ve öfkesine yetişemez, aslında bunu istemez de. Dağların kocaman boşluğu içinde kaybolmak ona iyi gelir. Avusturya Alpleri’nde kendi dünyasında yaşayan Andreas, günün birinde Marie’ye âşık olur. Marie ilk çocuklarına hamileyken çığ altında kalarak hayatını kaybedince Egger her şeyi bırakıp evini terk eder ve savaşa katılır. Savaşta esir düşer, çalışma kampına gönderilir ve aradan yıllar geçer... Dağlarına, evine döndüğünde kurulan teleferik hattıyla modernizmin o yalın kırsalı nasıl ele geçirdiğiyle yüzleşmek zorunda kalır. Kendini yalnızlığıyla kuşatarak içindeki gerçeğe sığınan bir adamın hikâyesi bu. Basit olduğu kadar çarpıcı ve etkileyici, gücünü yalınlığından alan bir ömür... 2016 yılında Man Booker International Ödülü finalistleri arasına giren Bütün Bir Ömür, Feza Şişman’ın çevirisiyle... “Bütün Bir Ömür - bu kısa ama ihtişamla kurgulanmış romana bayıldım.” - Margaret Atwood “Okumanız iki saat sürse de unutmanız bir ömür alacak.” - Graham Robb “Bütün Bir Ömür, uzak bir vadideki yalıtılmış bir hayatı ve onu yavaş yavaş kuşatan modernizmi ustalıkla işleyen muhteşem bir roman.” - Ian McEwan “Her ayrıntı, her kelime, her cümle - her şey tam anlamıyla yerli yerinde. Böyle kısa bir romanda bunu başarmak, büyük bir yeteneğin göstergesi.” - Die Welt “İçten bir bilgelik ve ölçülü bir şiirsellikle biçimlenmiş anları ortaya çıkaran direkt bir tavır hâkim üsluba. Bu noktada bu romanın Almanya’da neden bu kadar ilgi gördüğünü ve neden bizim de buna ihtiyaç duyduğumuzu anlıyorsunuz: Bütün Bir Ömür, okurunu hayatını en iyi şekilde değerlendirmeye yönlendiriyor, ne olursa olsun.” - Sunday Telegraph
129.50 ₺ -
Budalalar Okulu
Kahramanımız, romanın anlatıcısı pek de sıradan bir karakter değil: Hayata Budalalar Okulu’ndan bakan bir şizofren ve onun iç sesi, “öteki”si... Lirik ve felsefi dili, şaşırtıcı ve esprili dönüşleriyle Budalalar Okulu, tüm beklentileri yerle bir eden bir roman. Kendini anlamaya / tanımaya adanmış bir arayışın öyküsü bu; yer yer gerçek hayatla kesintiye uğrayan, “öteki”nin müdahaleleriyle odağını kaybeden, ama asla vazgeçmeyen kahramanın, hayalle gerçeğin sınırlarında kaybolduğu macerası. Bir girdap gibi sürekli kendi içine dönen ve etrafındakileri de sürükleyen Budalalar Okulu, bir kaleydoskoptan dünyaya bakmak gibi. – Aklın ve dilin sınırlarını zorlayan, derin ve tutkulu bir bilinç akışı. Rus edebiyatının dönüm noktalarından Saşa Sokolov’un önemli eseri Budalalar Okulu, Sabri Gürses’in güçlü çevirisiyle...“Büyüleyici, trajik ve dokunaklı bir kitap.” - Vladimir Nabokov “James Joyce, Ulysses’in son bölümünü Rusça kaleme alsaydı, sonuç böyle olurdu.” – Vladimir Markov “Saşa Sokolov, Rus edebiyatı tarihinde yeni bir çağın habercisi.” – D. Barton Johnson “Budalalar Okulu, hiç şüphesiz ünlü Rus klasiklerinden biri olarak anılacak.” – Newsweek “Sokolov’un Budalalar Okulu, 20. yüzyıl Rus edebiyatının en önemli eserlerinden biri kabul edilmeli.” – Harvey Pekar, The Washington Post “Uzun zamandır Rusya’dan çıkan en orijinal, en iyi eserlerden biri.” – The Times Literary Supplement “Son 50 yılın Rusça yazan en iyi yazarı.” – Ex Libris Nezavisimaya Gazeta
173.90 ₺ -
Katip Bartleby Billy Budd
XIX. yüzyıl New York’unda, Wall Street’teki hukuk bürosunda çalışan tuhaf kâtip Bartleby’nin yaşamöyküsüdür bu. Huysuz kâtibin hayatını sekteye uğratan “özelliği”, “yapmamayı tercih etmesi”dir. Bartleby’nin kayıtsızlığı gün geçtikçe artarken patronunu da içinden çıkılmaz dertlere sürükler. Absürdizmin ve modernizmin başyapıtlarından Kâtip Bartleby, Amerikan edebiyatının da kült metinlerinden biridir. Herman Melville, bu eserinde özgür iradenin sınırlarını çizer. İyiyle kötünün, medeniyetle cehaletin, toplumla bireyin karşıtlıkları üzerine kurulu Billy Budd ise güçlü, yakışıklı, saf, temiz yürekli, genç bir gemicinin öyküsüdür. Güzelliğin ve masumiyetin sembolü Billy Budd’ın trajik hikâyesi, Herman Melville’in kaleme aldığı son eseridir. “Gökkuşağında morun bitip turuncunun başladığı yere kim keskin bir çizgi çizebilir? Renklerin birbirinden farklı olduğunu apaçık görürüz, fakat tam olarak nerede biri diğerine karışır? İşte akıllılık ile delilik de böyledir. Bazı bariz vakalarda şüphe söz konusu değildir. Fakat öne sürülen bazı durumlarda, farkın nispeten daha belirsiz olduğu bazı durumlarda çok az insan sınır çizgisini çizmeye kalkışır. Ancak işin uzmanları bunu ücret karşılığında yapabilir. Çünkü bazı insanların para karşılığında yapmayacakları iş yoktur.”
125.80 ₺ -
Albüm Yaprağı
“Hayat ne kadar korkunç... Yalnızlık çok güzel görünüyor. Yapraklar gibi savruluyoruz, kimse nereye düştüğümüzü bilmiyor, kimsenin umurunda değil hangi siyah nehrin bizi alıp götürdüğü...” Yalnız bir genç kadın, bunalmış bir anne, ilgiye muhtaç bir çocuk, âşık bir adam, ilgisiz bir koca... Derin bir gözlem gücüyle kahramanlarının iç çatışmalarına odaklanan Katherine Mansfield, bambaşka hayatlardan bambaşka sesleri ustalıkla yarattığı senfoninin bir parçası kılar. Bir yanı şiire bakan özgün üslubuyla öykülerini incelikle işlemiş, öznelleştirmiştir. İroni, zekâ, melankoli, korku, aşk, yalnızlık―insana dair birçok duygu ve durum; en gerçek haliyle eserlerini sarmalayan semboller ve karakterlerde hayat bulur. Yeni Zelanda’daki çocukluğu, Londra’daki okul yılları, ilişkileri, erken yaşta pençesine düştüğü tüberküloz ve tedavi süreci... Virginia Woolf, D.H. Lawrence, Bertrand Russell gibi büyük isimlerin çağdaşı, modern öykücülüğün en önemli temsilcilerinden Katherine Mansfield’ın yaşamındaki dönemeçler, öykülerinin berrak karakterleri üzerinden okunabilir. “Kıskandığım tek yazar.” - Virginia Woolf
148.00 ₺ -
Yarın 20 Yaşında Olacağım
Michel on yaşında. 1970’lerde Kongo’da yaşıyor. Annesi pazarda fıstık satıyor, babası Victory Palace Otel’de çalışıyor. Michel can dostu Lounès’la gökyüzünde süzülen uçakların rotasındaki uzak ülkeler hakkında konuşuyor. Kız arkadaşı Caroline’i, futbol takımının gözdesi Mabélé’den uzak tutmaya çalışıyor. Babasıyla radyoda dinlediği dünya bülteninden tanıdığı devrilen İran Şahı için endişeleniyor. René dayısı yüzünden kafası çok karışık. Kapitalist ve Marksistleri ayırt etmek bazen neden bu kadar zor oluyor? Tüm bunlar yetmezmiş gibi annesinin karnının kayıp anahtarını bulması gerekiyor... Devrim sonrası bir Afrika ülkesinde yaşanan hayat; geleneklerine bağlı halkın alışkanlıkları, sıcak kültürü ve renkli karakterlerle hayat buluyor. Fransızca edebiyatın en yetenekli ve üretken isimlerinden Alain Mabanckou’nun yaşamından öğeler de taşıyan Yarın Yirmi Yaşında Olacağım, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi J.M.G. Le Clézio’nun önsözüyle... “Dünyanın bütün çocukları gibi küçük Michel de bu kötülük, komedi ve umutsuzluk sarmalında kendine bir yer edinmek zorunda. [...] Sadece çocuklar geçmişin utançlarını silebilir ve geleceğin savurduğu tehditlerle savaşabilir. Küçük Michel de J.D. Salinger’ın The Catcher in The Rye (Çavdar Tarlasında Çocuklar) romanının kahramanı Holden Caulfield [...] gibi belleğimizde derin bir yer edineceğe benziyor.” J.M.G. Le Clézio “Tuhaf, muzip, hayat dolu...” Independent Sibel Kuşca'nın Fransızca aslından çevirisiyle...
203.50 ₺ -
Yuva
Amazon, Goodreads, Barnes and Noble, The Millions ve Buzzfeed listelerinde 2016'nın Öne Çıkan Romanı Center for Fiction - İlk Roman Ödülü Finalisti Kyung Cho, geçim sıkıntısıyla mücadele eden genç bir babadır. Yıllar içinde evlilikleri bir şekilde ayakta kalmayı başarmıştır. Ancak şimdi, aldıkları kararların sonuçlarıyla yüzleşmek zorundadır: Kyung, ailesi için endişelerine bir çözüm bulabilecek midir? Kyung’un ebeveynleri, Jin ve Mae lüks içinde bir hayat sürmektedir –Kyung’un da ailesi için istediği şeylerdir bunlar. Oysa kendi çocukluğu bu rahatlıktan çok uzak geçmiştir. Pahalı hobiler, özel dersler gibi tüm imkânlar önüne sunulsa da ebeveynlerinin sevgi ve ilgisinden uzak büyümüştür Kyung. Bu yüzden onlara yakın olmak en son istediği şeydir. Ancak bir gün tüm dengeler değişir: Maruz kaldıkları şiddet dolu bir saldırı sonucu Jin ve Mae, oğulları Kyung ve ailesinin yanına taşınmak zorunda kalırlar. Suçluluk duygusu ve öfke, gün geçtikçe herkesi kuşatır ve yıllar sonra ilk defa bir çatı altında toplanan aile, kaçınılmaz sorularla karşı karşıya kalır: Bir ev ne zaman “yuva”ya dönüşür? “Bir arada yaşamak” aile olmaya yeter mi? “Nefes kesici... Yun, yuvanın bir korunak, kan bağının da sevgi için yeterli olmadığını; ebeveynle çocuk arasındaki ilişkinin ne kadar girift olduğunu gözler önüne seriyor. […] Yuva gerçekten büyüleyici bir roman.” —The New York Times Book Review “Jung Yun’un Yuva’sını sadece beş saatlik bir uyku molası vererek aralıksız on dört saatlik bir okumayla bitirdim. Arkadaşlarımla seyahatteydim, ama kitabı bitirene kadar başka hiçbir şey yapmaya fırsat bulamadım! Yun o kadar özel bir roman yazmış ki, hikâye çok güçlü temeller üzerinde yükseliyor ve her sayfada daha zengin, daha muhteşem bir yapıya dönüşüyor; her sahne ustalıkla kurgulanmış...” —The Los Angeles Times Book Review “Jung Yun, Tolstoy’un ‘Her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır,’ fikrini alıyor ve Amerikan Rüyası’nın en tanıdık formuna yerleştiriyor: Bir ev sahibi olmak. Bu romandaki ebeveynlerin ve çocukların keşfettiği şey, ne ailelerinin ne de evlerinin onlar için bir yuva olacağı. Yuva, okuyabileceğiniz en iyi aile hikâyelerinden biri. Sürükleyici kurguya yerleştirilmiş sırlar sizi kitaba bağlıyor, okurken ilk sayfadan sonuna kadar elimden bırakamadım.” ―Viet Thanh Nguyen, Pulitzer Ödüllü The Sympathizer’ın yazarı “Sarsıcı ve dokunaklı... Bu karanlık aile hikâyesi, sorumluluk ve görevlerin ne anlama geldiğini, bunlar bireyin öz benliğiyle çarpıştığında ne olabileceğini katman katman kurgusu içinde açan bir başyapıt.” ―Times Literary Supplement “Nefes kesen bir ilk roman... Yuva, ebeveyn-çocuk ilişkisinin sivri köşelerini ve ‘aile’ uğruna feda ettiklerimizi mercek altına alıyor.” ―BuzzFeed
259.00 ₺ -
Yazarın Odası 2
Yarım yüzyıldan uzun bir süredir dünyanın en prestijli edebiyat dergilerinden The Paris Review’da yayımlanan röportajlar, edebiyat dünyasının gizli kalmış, bilinmeyen sırlarını okurlarla buluşturuyor. Dünya edebiyatına yön vermiş romancılar, öykücüler ve şairler, kendi başlarına bir tür olarak parıldayan bu röportajlarda bir araya geliyor. Edebî tavırları, hayat görüşleri, yazma alışkanlıkları, çevreleri, eserleri ve edebiyata dair görüşleriyle okura kendi dünyalarını aralayan bu muhteşem kadroda kimler mi var?.. Haruki Murakami, Toni Morrison, Orhan Pamuk, Alice Munro, Raymond Carver, Saul Bellow, Philip Roth ve Ezra Pound... Margaret Atwood’un önsözünden: “...Çoğu zaman yalnız olan yazarlar bu röportajlar aracılığıyla yalnız olmadıklarını fark ederler. Başkaları da şüpheye düşüyor, tıkanıyor ve sarpa sarıyordur; başkaları da zavallı ve ihmal edilmiştir; başkaları da amaçsız edebî tartışmalara sürüklenmiş ve basın tarafından karalanmıştır; başkaları da yoluna devam edip engelleri aşmış ve direnmiştir.” “En sevdiğiniz yazarla tanışmak istiyorsanız bir imza gününe ya da okuma etkinliğine gidersiniz. Ama onları gerçekten tanımak istiyorsanız The Paris Review röportajlarını okumalısınız.” —The Times “Hem yazarlar hem de okurlar için bir kutsal kitap niteliğinde. Edebiyat hakkında tutkulu olanların muhteşem sohbetleri.” —Observer “Yazarlar nasıl çalışıyor ve edebiyat nasıl hâlâ var olmaya devam ediyor diye merak edenler için vazgeçilmez bir kaynak.” —Daily Telegraph “Gizli cevherlerle dolu, edebiyata dair muhteşem bir derleme.” —Guardian “Bu röportajlar, edebiyatla ilgilenen her okur ve yazarın vazgeçilmezi olacak. İlham verici...” —Times Literary Supplement “Sahip olabileceğiniz en kapsamlı ve ihtişamlı röportaj projesi.” —New York Times
196.10 ₺ -
Dava
Kendi halinde bir banka memuru olan K. tuhaf bir suçla yargılanmak üzere daha da tuhaf bir tutukluk hali içinde bulur bir gün kendini. Genç adam, nasıl işlediğini anlayamadığı, garip hukuk sisteminin çözmeye çabasına girişir. Ancak olaylar ilerledikçe her şey içinden çıkılmaz bir hale bürünür. Birey ve otorite arasındaki çarpışmayı odağına alan Dava, labirentvari atmosferiyle "Kafkaesk" tanımını tam anlamıyla karşılayan gerçek bir başyapıttır.
129.50 ₺ -
Şato
Otoriteyle birey arasındaki güç çatışması, bürokrasi ve yabancılaşma kavramları üzerine odaklanan Şato; edebiyat tarihine damgasını vuran Franz Kafka’yı tüm yönleriyle yansıtır. Yazarın ölümünün ardından arkadaşı Max Brod tarafından yayımlanan kült roman, modern dünya edebiyatının öncü metinleri arasında yer alır. Tepedeki görkemli ve tuhaf şatonun kontu tarafından çağrılan genç mesahacı K., karlarla kaplı, isimsiz bir köye varır. Gizemli şatonun sakinleri şato kadar tuhaf ve kuralcı memurlardan oluşur. Köy halkının da bu memurlardan geri kalır yanı yoktur. Garip, insana yolunu şaşırtan, dışlayıcı ve tehditkâr tavırları, sadece K. değil, bütün köy halkı için hayatı yaşanmaz hale getirir. Tek istediği işini yapabilmektir K.’nın. Ama ne olduğunu anlayamadan kendini bürokrasinin çarkları arasında, gizemli bir labirentin ortasında bulur. K. yılmadan şatoya ulaşmaya, otoritenin merkeziyle yüzleşmeye çalışır; ancak her defasında köylülerle ve memurlarla karşı karşıya gelir. Son cümlesi dahi yarım bu hikâyede, K. kendi sonunu tayin edebilecek midir?..
185.00 ₺ -
Hayvan Çiftliği
Yaşlı Major bir rüya görür: Acımasız insanlar iktidardan düşer, zulüm yerini adalete ve eşitliğe bırakır, sömürü son bulur, özgürlük geri kazanılır. Devamında iyi yönetilmiş bir Ayaklanma ile hayal gerçeğe dönüşür. Beşer Çiftliği’nde eşitliğe dayalı bir hayvan cumhuriyeti kurulur. Ancak baştaki temel ilke ve idealler yalnızca bir süre için geçerliliğini koruyabilir… Zamanının ötesinde metinler kaleme alarak distopya türünün öncü isimlerinden biri haline gelen George Orwell, insanı ve onun egemenliğini sağlayan araçların eleştirisinden yola çıkarak baskıcı rejimleri, yozlaşmış siyasetçileri, güç ve iktidar arasında sıkışmış çelişkili insan doğasını sorgulayan politik bir parodi inşa ediyor. Tiranlığın manipülasyonlarına, idealizmin dönüşümüne, el değiştirse de cazibesini yitirmeyen otoriteye dair bir portre çiziyor. Hayvan Çiftliği, sömürüye, özgürlüğe ve kavramdan öteye geçmeyen adalete dair zamansız bir başyapıt. “Hayvan Çiftliği tarihin karanlık yüzüne dair büyük bir hiciv olma özelliğini hâlâ koruyor.” ―Malcolm Bradbury “Orwell’ın hicvi kapsamlı, zekice tasarlanmış ve incelikle kaleme alınmış.” ―San Francisco Chronicle “Hayvan Çiftliği, tüm politikaların trajikomedisini merkeze alıyor, aslında iktidarın yolsuzluğunun trajik komedisi.” ―The Guardian
66.60 ₺ -
Dolunay Kadınları
Umman'ın bir köyünden üç kız kardeşin hikâyesi bu: Kırık bir kalple evlenen Meyye, bir görevi yerine getirircesine evlenen Esma, her şeye rağmen sevdiği adamla evlenmeyi seçen Havle… Bu üç kadın ve ailelerinin hikâyeleri üzerinden hızla değişen Umman’ı, en zengininden en fakirine servet dağılımının alaşağı ettiği hayatları da okurla buluşturuyor Jokha Alharthi. Üç kız kardeşin aynı kader dokusundaki hikâyesi, farklı yollara doğru ilerlerken bu döngüyü kırmak için bambaşka hayatlar kurmaya çalışan çocukları, aynı göbek bağıyla bağlanmış gibi çemberi yeni baştan döndürüyor. Booker Uluslararası Ödülü’nü kazanan ilk Arapça roman olan Dolunay Kadınları, Jokha Alharthi’nin uluslararası arenadaki varlığına işaret ediyor. “Aklı da kalbi de ele geçiren bir roman… Yazarın titizlikle işlenmiş sanatı, okuru zengin bir hayal dünyasına davet ediyor – zaman ve ölümle ilgili derin soruları ve ortak tarihimizin rahatsız edici yönlerini ele alıyor. Irk, kölelik ve cinsiyet gibi toplumsal klişelere direnirken, üslubunu bir metafor olarak ustaca kullanıyor. Dolunay Kadınları, bizi kısıtlayan ve özgürleştiren güçler üzerine düşünmemiz için çağrıda bulunuyor.” ―Bettany Hughes, 2019 Booker Uluslararası Ödülü jüri başkanı “Bu romanın başarısı, toplumsal değişimi eskiden yeniye istikrarlı bir ilerleyiş olarak göstermekten ziyade çok daha karmaşık ve ufak çaptaki geçişler dizisi olarak yansıtmasında yatıyor. İnsana dair mücadeleler ve çelişkilerle dolu, Umman tarihine büyüleyici bir bakışa olanak sağlayan zengin, katmanlı ve iddialı bir çalışma.” ―Kirkus Reviews “Dolunay Kadınları’nın kuşaklara yayılan bir roman olduğunu söylemek Alharthi'nin yaptıklarını basitleştirir. Hikâye aynı zamanda geçen yüzyılda geleneksel, kırsal ve ataerkil Umman toplumunun nasıl değiştiğini ve dünyada köleliği kaldıran son ülkelerden birinin şehirli, petrol zengini bir Körfez devletine nasıl dönüştüğünü resmediyor. Yazar bunu sesten sese, düşünceden düşünceye, on yıldan on yıla, bazen tek paragraf bazense bir cümle içinde değişen bir biçemle yapıyor.” ―Aida Edemariam, The Guardian
177.60 ₺